- Organizasyonda yer alan her birey, projenin genel hedeflerini ve bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için kendilerine düşen payı (bireysel hedefleri) bilmelidir.
- Tüm çalışanlar hedeflere içtenlikle inanmalı, sahte görüş birliği olmamalıdır
- Misyon ve hedefin içselleştirilmesi için ara ara toplantılar yapılmalı
- Mevcut toplantıların sonlarında misyon ve hedefler hatırlatılmalı
- Çalışanlar ne için çalıştıklarını bilirlerse motivasyonları da daha yüksek olacaktır.
- Özellikle çalışanların içsel motivasyonlarının yüksek olması sağlanırsa verimlilik de artacaktır.
- Ekip hedefe kitlenmeli ve hedef ölçülebilir olmalı
- Tribüne oynayanlara prim verilmemelidir
- Kademeli ara hedefler oluşturulmalıdır
- Her projede iş sonu için zaman, maliyet, bütçe, kalite, İSG Hedefleri vardır. Ara dönemler için de iş programına bağlı hedefler oluşturulmalıdır
Verimli bir şantiye organizasyonu için dikkat edilmesi gereken hususlar
Organizasyonda;
- Ortak hedef ve misyon belirlenmeli
- İş ve işlevlerin oluşturulmalı
- Bireylerin seçimi titizlikle yapılmalı (olumlu, sorumlu, yapabilir),
- İş ve işlevlerin benzer niteliklerine göre bireylere dağıtılması, bireylerin yetkilendirilmesi ve koordinasyonun sağlanması
- Performans sistemi adil olmalı ve uygulanmalı.
- İletişim modelleri belirlenmeli ve iletişim olabildiğince şeffaf olmalı
- Organizasyon korku kültürü üzerine oturtulmamalıdır
Benim için hayatın anlamı
Benim için hayatın anlamı, gece yatağa yattığımda bugün harika şeyler yaptım diyebilmektir. Hayatın aslında basit, zor olanın bunu basitleştirebilmek olduğunu düşünmüşümdür hep.
Ömür boyu çocuk kalabilmenin formülü
İstediğiniz gibi bir hayat yaşayabiliyorsanız ömür boyu çocuk kalabilirsiniz.
Futbolu neden bu kadar çok seviyoruz?
Futbolu seviyoruz çünkü içinde adaleti fazla barındırmıyor. 🙂
Bu kadar işinin içinde neden üniversitede ders veriyorsun diye soran dostuma verdiğim cevap
İş hayatının dışında bir dünyanın olduğunu gördüğüm için üniversiteyi seviyorum, üniversitede de üniversitenin dışında bir dünya olduğunu anlatmaya çalışıyorum öğrencilerime. Biz hep küçük dünyalarımızın içine kapadık kendimizi, dışımızda nasıl bir hayatın olduğunu çok fazla bilmiyoruz daha da acısı merak etmiyoruz. Oysa ki, hayatı da, dünyayı da daha iyi anlamak için sahip olduğumuz tek dürtü, merak.
21. yüzyılın en önemli sorunu akıl vicdan uçurumu
21. yüzyılın en büyük sorunu insanın aklı ile vicdani arasındaki makasın tarihte hiç olmadığı kadar açılmış olması ve bir şekilde de açılmaya devam etmesi.
Bir tarafta üç boyutlu yazıcı ile kök hücre çoğaltıp, organ nakli yapabilecek bir dünya. İnsan aklının ölüme meydan okuyacak noktaya doğru hızla ilerliyor olması.
Bir tarafta da aylık 50 $’ın altında gelirle yaşamaya çalışan 2 milyara yakın insan. Yeryüzü kaynaklarının %90’ın %5 lik bir kesimin elinde olması ve bu adaletsizlikten vicdani olarak hiçbir rahatsızlık duymayan bir dünya.
İnsanın varoluşundan bu yana tarihin hiç bir döneminde akıl ile vicdan arasındaki açıklığın bu denli açılmadığını düşünüyorum. Aklıma Ingmar Bergman’a dünyanın içinde bulunduğu durum ile ilgili ne düşünüyorsunuz diye sorduklarında sadece üç kelime ile verdiği cevap geliyor: “Dünyayı vicdan kurtaracak”
Gücün getirdiği kölelik
Güce gereksinim duyan, sonunda güce ulaşsa da ulaşmasa da gücün kölesi oluyor.
Güleryüzlüler samimi saldırganlardır aslında
Freud, gülerken saldırganlığımızı dışarı attığımızı söyler; güleryüzlüler samimi saldırganlar oluyor bu durumda 🙂
Benim için televizyon ve medyanın anlamı
Televizyon ve medyayı beyni hacklemek için oluşturulmuş trojan virüslere benzetiyorum.