Mutluluğa giden tek bir yol yok. Herkes bir çok farklı yoldan mutluluğa erişebilir. Kendini iyi tanıyan ve “ben kimim”, “ben ne istiyorum” sorularına doğru cevapları bulan birinin mutlululuğa ulaşamaması mümkün değil diye düşünüyorum. Ancak mutsuzluğa giden yollar çok daha belirgindir. Bu yolların en belirgini ise insanın yanlış hedefler peşinde yaşamını tüketmesine neden olanıdır. Pekiyi bu yanlış hedefler neden seçilir dersek, cevabı basit bence. İnsanın kendini yeterince anlayıp tanımaması, kendine özgü olmaktan korkup, çoğunluğun gittiği yolları takip etmesi, yolun sonunda da çaresiz bir akıl tutulması yaşaması.
Category Archives: Genel
Mutsuzluklarımız da evlerimizin mimarisi de, birbirine benziyor…
Mutsuzluklarımız da evlerimizin mimarisi de, birbirine benziyor. Yoksa sakın bu planların benzerliğinden kaynaklanmasın mutsuzluğumuz da?
Eskiden her evin kendine göre bir gizemi, farklılığı vardı. İçeriye girince her ev bir farklı gelirdi insanın gözüne. Şimdi benzer mimari planlarla üretilen konutlarda insanı şaşırtan hiç bir şey yok. Elinizle koymuş gibi tuvaletin yerini bulabiliyorsunuz. İç dekorasyon da fabrikasyon IKEA veya benzeri mağazalardan, sıkıcı ve kasvet veren bir aynılık var evlerimizde. Alain De Botton, “Mutluluğun Mimarisi”nin ilk sayfalarında bir mekana girince o mekanın iç dekorasyonundan orada yaşayan insanların mutlu olup olmadıklarını anlarım der. Ben de girdiğim mekanları insansız görebilme fırsatım olabilirse içinde yaşayan insanlara yönelik çıkarsamalarda bulunabiliyorum.
Düşüncem odur ki; Benzer mimari planlar, benzer mutsuzlukları tetikliyor, mutsuzluklar da benzeri mimari planları ve bu döngü böyle devam edip gidiyor.
Yanlış yapılan noktadan bakabilmeyi öğrenmek
Okullarda hep doğruları öğretirler, şunları, şunları yapın, her şey yolunda gidecektir derler. Oysa ki beyin olumsuzluklara karşı çok daha duyarlıdır. Bunları, bunları yaparsanız başınıza bunlar gelir, tüm bu yanlışlara neden olan aslında bunlardır diye anlatırsak, anlatacaklarımıza yönelik farkındalık daha da artacağı gibi öğrencilerimizi başlarına gelecek olumsuzluklara karşı da çok daha iyi hazırlamış olacağız. Sanayi devrimi sonrası oluşturulan eğitim sistemi, insanın iyi bir tür kabülüne göre kurgulanmış ancak ne yazık ki insan özellikle gezegene ve birbirlerine yaptıklarına baktığımızda eğitim sisteminin kabul ettiği kadar iyi bir tür değil…
Beyin açıcı bir tavsiye :)
Televizyon seyretmeyi bırakın, yaklaşık 2 yıl sonra beyniniz tamamen açılıyor aynı sigarayı bıraktıktan sonra ciğerlerin açılması gibi…
Hayatımızı yöneten 2 korku
Gelecek korkusu adına bir yaşamı feda edip, yeterli paraya ulaştıktan sonra başka bir korku ile tanışıyoruz; “parayı kaybetme korkusu”. Bu sefer de bu yeni korkumuz bizi yönetmeye başlıyor. Çözüm mü, çok basit, korkularımızın bizi değil, bizim korkularımızı nasıl yönetebileceğimizi öğrenmek. Dünyayı daha iyi anlamak, kendimizden daha iyi bir ben yaratabilmek, önceliklerimizi doğru belirlemek, yaşananlardan doğru dersleri çıkarmak, varoluşumuzu nerede, ne yaparak buluyorsak o noktada durup, tüm bunların bir listesini çıkarmak.
Sürdürülebilir konforun tüyler ürpertici çekim alanı
Eskilerin söylediği güzel bir söz var; “Allah gördüğünüzden ayırmasın”. Bu çağda o kadar çok şey görüyoruz ki aman onlardan ayrılmayalım, konforumuzu sürdürmeye devam edelim derken kaybettiklerimizin bedelini hesap edemiyoruz. Bu hesabı bir kere masaya yatırdığımızda bizi yer yer tutsak eden bu konforun ne kadarını sürdürmemiz, ne kadarından vazgeçmemiz gerektiği ortaya çıkacak. Daha da güzeli kaybettiklerimizin bir kısmını yavaş yavaş tekrar kazanmaya başlayacağız.
Egoları yönetebilmek ya da egolar tarafından yönetilmek
Başarılı mı olmak istiyorsunuz, işte size basit bir formül: Erken yaşlarda kendi egonuzu ve başkalarının egosunu yönetebilmeyi öğrenin.
Bütün iş hayatınız, bu egoları yönetebilme mücadelesi ile geçecek. O ilanlarda aranan tecrübe aslında sizin kazandığınız egoları yönetebilme beceriniz. İsterseniz 10 yıllık tecrübeniz olsun, egoları yönetmeyi öğrenemedi iseniz çok da işinize yaramaz o 10 yıllık birikim.
Gençlik yıllarınız çevrenizdeki insanların egolarını yönetmekle geçiyor, zaman ilerledikçe siz de bir yerlere geliyorsunuz, bu sefer kendi egonuzla baş etmeye çalışıyorsunuz. Bu iki azılı mücadeleden galip gelenler istedikleri noktalara gelip, istedikleri yaşamı yaşayabiliyorlar, geri kalanlar mı onlar hep söylenerek tüketiyorlar yaşamlarını.
İş hayatında kaybettiren 4 cümle
İş hayatında kaybettiren 4 cümle:
1)Daha zaman var
2) Sonra yaparız
3) Kim uğraşacak
4)Benim işim değil
Hangi kitap iyidir, hangi film seyredilmelidir diye düşünenler için kısa bir not
Okuduğunuz kitap, seyrettiğiniz film sizin dünyayı daha iyi anlamanıza ve beraberinde dünyayı daha güzel bir yer yapmanıza imkan veriyor mu? Bu soruya evet diyebiliyorsam, o kitap, o film iyidir benim için. Yoksa eleştiri yazarlarının öyle uzun uzun yazdıkları fazla da etkilemez beni.
Dünya’da en uzun süre faaliyet gösteren şirket, bir inşaat firması

Bugün öğrendim; dünya’da en uzun süre faaliyet gösteren şirket 578 – 2006 arası (1428 yıl) faaliyet göstermiş Kongō Gumi isimli bir Japon inşaat firmasıymış. Kore’den Japonya’ya bir budist tapınağı inşaatı için göç eden aile 40 kuşak boyunca firmayı yönetmiş. Şirket 2006’da Asya krizinde iflas etmiş, daha sonra firmayı Takamatsu firması satın almış.