En iyi özgeçmiş her zaman en iyi kişiyi tanımlamaz

Regina Hartley, “Why the best hire might not have the perfect resume” konulu TED konuşmasında özgeçmişe bakış açımızı sorgulayacak çok güzel tespitler yapıyor.Tavsiyem fırsat bulduğunuzda mutlaka seyredin Hartley’in konuşmasını.

Konuşmadan aldığım notları aşağıda sizlerle paylaşıyorum

Derme Çatma karışık tecrübelere sahip kişiler gördüğümde öz geçmişi bir kenara atmadan önce durup düşünürüm.

Çok fazla iş değiştirmiş bir kişi istikrarsız, dikkat eksikliği olan, tahmin edilemez biri gibi görünebilir ya da zorluklara karşı tutkuyla mücadele etmiş biri de olabilir. Belki de daha kavgacı, mücadeleci biridir.

İyi üniversitelere girip başarı ile mezun olmak çok fazla emek ve fedakarlık ister. Fakat tüm hayatın başarı üzerine inşa edilmiş ise zor durumlarla nasıl başa çıkacaksın? Elit üniversiteden mezun olanlar verilen işleri kendi seviyelerinin altında görebilirler. Diğer taraftan sürekli hatalar yapıp sonunda başarmış kişinin zorluklar karşındaki dayanımı daha kuvvetlidir.

Başarılı insanların hayatlarını incelediğimde bir şeyi keşfettim, bir çoğu erken yaşta zorluklar yaşamıştı. Yaşanan olumsuzluklar bir çoğunu geliştirmiştir. Psikolojide “Travma Sonrası Gelişim” dediğimiz konu bu.

Çocukluğunda, gençliğinde zorluklar yaşamış bir insan iş hayatının zorluklarının altından çok daha rahat kalkar.

İyi okullara girip yüksek notlarla bitiren öğrenciler başarı odaklıdır. Ancak iş hayatında önemli olan başarı odaklılık kadar zorluklar karşısında dayanıklı olup, onları aşmak için mücadele edebilmektir. Çalışkan öğrenciler genelde fazla sıkıntılı durumla karşılaşmadıklaları için zorluklar karşısında bocalayabilirler.

Reklamlar

Başarılı olmak istiyorsanız başarıyı doğru tanımlamalısınız

Başarı sürekli yukarı çıkmak değil, başarı bir döngü, bir yolculuktur. Başarıyı sürekli yükselmek olarak düşündüğümüzde bir noktaya gelince gevşeyip düşme olasılığımız çok yüksektir ama döngü olduğunu bildiğimizde sürekli mücadelenin içinde kalırız.

Bu kadar işinin içinde neden üniversitede ders veriyorsun diye soran dostuma verdiğim cevap

İş hayatının dışında bir dünyanın olduğunu gördüğüm için üniversiteyi seviyorum, üniversitede de üniversitenin dışında bir dünya olduğunu anlatmaya çalışıyorum öğrencilerime. Biz hep küçük dünyalarımızın içine kapadık kendimizi, dışımızda nasıl bir hayatın olduğunu çok fazla bilmiyoruz daha da acısı merak etmiyoruz. Oysa ki, hayatı da, dünyayı da daha iyi anlamak için sahip olduğumuz tek dürtü, merak.

Üniversite eğitimi iş hayatına zarar verecek noktaya doğru mu gidiyor?

Eğitim, teknolojiye iş hayatı kadar hızlı ayak uyduramadı ve okulda öğretilenlerle iş dünyasında yaşananlar arasındaki makas daha önce hiç olmadığı kadar açılmış durumda. Açılma bu hızıyla devam ederse üniversiteden yeni mezun olan bir öğrenci girdiği işe yarardan çok, eski kalıplarla aldığı eğitimden dolayı zarar verecek. Eğitim dünyası, vakit kaybetmeden günümüzün iş hayatına adapte olacak yenilikçi çözümler üretmeli ve onları da hızla hayata geçirmeli.