Yasam Sanatı = Sahip oldugun kaynakları (para,zaman vb.) doğru yoneterek mutluluğa erişmek. Mutluluğa eristikten sonra verimlilik yan ürün bence.
Özgeçmiş kelimesi yerine kullandığımız CV kelimesinin Latince açılımı Curriculum Vitae. Anlamı ise “Yasam Dersleri” 😊
Kadıköy’de Günbatımı 28 Temmuz 2016
Geleceğin işyerleri beyinlerimizin içi olacak
Yakın gelecekte mekana bağlı işyeri anlayışının yavaş yavaş kaybolacağını düşünüyorum. Geleceğin işyerleri beyinlerimizin içi olacak, artık beden istediği yerde olabilir. Yani bugün çok karşılaştığımız vucudu işe gelmiş ama kafası dışarıda olan çalışan tipi yok olacak. Tabii ki, şantiyeler bu kapsamın dışında kalıyor 🙂
Yazarlar ve yalnızlık düşünceleri
Kimimiz için ne kadar korkutucu olsa da, kimimiz için de yaratıcılığı besleyen bir sığınaktır yalnızlık. Bugünün dünyasında yalnız kalabilmek pek mümkün görünmese de, başka bir açıdan baktığımızda ise hepimizin kalabalıklar içinde yalnız olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla. Edebiyat dünyasında iz bırakan yazarların yalnızlık hakkındaki düşüncelerinden derlenmiş bu güzel çalışmayı blogumda sizlerle paylaşmak istiyorum.
*****
“Yazdıklarımı okurken hoş bir duyguya kapılmayacaksınız eminim, hepimiz daracık dünyalarımızda insanlardan kopuk yaşıyoruz çünkü. Gerçek hayata öylesini yabancılaşmışız ki, adını bile duymak istemeyiz.
Peki ama neden bazen olmadık, aptalca arzular peşinde koştururuz? Sebebini biz bile bilmiyoruz. Üstelik, bu olmadık isteklerimiz gerçekleştiğinde en çok zararı görecek olan da biziz. Deneyin isterseniz, içimizden birinin bağlarını çözüp, esaretini kaldırınız, emin olun, o yine esaret altına girmek isteyecektir. Bu yazdıklarımı okuduğunuzda kızgınlıktan ayaklarınızı yere vuracak ve: “Siz, kendi rezil hayatınızdan, kendi yeraltınızdan bahsedin!” diye bağıracaksınız. Hepinizi bu işin içine katarak kendimi kurtarmaya çalışmıyorum. Ben, sizlerin korkaklığınıza “ölçülü davranış” kılıfını geçirip, yarım bıraktığınız her şeyi sonuna kadar götürdüm. Hayatın gerçeklikleri ile sizden daha fazla yüz yüze geldim ben.
Etrafınıza şöyle bir göz gezdiriniz! Gerçek hayat denilen şeyin ne olduğunu, nerede olduğumuzu bilmiyoruz bile! Kitaplarımızı ve hayallerimizi elimizden alsalar, öylece ortada kalakalacağız. Neyi sevip nede nefret ettiğimizi bilemeyeceğiz. Etiyle, kemiğiyle gerçek birer insan olmak o kadar zor ki…”
Fyodor Mihailoviç Dostoyevski – Yeraltından Notlar
*****
“Eğer farklıysan, yalnızlığa mahkum oluyorsun.”
Aldous Huxley – Cesur Yeni Dünya
*****
“İçi insanlarla dolu büyük evler var karşıda, gene de tek odada bir başına olmak, bir evde yalnız yaşamak, yaşamın en önemli yanı, daha doğrusu: Kimi zaman yalnız kalabilmek mutluluğun ilk koşulu.”
Franz Kafka – Milena’ya Mektuplar
*****
“Bir Parti üyesinin ilke olarak hiç boş vaktinin olmaması ve yatak dışında hiç yalnız kalmaması gerekiyordu. Çalışmak, yemek yemek ya da uyumak dışında kalan zamanlarda mutlaka ortaklaşa bir etkinliğe katılmalıydı: Yalnızlıktan keyif aldığını gösteren herhangi bir şey yapması, dahası kendi başına yürüyüşe çıkması bile her zaman biraz tehlikeli olabilirdi.”
George Orwell – 1984
*****
“Sevmek, insanı yalnızlaştırıyor.”
Virginia Woolf – Mrs. Dalloway
*****
“Tıpkı bir kasırganın merkezindeki sakin bölge gibi durgun ve bomboştum, çevremdeki karmaşanın içinde yuvarlanıp gidiyordum.”
Sylvia Plath – Sırça Fanus
*****
“Fakat herkes bilir ki hayat, yaşanmak zahmetine değmeyen bir şeydir. Aslında otuz ya da yetmiş yaşında ölmenin önemli olmadığını bilmez değilim; çünkü her iki durumda da gayet doğal olarak başka erkeklerle başka kadınlar yine yaşayacaklar ve bu, binlerce yıl devam edecektir. Sözün kısası bundan daha açık bir şey yoktu. Şimdi ya da yirmi yıl sonra olsun, ölecek olan hep bendim.”
Albert Camus – Yabancı
*****
“İnsan hiçbir zaman büsbütün yalnız değildir dünyada. En kötü durumda, bir çocuğu, bir delikanlıyı ve zamanla olgun bir adamı, yani kendisinin eski bir halini bulur yanında.”
Cesare Pavese – Yaşama Uğraşı Günlük
*****
“Gerçeği söylemek gerekirse, insanlar yalnızlık denen şeyin aslında ne olduğunu, nereye varabileceğini pek bilmiyorlar. Her yığına, içinde dostluk var gözüyle bakılmamalı; insanların yüzleri bir resim galerisinden öteye bir anlam taşımayabilir, konuşmalar da bir zilin çınlaması gibi olabilir.”
Francis Bacon – Seçme Aforizmalar
*****
“Gece burada tek başına bir adam düşün, işte ya kitap okuyor ya da bir şeyler düşünüp öylece oturuyor. Bazen düşüncelerini birine söylemek ister doğru mu yanlış mı diye ama kimsesi yoktur işte. Bir şey görünce bile onu gördüğünden tam emin olamaz gösterecek kimsesi olmadığından. Yanındakine dönüp ‘Gördün mü sen de’ diye soramaz ki. Bilemez ne gördüğünü. Soracak kimsesi yoktur ki.”
John Steinbeck – Fareler ve İnsanlar
*****
“Çünkü yalnızlık, anılarını ayıklamış, yaşamın yüreğinde biriktirdiği özlem dolu süprüntüleri yakmış, geriye en acı anıları bırakarak, onları arıtmış büyütmüş, sonsuzlaştırmıştı.”
Gabriel Garcia Marquez – Yüzyıllık Yalnızlık
*****
“Eğer kendi yalnızlığımızı kucaklayamazsak, inzivaya karşı kalkan olarak başka birini kullanırız.”
Irvin D. Yalom – Nietzsche Ağladığında
*****
“Yalnızlığını kalabalıkla doldurmasını bilmeyen kişi, telaşlı bir kalabalık içinde yalnız olmasını da bilmez.”
Charles Baudelaire – Paris Sıkıntısı
*****
“İnanın bana, yalnız kalmanın nasıl bir his olduğunu bilirim. Dünyadaki en kötü yalnızlık, yanlış anlaşılmaktan ötürü yalnız bırakılmaktır. İnsanın gerçekle bağlarını koparabilir.”
Dan Brown – Cehennem
*****
“Kim ki bu yalnızlık karşında büyülenmemiştir, resmin güzelliğini anlayamaz. Anlıyorum derse, yalandır.”
Jean Genet – Giacomettinin Atölyesi
*****
“Kavuştuğu özgürlüğün ortasında birden şunu fark etmişti ki özgürlüğü ölümdü.
Tek başına kalmıştı, dünya onu korkunç bir şekilde kendi haline bırakmıştı; insanlar onu ilgilendirmemeye başlamış, hatta kendisi bile kendisini ilgilendirmez olmuştu.
Dış dünyayla ilintisizliğin ve yalnızlaşmanın giderek büyüyen havasızlığında yavaş yavaş boğulmaya başlamıştı.
Çünkü artık ortada öyle bir durum vardı ki, yalnızlık ve bağımsızlık, istek ve amacı olma özelliğini yitirmiş, onun yazgısına ve mahkumiyetine dönüşmüştü.
İçi özlem ve iyi niyetle dolup taşarak kollarını uzatıp bağlanmalara ve birlikteliklere hazır olduğunu açıklaması boşunaydı, artık tek başına bırakılmıştı.
Davetler, armağanlar, sevimli mektuplar alıyorsa da kimse onun yanına fazla yaklaşayım demiyor, kimseyle bağlantı kuramıyor, yaşamını paylaşmaya istekli ve yetenekli biri çıkmıyordu.
Yalnızlık atmosferiyle, sessiz bir atmosferle sarılıp kuşatılmıştı; çevre elinden kayıp gitmiş, başkalarıyla ilişki kurmasını önleyen ve hiç bir istem, hiç bir özlemle giderilemeyen bir güçsüzlük üzerine çullanmıştı.”
Hermann Hesse – Bozkırkurdu
*****
“Tanrı varsa, -ki ben olmadığına gerçekten inanıyorum-, insan aklının sınırları olduğunu da bilir. Yoksulluğu, haksızlığı, açgözlülüğü, yapayalnızlığı, bütün bu karmaşayı o yaratmadı mı? Mutlaka çok iyi niyetlerle girişmiştir bu işe, ama sonuçlar bir felaket. Tanrı varsa bu dünyayı erkenden terk etmeyi seçen yaratıklara karşı cömert davranacaktır, hatta bizi burada vakit harcamaya zorladığı için özür bile dileyebilir.”
Paulo Coelho – Veronika Ölmek İstiyor
*****
“Yalnızsın. Yalnız bir adam gibi yürümeyi, aylak aylak dolaşmayı, sürtmeyi, bakmadan görmeyi, görmeden bakmayı öğreniyorsun. Saydamlığı, hareketsizliği, varolmayışı öğreniyorsun. Bir gölge olmayı ve insanlara sanki hepsi birer taşmış gibi bakmayı öğreniyorsun…”
Georges Perec – Uyuyan Adam
*****
“Ne istediğini bilememenin aslında son derece doğal olduğunu anlayıncaya kadar kızdı kendine. Sadece bir tek hayat yaşadığımız için bu hayatı öncekilerle karşılaştıramaz ya da kusurlarımızı gelecekteki hayatlarımızda gideremeyiz; bu nedenle de ne istediğimizi bilemeyiz.
Tereza’yla olmak mı daha iyiydi, yalnız olmak mı?
Karşılaştırma fırsatı olmadığı için hangi kararın daha iyi olduğunu sınamanın yolu yok. Olaylar nasıl gelişirse öyle yaşıyoruz, önceden uyarılmaksızın, rolünü ezberlemeden sahneye çıkan bir tiyatro oyuncusu gibi. Yaşam öncesi ilk prova yaşamın ta kendisiyse, ne değeri olabilir yaşamanın? Yaşamın hep bir taslak olması bundandır işte.”
Milan Kundera – Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
*****
“Yalnızlığı sevmeyen özgürlüğü de sevmez. kişi ancak yalnız olduğunda özgürdür çünkü.”
Arthur Schopenhauer – Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar
*****
“Çok şey istemiyordum hayattan, sadece yalnız bırakılmak…”
Charles Bukowski – Ekmek Arası
Çalışırken de, tatildeyken de yanımızda bulundurmamız gereken 2 şey
Çalışırken de tatildeyken de yanımızda bulundurmamız gereken 2 şey: Kendimiz ve yaşadığınız an, gerisi halledilir.
Yalanı Nasıl Anlayabilirsiniz?
İlişkilerde yaşattığı sıkıntıları bir yana bırakalım, firmalara en çok para kaybettiren unsurların belki de en başında gelir yalan. Bu yalanları nasıl anlayabiliriz diye internette bir araştırma yaptım ve yaklaşık 5 dakikalık konuyu çizgi film üzerinden çok iyi özetleyen bir video ile karşılaştım. Videoyu seyrederken aldığım notları aşağıda sizinle paylaşmak istiyorum.
Yalancılar yalan söylerlerken kendilerine daha az gönderme yaparlar. Sıklıkla 3.şahıslar ve diğerleri üzerinden daha çok konuşurlar.
Yalancılar daha negatif olma eğilimindedirler. Çünkü bilinçaltlarında yalan söyledikleri için suçluluk hissederler.
Beynimiz karmaşık bir yalan yaratmakta zorlandığı için yalancılar genel olarak olayları basit terimlerle anlatırlar. Eski bir ABD Başkanının bir keresinde ısrarla söylediği gibi “O kadınla herhangi bir cinsel ilişkim yoktur. Yargılama ve değerlendirme beynimizin hesaplaması için karmaşık şeylerdir.
Yalancılar betimlemeleri basit tutsalar da gereksiz kelimeler, yalanı desteklemek için ilgisiz ama kulağa gerçekçi gelen detaylar kullanarak daha uzun ve karmaşık cümleler kurma eğilimindedirler.
Özetle yalanı fark edebileceğimiz 4 kriter vardır.
Öz-imlemeler
Olumsuz dil
Basit açıklamalar
Karmaşık Dil
Videoyu izleyebileceğiniz link
http://1insaat.biz/2015/03/30/bir-insanin-yalan-soyledigini-nasil-anlarsiniz/
Yakıtınız hırsınız mı, hevesiniz mi?
Hırsınız sizi hızlandırıp, bitkin düşürebilirken, hevesiniz kondisyonunuzu artırıp daha uzun süre yolda kalmanızı sağlar. Sonuç odaklı iseniz hırsınızı, süreç odaklı iseniz hevesinizi besleyin
Sadece seçeneklere boyun eğmek zorunda olmayanlar özgür olabilir
“Ancak seceneklere boyun egmek zorunda olmayanlar ozgur olabilir” demiş Alman Felsefeci Adorno 1966’da. Son 40 yıldır egitim sistemimizi tamamen test sistemine odaklayarak, isteyerek ya da istemeyerek de olsa özgür olmayan bir neslin yaratılmasına büyük katkı sağladığımızı düşünüyorum.
Kaygı nedir?
Kierkegaard 19. yüzyılda ‘kaygı nedir?’ sorusuna, “gelecek gündür” cevabını verir. 21 yüzyılda yaşasaydı, cevabı herhalde ‘bugündür’ olurdu. 🙂
Tarihte iz bırakmış insanların ölmeden önce söyledikleri son sözler
Ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum ama hayatta iken çok şey söylemiş bu kişilerin son sözlerini cafrende.org sitesinde görünce blogumda sizlerle paylaşmak istedim. Tarihçiler tarafından yeryüzüne gelen en zeki insanlardan biri olduğu kabul edilen Leonardo Vinci’nin “Çalışmalarım olması gereken kaliteye erişmediği için Tanrıyı ve insanlığı gücendirdim.” sözü çok şeyi başardığına inanan insanların hayatlarını tekrar gözden geçirmeleri gerektiğini düşündürüyor bana.
Küçük dipnot: Çevirileri çok beğenmedim, bazı sözler de sanki ölüm anında değil de hastalık sırasında daha önce söylenmiş gibi sanki.
Adolf Hitler: Cesedimi Ruslar’ın eline asla vermemelisiniz, beni Moskova’da heykel yaparlar.
Adnan Menderes: Hiç küskün değilim. Hiçbir kırgınlığım yok.
Puşkin: Hayat bitti. Biten hayat, nefesim sıkışıyor… Bir şey eziyor beni!..
Ali İsmail Korkmaz: Vurmayın öldüm.
Alparslan Türkeş: Evladım şu camı açar mısın biraz? Çok sıcak oldu.
Anton Çehov: Çok zamandır şampanya içmemiştim.
Barbaros Hayreddin Paşa: Öldüğüm zaman beni deniz sesi işitecek bir yere defnediniz.
Benito Mussolini: Beni göğsümden vurun.
Caligula: Yaşıyorum. (Kendi askerleri tarafından öldürüldüğü sırada.)
Deniz Gezmiş: Yaşasın tam bağımsız Türkiye. Yaşasın Marksizm-Leninizm’in yüce ideolojisi. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi. Kahrolsun emperyalizm. Yaşasın işçiler, köylüler!
Desiderius Erasmus: Bağışla Tanrım.
Dursun Karataş: Her şey çok güzel olacak.
Emily Dickinson: İçeri girmeliyim, sis yükseliyor.
Ernesto Che Guevara: Buraya beni öldürmeye geldiğini biliyorum. Vur beni korkak! Yalnızca bir adam öldürmüş olacaksın.
Eugene Delacroix: Mezarıma ne resim ne heykel ne de fotoğraf, hiçbir şey koymayınız.
Fatih Sultan Mehmet: Hekimler, bana niçin kıydınız?
Franz Joseph Haydn: Bu müthiş harp beni bitirdi.
Friedrich Engels: Gidiyorum! (Otel odasında yazdığı makalenin son satırına yazmıştır.)
Gabriele D’Annunzio: Sıkıldım, sıkıldım.
George Bernard Shaw: Beni bir antika olarak saklamaya çalışıyorsun ama işim bitti, öleceğim. (1950, hemşireye hitaben söyledikleri.)
George Gordon Byron: Her şey bitti, artık çok geç.
Giordano Bruno: Ölümümü bildirirken siz benden daha çok korkuyorsunuz.
Goethe: Biraz daha ışık!..
Hart Crane: Hepiniz hoşçakalın.(ABD’li şair, 1912, intihar etmek için gemi güvertesinden atlarken.)
Hüseyin İnan: Ben şahsî hiçbir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım. Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım. Bundan sonra bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum. Yaşasın işçiler, köylüler ve yaşasın devrimciler. Kahrolsun faşizm.
Immanuel Kant: İşte bu iyi.
İvan Sergeyeviç Turgenyev: Aşklarım, elveda, benim beyazımsılarım.
Jane Austen: Ölmek dışında hiçbir şey istemiyorum.
John Wayne Gacy: Ölüm kıçımı öp. (Kendi nabzını ölçerken söyledikleri.)
Julius Sezar: Sen de mi Brütüs?
Kanuni Sultan Süleyman: Ben ölünce bir elimi tabutumun dışına atın. İnsanlar görsünler ki padişah olan Süleyman bu dünyadan eli boş gitmiştir.
Katherine Mansfield: Sanırım, öleceğim. Yağmuru seviyorum. Yağmurun yüzüme değmesine bayılıyorum.
Konrad Adenauer: Ağlayacak bir şey yok.
Leonardo da Vinci: Çalışmalarım olması gereken kaliteye erişmediği için Tanrıyı ve insanlığı gücendirdim.
Lev Troçki: Dördüncü Enternasyonal’in zaferinden eminim, ileri!
Ludwig van Beethoven: Komedi bitti.
XIV. Louis: Siz benim ölümsüz olduğumu mu sanıyordunuz? (Ölüm döşeğinde, oda uşağının ağlaması üzerine.)
Louisa May Alcott: Bu menenjit değil mi?
Mahatma Gandhi: Aman tanrım!
Mahir Çayan: Teslim olmuyoruz, Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik, Gelin teslim alın bakalım.
II. Mahmud: Ah kahpe İngiliz, en nihayet eserimi tamamlayamadan benim de canıma kıydın.
Marco Polo: Kimse bana inanmayacağı için, gördüklerimin yarısını bile anlatmadım.
Marilyn Monroe: Hoşçakal de Pat, hoşçakal de Jack ve kendine hoşçakal de, çünkü hoş bir adamsın.
Metin Lokumcu: Hadi al, kurtar memleketi.
Mimar Sinan: Biz hizmetimizi Allah için yaptık ve mükafatını da ahirette bekliyoruz.
Muammer Kaddafi: Bana yaptığınız haramdır, siz günah işliyorsunuz evlatlarım ben sizin babanızım, bu olamaz haram nedir bilmiyorsunuz?
Namık Kemal: Biraz dinleneyim.
Necip Fazıl Kısakürek: Demek böyle ölünürmüş.
Necmettin Erbakan: Hakka yürüyoruz Hoca.(Eski Diyanet İşleri Başkanı Lütfi Doğan’a hitaben.)
Nikolay Gogol: Bir merdiven çabuk bir merdiven getirin.
O’ Henry: Yakın ışıkları. Eve karanlıkta gitmek istemiyorum.
Oscar Wilde: Ya duvar kâğıdı gidiyor ya da ben.
Peyami Safa: İşte bu fena. (Boğazından muzdaripti. Kan gelince söyledikleri.)
Prenses Diana: Tanrım. Ne oldu? (31 Ağustus 1997, bir trafik kazasında ağır yaralandıkdan sonra söyledikleri.)
III. Richard: At! At! Bir ata krallığımı veririm!
Saddam Hüseyin: Erkek olun, erkek! (Irak devlet başkanı. İdama götürülürken bu sözü yüzüne karşı “Yaşasın Sadr” diye bağıran cellatlarına söylemiş.)
Simón Bolívar: Lanet olsun, bu labirentten nasıl çıkacağım!
Şeyh Edebali: Asıl ölüm, ilimden payını almayanlaradır. Faydalı ile faydasızı bilenler bilgi sâhipleridir.
Thomas More: Çıkmama yardım ediniz, inerken nasıl olsa yalnız kalacağım. (İdam sehpasına çıkarken cellada son sözleri.)
Thomas Wolfe: Tamam, Mabel, geliyorum. (ABD’li yazar, 1938, ölmüş karısına hitaben)
Victor Hugo: Siyah bir ışık görüyorum.
Vidkun Quisling: Ben haksız yere mahkum ediliyorum ve masum bir şekilde ölüyorum. (Norveç Faşist Partisi genel başkanı)
Vito Corleone: Hayat öyle güzel ki… (The Godfather filmi ve romanının baş kahramanı, büyük mafya lideri.)
Voltaire: Bırakın sükun içinde öleyim.
Winston Churchill: Her şey canımı sıkıyor.
Wolfgang Amadeus Mozart: Ölümün tadı, dilimin ucunda. Bu dünyadan olmayan bir şey hissediyorum.
Yahya Kemal Beyatlı: Ölmek kaderde var; yaşayıp köhnemek hazin, bir çare yok mudur buna ya Rabbelalemin?
Yusuf Aslan: Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için bir defa ölüyorum. Sizler, bizi asanlar şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz. Biz halkımızın hizmetindeyiz. Sizler Amerika’nın hizmetindesiniz. Yaşasın devrimciler! Kahrolsun faşizm!
