Category Archives: Aklıma Takılanlar
Dünyayı daha iyi anlayabilmek için nelere ihtiyaç duyarız?
Dünyayı daha iyi anlayabilmek için nelere ihtiyaç duyarız diye bir beyin fırtınası yaptım bugün, işte aklıma gelenler:
Daha çok bilgi
Bu bilgileri doğru ilişkilendirecek bir düşünce sistematiği
Yeni insanlar, yeni fikirler
Merak, tutku, heyecan
Sanat, sanat, sanat
Yaşadıklarımızdan doğru dersleri çıkarabilecek kendimiz ile yüzleşmekten korkmayacağımız bir bakış açısı
Geçmiş ile bugün arasındaki bağlantıyı doğru kurabilmek
Olaylara, nesnelere farklı açılardan, farklı mesafelerden bakabilme yeteneği
Yeni perspektifler keşfedilme becerisi
Bir konuda çok konuşmak neyi anlatır?
Klişeler ve Sürü Psikolojisi
Klişeler ve sürü psikolojisi arasında bir bağlantı olduğunu düşünüyorum. Klişeler, sürü psikolojisini, sürü psikolojisi de klişeleri doğuruyor.
Yozlaşma sürecine yönelik tepkiler yeni bir bilinçlenmenin tohumlarını atabilir…
Milattan önce 400’lerde Atina’da yaşamış olan Sokrates’in “Nitelik Üzerine Söyleşi”sini bir yerlerde okumuşsunuzdur. Sokrates’in kendisini ziyarete gelen ve bu konuyu soranlara verdiği cevaptan kısa bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum.
“Toplumumuz giderek niteliksizleşmektedir. Bunun en önemli nedeni toplumun içinde bulunduğu ekonomik ve psikolojik bunalımdır. Toplum psikolojisinin bunalıma düştüğü dönemlerde nitelik ile niteliksizlik arasındaki fark en aza iner ve hatta kimi zaman hiçbir fark kalmaz…
Böylesi toplumlar sömürüye açık olurlar. Kolay kandırılır ve kolay yönlendirilir. Çünkü toplum zihnini reflekslerine ve duyularına terk etmiştir. Devinimleri şiddete dönmeye başlar. Değer yargıları çöküntü içindedir. Parasal değerler ön plana geçmiş ve ahlak da alınıp satılır olmaya başlamıştır. Bu bir çöküntünün başlangıcıdır. Adalet ve yargı, tüm zihinsel düşün sistemi alınır satılır durumda işlem görmeye başlar. Böylesi niteliksizlikler yığınına biz yozlaşma süreci diyoruz. Öyleyse bu sürece tepki duyan kadrolara gereksinim doğacaktır. Başlangıçta gereksinim olan tepkilerin toplumda belli bir bilinçlenme süreci başlatacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Eğer böyle olmasaydı sizler buraya Araf’a kadar gelip benimle nitelik konusunu görüşür müydünüz?”
2500 yıl öncesinden bugüne çok şey değişmemiş sanki. Ama ben yine de insanoğlunun bir şekilde bu yozluktan kendini kurtaracağı konusunda umutluyum. Zaten Socrates de demiyor mu; “Yozlaşma sürecine yönelik tepkilerin toplumda bir bilinçlenme yaratacağına kimsenin kuşkusu olmasın”…

Bir yönetici ile spermin ortak noktası nedir? :)
Seçimlerin konuşulduğu şu günlerde, hatırladığımda hep güldüğüm o Amerikan Esprisi aklıma geldi. Bir politikacı ile spermin ortak noktası nedir? İkisinin de insan olma ihtimali milyonda birdir 🙂
Firmalardaki çapsız, sığ yöneticileri gördüğümde bu söz politikacıların yerine yöneticiler için de geçerli olabilir mi diye düşünürüm. Bence hem yönetici, hem de insan olunabilir. Yeter ki yönetici olduğunda şöyle şöyle olacaksın, seninle çalışanları çok fazla dinlemeyeceksin, enerjini onların açıklarını yakalamak için kullanacaksın, yönetici koltuğunda yalan söylemenin hiç bir sakıncası yoktur, onlar beyaz yalanlardır gerektiğinde söyleyeceksin, üstlerin sadece yalakalık yaptığında seni anlar ve seni bir yerlere getirir, yalan söylemek gibi yalakakalık da bir yöneticiye ters gelmemelidir diye bize belletilen klişelerin tuzağına düşmeyelim.
Nesnelere hangi uzaklıktan bakıyoruz?
Sorun, mühendislerin, bir nesneye çok yakından bakmaları ve bu noktada ayrıntılar içinde büyük resmi gözden kaçırabilmeleri, sosyal bilimcilerin ise aksine nesneye daha uzaktan baktıkları için detaylara dikkat etmeden genellemelere gitmeleri. Bir nesneye doğru mesafeden doğru açı ile bakabilmeyi, o nesnenin diğer nesneler ile olan ilişkisini görebilmeyi ancak bir şeyler yaratma mücadelesinde olan sanatçılar ve mimarlar başarabiliyor. Ya da kafalarında yaptıkları işi sanata dönüştürme kaygısı duyan duyarlı insanlar. Bu açıdan mühendislerin de, sosyal bilimcilerin de kendi işlerini yaparken olabildiğince sanattan beslenmeleri gerektiğini düşünüyorum.
![]()