Hayata sığdırabildiklerimiz mi yoksa dışarıda kalanlar mı daha önemli?

“Hayat başlar ve biter.

Nasıl başlayıp nerede sona erdiği değil,

İkisi arasına neler sığdırabildiğin önemlidir aslında” der Amin Maalouf.

Ben Maalouf’a tam olarak katılmıyorum, insanı oluşturan yapı taşları bu süreye sığdırdıklarından çok sığdıramadıklarıdır. Biz hep o araya sığdıramadıklarımızın peşinden koşup, onların hayalleri ile yaşamımızı kurarız. Bizi biz yapan içeri alabildiklerimizden çok dışarıda kalanlar ve onların özlemidir.

Özgürlük, insanın istediği her şeyi yapması değil istemediği şeyleri yapmayabilmesidir

Düşünürseniz, günlük yaşamımızda istemediğimiz halde yapmak zorunda olduklarımız, isteyerek yapabildiklerimizden çok daha fazladır. İnsanın özgür olmasının ilk şartının, yapmak istemediği bir şeyi yapmama imkanına sahip olabilmesidir diye düşünüyorum. Benim için özgürlük, bir kişinin her istediği şeyi yapması değil istemediği bir şeyi yapmayabilmesidir

Bir nesneye ya da olaya doğru mesafeden bakabilmek

Sorun, mühendislerin, bir nesneye çok yakından bakmaları ve bu noktada ayrıntılar içinde büyük resmi gözden kaçırabilmeleri, sosyal bilimcilerin ise nesneye daha uzaktan baktıkları için detaylara dikkat etmeden genellemelere gitmeleri. Bir nesneye doğru mesafeden doğru açı ile bakabilmeyi, o nesnenin diğer nesneler ile olan ilişkisini görebilmeyi ancak bir şeyler yaratma mücadelesinde olan sanatçılar ve mimarlar başarabiliyor. Ya da kafalarında yaptıkları işi sanata dönüştürme kaygısı duyan duyarlı insanlar. Bu açıdan mühendislerin de, sosyal bilimcilerin de kendi işlerini yaparken olabildiğince sanattan beslenmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Kızılderililerin bugün için de geçerliliğini kaybetmeyen 20 yasası

1 – Dua etmek için güneşle birlikte kalk. Tek başına dua et, sık sık dua et. Büyük Ruh dinler..
2 – Yollarında kaybolmuş olanlara karşı anlayışlı ol. Cehalet, kibir, öfke, kıskançlık ve açgözlülük, kayıp bir ruhtan kaynaklanır. Rehberlik bulmaları için dua et.
3 – Kendini, kendi kendine araştır, keşfet. Başkalarının senin yolunu senin için belirlemelerine izin verme. O senin, sadece senin yolundur. Diğerleri o yolu seninle birlikte yürüyebilirler, fakat hiç kimse o yolu senin için yürüyemez.
4 – Misafirlerine evinde saygıyla davran. Onlara en iyi yiyeceklerini ver, en iyi yatağı ver ve onlara saygı ve onurla muamele et.
5 – Herhangi bir kişiden, bir topluluktan, bir çölden ya da bir kültürden olsun, senin olmayan şeyi alma. O ne kazanılmıştır, ne de verilmiştir. Senin değildir.
6 – Yeryüzü üzerindeki her şeye saygılı ol – ister insan, ister hayvan veya bitki olsun.
7 – Diğer insanların düşüncelerini, isteklerini ve sözcüklerini onurlandır. Başka birinin sözünü asla kesme, alay etme ya da taklidini yapma. Herkese kişisel ifadeleri için izin ver.
8 – Başkalarına asla kötü bir şekilde konuşma. Evrene bıraktığın negatif enerji, sana katlanmış olarak geri döner.
9 – Herkes hatalar yapar. Ve tüm hatalar bağışlanabilir.
10 – Kötü düşünceler zihinsel, bedensel ve ruhsal hastalıklara neden olur. İyimser ol.
11 – Doğa bizim için değildir, o bizim bir parçamızdır. Onlar senin dünyasal ailenin parçalarıdır.
12 – Çocuklar geleceğimizin tohumlarıdır. Onların yüreklerine sevgi ek ve bilgelik ve hayatın dersleriyle sula. Onlar büyürken, onlara büyümeleri için yer bırak.
13 – Başkalarının kalplerini incitmekten kaçın. Verdiğin acının zehiri sana geri döner.
14 – Her zaman dürüst ol.
15 – Kendini dengede tut. Senin Zihinsel ben ‘in, Ruhsal ben ‘in, Duygusal ben ‘in ve Fiziksel ben ‘in – hepsinin güçlü, saf ve sağlıklı olmaya gereksinimi var. Zihnini güçlendirmek için bedenini çalıştır. Duygusal rahatsızlıkları iyileştirmek için ruhsallıkta büyü.
16 – Kim olacağını ve nasıl davranacağını belirlerken bilinçli kararlar ver. Kendi eylemlerinin sorumluluğunu üzerine al.
17 – Başkalarının mahremiyetine ve kişisel yerlerine saygılı ol. Başkalarının kişisel eşyalarına dokunma, – özellikle kutsal ve dini eşyalarına. Bu yasaktır.
18 – İyi talihini başkaları ile paylaş.
19 – Başkalarının dini inançlarına saygı göster. Kendi inancını başkalarına kabul ettirmeye çalışma.
20 – Önce kendine karşı dürüst ol. Önce kendini besleyemezsen ve kendine yardım edemezsen, başkalarını besleyemezsin ve onlara yardım edemezsin.

Dalai Lama’dan altını çizdiğim 12 kısa cümle


1. Mutluluk size hazır bir şekilde gelmez, sizin kendi eylemlerinizden doğar.
2. Bir değişiklik yaratabilecek büyüklükte olmadığınızı düşünüyorsanız, bir de gece sivrisinek varken uyumayı deneyin.
3. Sevgi ve şefkat ihtiyaçtır; lüks değil. Onlar olmadan insanlık ayakta kalamaz.
4. Kuralları iyi bil ki onları daha iyi yıkabilesin.
5. Gerçek hayatta trajedilerle karşılaştığımızda iki şekilde davranırız: Ya umudumuzu kaybedip kötü alışkanlıkların pençesine düşeriz ya da içimizdeki manevi gücü bulmak için uğraşırız.
6. Hepimizin aradığı mutluluk ve sükuneti, ancak birbirimize anlayış ve şefkat göstererek bulabiliriz.
7. Diğer insanların fikrini sevecenlikle değiştirebiliriz; öfkeyle değil.
8. ‘Merhamet’, zamanımızın en radikal anlayışı.
9. Maneviyatınızın özü, diğer insanlara karşı tutumunuzun altında yatar.
10. Mutluluk ve memnuniyet insanının içinden gelir. Parayla ya da bir bilgisayarla doyuma ulaşmak yanlıştır.
11. İnançlı ya da inançsız fark etmez; sorumluluk sahibi herkes iyi bir kalbe sahip olabilir.
12. Eski arkadaşlar gider yenileri gelir; tıpkı günler gibi. Onların da eskisi gider yenisi gelir. Önemli olan ise anlamlı olması: arkadaşın da günün de

Bernard Russell’ın 1000 yıl sonra yaşayacak insanlara mesajı

Gençlik yıllarında çok etkilendiğim, 20.yüzyılın en önemli filozoflarından Bernard Russell’ın 1000 yıl sonra yaşayacak insanlara mesajı“Biri entelektüel ve biri de ahlaki olmak üzere iki şey söylemek isterim:

Onlara söylemek istediğim entelektüel şey şu: Herhangi bir konu üzerinde çalıştığınızda ya da herhangi bir felsefeyi ele aldığınızda, kendinize yalnızca gerçeklerin/olguların (fact) ne olduğunu ve bu gerçeklerin doğrulandığı hakikatin ne olduğunu sorun. İnanmayı dilediğiniz şeyler tarafından ya da ona inanılmış olursa hayırlı toplumsal etkileri olacağını düşündüğünüz şeyler tarafından yönlendirilmiş olmaya asla izin vermeyin, yalnızca ve sadece gerçeklerin/olguların ne olduğuna bakın. Söylemeyi istediğim entelektüel şey budur.

Onlara söylemek istediğim ahlaki şey ise çok basit. Şunu söylemeliyim: Sevgi akıllıcadır/bilgeliktir, nefret aptalcadır. Giderek birbiriyle daha yakından bağlantılanan bu dünyada, birbirimizi hoşgörmeyi öğrenmek zorundayız. Bazı insanların bizim hoşumuza gitmeyen şeyler söylediği gerçeğine tahammül etmeyi öğrenmek zorundayız. Yalnızca bu şekilde birlikte yaşayabiliriz, ve birlikte ölmek yerine birlikte yaşayacaksak bir tür yardımlaşma ve bir tür hoşgörüyü öğrenmeliyiz, ki bu yardımlaşma ve hoşgörü bu gezegen üzerindeki insan yaşamının devamı için kesinlikle hayati bir önem taşıyor.”

Erich Fromm’dan Alıntılar 


Sevgi bir etkinliktir, edilgen bir olay değildir, bir şeyin içinde olmaktır, bir şeye kapılmak değildir. Sevginin etkin özelliği, en genel biçimde şöyle tanımlanabilir: Sevgi; kendinden bir şeyler vermektir, karşındakinden almak değil.
Açgözlülük içsel bir boşluğun sonucudur.
Bütün ağır psikolojik hastalıkların temelinde narsizm yatar.
İnsanın yaşamdaki ana görevi kendisini doğurmak, olma potansiyeline sahip olduğu şeyi olmaktır. Çabasının en önemli ürünü, kendi öz kişiliğidir.
İnsanın insana kattığı anlam dışında yaşamın hiçbir anlamı yoktur. İnsan başkalarına yardım etmediği sürece yapayalnızdır.
Düşünmek günah işlemeye benzer, insan onun zevkini bir kez tattı mı artık ondan bir daha vazgeçemez.
Mutluluk tanrıların bir hediyesi olmayıp insanın içsel üretkenliğinin bir başarısıdır.
Geçmişin tehlikelerinden biri köle olmaktı, geleceğin ki robot olmaktır.

Borges’ten bir kaç küçük alıntı

Jorge Luis Borges deyince bu kadar az alıntı alıp bir blog yazısı olmaz ben de biliyorum ama farklı kitapları okurken aldığım bir kaç küçük Borges alıntısını bir yerlerde kaybetmeden sizlerle paylaşmak istedim.
Bence kitap okumak, aşık olmaktan veya seyahat etmekten aşağı kalan bir deneyim değildir
Unutmak en iyi intikamdır.
Diktatörlük rejimleri, baskı, biat ve gaddarlık doğurur. Ama en kötüsü, aptallığı yaygınlaştırmasıdır.
Okumak yazmaktan öte bir iştir; daha uysal, daha uygar, daha entelektüeldir.”
Kim, hiç değilse bir kerecik olsun, bir gün batımında dolaşırken ya da geçmişinde kalan bir günü kafasında şekillendirmeye çalışırken sonsuz bir şeyler yitirdiğini düşünmemiştir ki.”
Cennetin her zaman bir kütüphaneye benzediğini hayal etmişimdir.”
Aşkı ilk defa yaşamak gibi, denizi ilk defa görmek gibi, Dostoyevski’yi keşfetmek de insanın hayatında önemli bir tarihtir.”

Kierkegaard’dan Altını Çizdiklerim

Duraklamak miskin bir istirahat değildir. Duraklamak aynı zamanda harekettir. Yüreğin içedönük hareketidir. Kişinin içedönüklükle kendini derinleştirmesidir duraklamak. Dur durak bilmeksizin devam etmek ise dosdoğru yüzeyselliğin dipsiz kuyusuna gitmektir.

Hiç kimse kendisi olmaya cesaret edemiyor ve herkes beraberlik adı altında gizleniyor

Çoğu insan mutluluğu peşinden öyle canhıraş koşuyor ki birden onu geride bırakıveriyor.

Tiyatro kulisinde yangın çıkmıştı. Palyaço hemen halkı uyarmıştı fakat onlar bunu gösterinin bir parçası sandılar ve gülüp geçtiler. Palyaço ise durmadan tekrar ediyordu söylediklerini ve her defasında daha büyük bir coşkuyla karşılaşıyordu. İşte bence dünyanın da sonu böyle olacak: her şeyi bir şaka sanan akıllıların alkışlarıyla son bulacak dünya.

Bizim çağımızda eksik olan şey düşünce değil tutkudur.

Bir başkasına yardım edeceksen onun ne anladığını anlamak zorundayım. Eğer anlamıyorsam benim engin anlayışımın ona bir faydası dokunmayacaktır. Eğitim kendinizi ötekinin yerine koyduğunuzda başlar, böylelikle siz de diğer kişinin anladığını onun anlattığı şekilde anlayabilirsiniz.

Olasılık şarabı kadar sarhoş edici bir içki yoktur.

Kendinizi sevmeyi unutmayın

Çelişkileri olmayan bir düşünür duyguları olmayan bir aşığa benzer: saçma sapan bir sıradanlık.

Kalabalıkların biriktiği yerde gerçekliği bulamazsınız.

İnsanlar olağanüstü şeylerle o kadar samimiyetsiz bir ilişki içindedirler ki onlara hemen inanabilirler.

Modern dünyanın sorunları için tek bir çare bulabilecek olsam reçeteye sessizlik yazardım.

Azınlık, çoğunluktan her zaman daha güçlüdür çünkü azınlık genellikle gerçekten bir fikri olan insanlardan oluşur.

Tutkumuzla kaybolmamız tutkumuzu kaybetmekten iyidir.

Asıl soru “olmak ya da olmamak” değil, olmayıncaya kadar ne olmamız gerektiğidir.

Kandırılmanın iki türlüsü vardır ya doğru olmayana inanırsınız ya da doğru olana inanmayı reddersiniz.

Hayat çözülmesi gereken bir problem değil, tecrübe edilmesi gereken bir deneyimdir.

Büyüklük şu ya da bu olmak değil, kendin olmaktır.

Çaresizliğin en sık karşılaşılan şekli asıl kendiniz olamamanızdır.

Hayatın yalnızca yaşayarak keşfedebileceğiniz gizli güçleri vardır.

Hayatımız çoğunlukla baskın düşüncelerimizin sonuçlarını gösterir.

Hayatta varolan en güzel şeyler, hakkında duyulacak okunulacak veya görülecek şeyler değil, bizzat yaşanacak şeylerdir.

Ne olursa olsun kendinle yüzleş çünkü seni değiştirecek şey asıl kendindir.