15 Temmuz Cuma Günü Çanakkale Mimarlar Odasında vereceğim seminer hakkında

15 Temmuz Cuma günü saat 17.00’de Çanakkale İnşaat Mühendisleri Odası ve Mimarlar Odasının ortaklaşa düzenlediği etkinlikte Çanakkale Mimarlar Odası’nda “Baş Ağrıtmayacak Bir Şantiye Organizasyonu İçin Neler Yapılmalı?” konulu bir seminer vereceğim, programı müsait olan tüm Çanakkale’li dostlarımı seminerime beklerim. İlkini İMO Eskişehir Şubesi’nde, ikincisi İMO İstanbul Şubesinde verdiğim bu seminerin Çanakkale’de de çok keyifli geçeceğini düşünüyorum. Nazik davetleri için İMO Çanakkale Şubesi, Mimarlar Odası Çanakkale Şubesi yöneticilerine ve Filiz Bahar a teşekkür ederim. Bu arada Çanakkale’ye geleceğimi öğrenir öğrenmez seminerime katılacaklarını ileten İTÜ’den 3 sınıf arkadaşım Nadide Çakır, Cüneyt Uysal ve Önder Çetin’e de ayrıca çok teşekkür ederim, mezuniyetimizden sonra hiç görüşme fırsatım olmamıştı, bu vesile ile arkadaşlarımla da hasret gidereceğim. 🙂

Yaşam, bir deneyim biriktirme oyunu

Yaşam, bir deneyim biriktirme oyunu. Biriken deneyimleri birer lego parçası gibi düşünürsek, onları birbirleri ile birleştirerek yeni bir şeyler ortaya çıkarıyoruz. Yaptıklarımız kırılıp döküldüğünde elimizde ne kadar çok deneyim parçası varsa o parçalardan daha farklı şeyler üretebiliyoruz. Hayat yıkıyor, biz yapıyoruz döngü böyle devam ediyor.

İnsanı ve insanlığı kurtaracak düşünceler

“İnsanın öyle düşünceleri vardır ki arkadaşlarına anlatamaz hatta kendine bile anlatamaz” der  Dostoyevski ve devam eder bir insan ne kadar iyi kalpli ise böyle düşünceleri de o kadar çok olur. Belki de insanı da, insanlığı da kurtaracak düşünceler, bu kendimizden dahi sakladığımız düşüncelerden çıkacaktır. İyi kalpli insanların içinde sakladıkları bu düşüncelerin dünyayı daha iyi bir yer yapacağına yönelik daha önce kimselerle paylaşmadığım böylesine naif bir düşüncem var…

Bir insanı kısa yoldan tanımak isteyenler için…

Bir insanı hızlı tanımak istiyorsanız beklentilerini, biraz daha derine inmek istiyorsanız da korkularını sorun. Beklentiler, olduğu, olmak istediği kişi ile ilgili yüzeysel ipuçları verir. Korkular ise her zaman için beklentilerden daha samimi, daha içtenlikli ve daha derinden gelen işaretlerdir. O açıdan bir insanın korkularını, beklentilerinden daha fazla önemserim.

20’li yaşlarda hissettiklerinizi anca 40’lı yaşlarda anlıyorsunuz

7 Kasım 2010 Tarihli Günlüğümden
İnşaat Mühendisi olup, dünyayı değiştirebilecegime inandığım o naif öğrencilik günlerimdeki en sevdiğim parçalardan biriydi Supertramp’ten Logical Song. Az önce dinlediğimde o günlere gittim yeniden.

20’li yaşlarda hissettiklerinizi anca 40’lı yaşlarda anlıyorsunuz. Onlar çok güzel hislerdi, benim internette ve meslekte yaptığım farklı projelerin de tetikçisi oldu bu duygularım. Bunlar insanı iyi besleyen çok güzel duygular sadece. Dünya tek bir insanın değiştiremeyecegi kadar kadar karışık bir yer. 🙂 Insan bırakın dünyayı kendini bile kolay kolay değiştiremiyor. :))

Ancak şunu iyi biliyorum ki, dünyayı değiştirmek isteyen rejim, düşünce ve tüm sosyolojik olguların yaptıkları buyuk bir hata var o da insanın ideal iyi bir tür olarak kabul etmeleri ancak maalesef insan kötü bir tür. Kapitalizm de bunu görüp, baştan insanın zayıflıklarını baz alarak bir sistem kurdugu icin bu kadar güçlü. Çok büyük afet, savaş vb gibi bir şey olmadan da insanlığın aklını başına toplayıp, iyi yönlerini öne çıkarıp yeni bir sistem kurabilecegine hiç inancım yok açıkçası. Tek iyimserliğim teknolojinin hizla gelişiyor olması, kurtarırsa teknoloji kurtaracak insanlığı bu çıkmazdan…