Fenerbahçe’nin kupa yenilgisi sonrası

Fenerbahçe, bu gece kupayı kaybetti ama belki de geleceğini kazandı. Bu saatten sonra Aziz Yıldırım istediği kadar transfer yapsa da, teknik direktör kovsa da, abuk sabuk basın toplantıları düzenlese de, onu bunu suçlayıp azarlasa da camianın tamamının güvenini kaybetmiş durumda. Başkan kaldığı sürece çok ciddi protestolarla karşı karşıya kalacağını ve uzun süre görevinde kalamayacağını düşünüyorum. Futbolcuların, bugünkü isteksizlerinin arkasında başkandan kurtulmaya yönelik böyle bir düşünce de olabilir. Fenerbahçe’nin kurtuluşu için ellerine bu maçtan daha güzel bir fırsat geçmeyecekti. Aziz Yıldırım, taraftar ile inatlaşarak bir süre daha başkanlıkta kalmaya çalışıp muhtemelen gelecek sezonu da kupasız bitirmemize neden olacak olsa da artık onun için yolun sonu göründü. Ne diyelim darısı… 🙂

Beşiktaş’ın şampiyonluğu ve Fenerbahçe’nin 2.liği üzerine…

Tüm Beşiktaş’lı dostlarımı tebrik ederim. Bu sezon en iyi topu oynayıp, en güzel mücadeleyi yaptılar ve hakederek, keyifli bir şampiyonluğa ulaştılar. Biliç döneminde oluşturulan takım iskeletinin üzerine yapılan takviyelerle harika bir takım ortaya çıktı. Böyle bir takımın geleceğinin işaretlerini 2-3 sezondur veriyordu Beşiktaş. Bu kadroyu ve teknik ekibi korurlarsa önümüzdeki sezonlarda da Beşiktaş’ın elinden şampiyonluğu almak kolay olmayacak. Fenerbahçe’ye gelirsek, herkesin aksine ben büyük bir başarı beklemiyordum, bu sezon için. Toplama oyuncularla oluşturulan bir takımın, istediği kadar yıldız oyuncusu olsun, bir yıl içinde ruhu olan bir takım olabilmesi hiç kolay değil. Zaten takım olmayı beceremediğimiz için şampiyonluğu kaybettik, yoksa kötü futbol oynadığımızdan değil. Belki Beşiktaş bu kadar iyi top oynamasa şampiyon olabilirdik ama bu bizim başarımızdan değil rakiplerimizin başarısızlığından gelen bir şampiyonluk olacaktı. O açıdan ben faturayı birilerine kesme telaşını doğru bulmuyorum. Bu arada Aziz Yıldırımın yaptığı tüm açıklamaları yanlış buluyorum, hepsi durumu analiz etmekten çok uzak söylemler. Bu açıklamalar Fenerbahçe’ye en büyük zararı veriyor. Aksine birkaç uyum sağlayamayan oyuncuyu gönderip kalan oyunculara takviye yaparak teknik ekibin ve oyuncuların korunması gerektiğini düşünüyorum. Bu takımı tamamen bozup yeniden takım kurarak başarıya ulaşmak mümkün değil. UEFA’dan elenene kadar Fenerbahçe’nin çok iyi top oynadığı maçlar oldu ama takım ruhunun olmamasının sıkıntısını hep yaşadılar. Tüm bir sezonun son haftalarda oynanan maçlara göre değerlendirilmesini çok yanlış buluyorum. Ben ne dersem diyeyim, fatura yine yanlış insanlara çıkarılacak ve gelecek sene işimiz çok daha zor olacak. Belki de sadece Fenerbahçe’nin değil bu ülkenin kaderi böyle. Bir şeyleri bir şeylere karıştırmadan sakin değerlendiremiyorumuz hiçbir şeyi.

Tiyatro oyunu tadında bir ders

Sevgili Tolga Çıklaçiftçi ile tiyatro oyunu tadında bir ders yaptık bu akşam. Bize biçilen rolleri, bireysel ve toplumsal etiketlendirmelerimizi ve tüm bunlar üzerinden iletişimi farklı bir bakış ile yeniden değerlendirdik. 
Daha iyi bir dünyaya giden yolun yeni bakış açıları üzerinden olacağına dair inancımızı biraz daha tazeledik. Bize zamanı unutturan, hayatlarımıza rollerimiz üzerinden daha bir farklı bakma imkanı sağladığın bu güzel ders için bir kez daha teşekkür ediyorum sana Tolga Çıklaçiftçi 😊

   
    
   

Diksiyon, iletişim, iş yaşamının bize biçtiği roller ve hayat üzerine bir seminer

Beykent Üniversitesi’ndeki bu haftaki yapım yönetim dersimizde İnşaat Mühendisi, Tiyatrocu, Sinema Oyuncusu sevgili dostum Tolga Çıklaçiftçi ile diksiyon, kendini ifade etme, iletişim, mühendislik ve hayat üzerine keyifli bir seminer planladık.
Siz de benim gibi tüm kapıların kendini iyi ifade etmekle açılabileceğini düşünüyorsanız, Tolga’nın da dediği gibi “Hepimiz baş rolünde kendimizin olduğu bir senaryonun oyuncularıyız” diyorsanız sizi 3 Mayıs Salı günü saat 19:00’da Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesi’ndeki diksiyon, iletişim, iş yaşamının bize biçtiği roller ve hayat üzerine konuşacağımız bu keyifli seminerimize bekliyorum.
Seminerle ilgili en güzel ipucunu Tolga’nın satırlarında bulabilirsiniz 🙂
Hepimiz baş rolünde kendimizin olduğu bir senaryonun oyuncularıyız.
Bizim dışımızdaki herkes yardımcı rol ya da figüran…
ve kendi rolünüze gölge düşürecek bir başka role tahammülümüz yok.
Aslen bu yanılsamadan kurtulup, büyük senaryoda başrolün henüz yazılmadığını algılasak,
reji çok daha kolay akacak…
“Bir gün bir oyun oynadım ve hayatım değişti.” Sonuçta herkes bilse de, bilmese de rol yapar
Konu: Diksiyon, iletişim, iş yaşamının bize biçtiği roller ve hayat üzerine bir seminer
Konuşmacı: İnşaat Mühendisi, Tiyatrocu Tolga Çıklaçiftçi

Tarih: 03 Mayıs 2016 Salı Saat: 19.00

Yer: Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesi Adem Çelik Amfisi (Giriş Kat)

Her zamanki gibi ücretsiz 🙂