Sınırlı bir dünyada sınırsız bir büyüme olur mu?
Doğanın ve çevrenin yavaş yavaş yok olmasına ses çıkarmaz isek olur ancak.
Sınırlı bir dünyada sınırsız bir büyüme olur mu?
Doğanın ve çevrenin yavaş yavaş yok olmasına ses çıkarmaz isek olur ancak.
Savaşları anlatan tarih kitapları savaşlar sonrasında yaşanan acıları anlatmaz hiçbir zaman.
Bir çocuğa verilecek en önemli şey, onu sürekli düşmekten korumak değil, düştüğünde nasıl ayağa kalkacağını kendi kendisine öğrenmesini sağlayacak ortamları hazırlamaktır.
Hiçbir mesafe, eski bir fotoğrafın bizi şu andan alıp götürdüğü mesafeden daha uzak değildir.
Bütün hüsranlarımız değişmemek için gösterdiğimiz çabaların sonucudur.
Basitlikten daha güzel bir şeyi henüz icat edemedi insanoğlu.
“İnsanın öyle düşünceleri vardır ki arkadaşlarına anlatamaz hatta kendine bile anlatamaz” der Dostoyevski ve devam eder bir insan ne kadar iyi kalpli ise böyle düşünceleri de o kadar çok olur. Belki de insanı da, insanlığı da kurtaracak düşünceler, bu kendimizden dahi sakladığımız düşüncelerden çıkacaktır. İyi kalpli insanların içinde sakladıkları bu düşüncelerin dünyayı daha iyi bir yer yapacağına yönelik daha önce kimselerle paylaşmadığım böylesine naif bir düşüncem var…
Bir insanı anlamak için yaşamını değil uğruna yaşadığı şeyi incelemek gerekir çoğu zaman ikisi birbiriyle örtüşmez.
Bir insanı hızlı tanımak istiyorsanız beklentilerini, biraz daha derine inmek istiyorsanız da korkularını sorun. Beklentiler, olduğu, olmak istediği kişi ile ilgili yüzeysel ipuçları verir. Korkular ise her zaman için beklentilerden daha samimi, daha içtenlikli ve daha derinden gelen işaretlerdir. O açıdan bir insanın korkularını, beklentilerinden daha fazla önemserim.
Zor, sıradan insanların uydurduğu bir palavradır. Zor diye bir olguya hiçbir zaman inanmadım. 🙂