“Hayır” diyordu Sokrates “insan kötü, ama cahil olduğu için kötü.”
Her şey bir insanı sevmekle başlar…
“Herşey bir insanı sevmekle başlar” diyen Sait Faik 1906 yılında bugün doğmuştu…
“Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikâyesi.”
― Sait Faik Abasıyanık, Son Kuşlar
Dostlarla bir akşam yemeği… 😊







Dünyadaki asıl trajedi..
Hegel farklı bakıyor olaya “dünyadaki asıl trajedi, doğruyla yanlış arasındaki çelişki değildir. iki doğru arasındaki çelişkidir.”
Çağımızın büyük sorunları…
Farklı renkleri ve sesleri kaybetmek
İç sesimizi duyamamak
Daha çok bilmek, daha az anlamak
Populizmin tuzaklarına düşmek
Konfor alanımızın dışına çıkamamak
Sorgulanmamış bir yaşamı tüketmek
Yüzeyselin altına inememek
Gerçek ihtiyaçlarımızın farkında olmamak
Estetik algımızın zayıflaması
Diyaloglarımızın yerini monologlara bırakması
Kendimizle yalnız kalamamak
Hafızamızda yer alan ilk şey
O anı hatırlamak tam olarak mümkün olmasa da, hafızama giren ilk şey annemin kokusuydu muhtemelen. Son çıkacak olan da o olacak diye düşünüyorum.
2 yıl önce doğum günümde bloguma yazdığım yazı (21,11.2016)
“Kırk yaş; gençliğin yaşlılığı, elli yaş; yaşlılığın gençliğidir” der Victor Hugo. Bugün Hugo’nun tanımladığı 2. gençliğimin 2. yılına giriyorum. Öylesine güzel ödüllerim oldu ki, hayata teşekkür ediyorum, karşıma böylesine güzel insanları ve hoş tesadüfleri çıkardığı için. Yaşamın tüm verdiklerine karşılık, ben de dünyaya iyi gelen bir insan olmaya çalıştım, ne kadar başardığımı bilemem, onu zaman, tarih yargılayacak ama bildiğim bir şey varsa o da kalan sürenin de böyle devam edeceği…
Geçen yıl doğum günümde paylaştığım yazı (21.11.2017)
Dünyaya geldiğim 21.11.1965’den bu yana 18.993 kez döndü dünya kendi etrafında
Bugünlerin;
kaçında sabah yataktan enerji ile kalktım,
kaçında gördüğüm rüyanın devam etmesi için gözlerimi yummaya devam ettim,
kaçında bu da geçecek diye girdim gece yatağa,
kaçında öfkemi bastırmak için kendimi zorladım,
kaçında bir şeylere geç kaldığımı düşündüm,
kaçında insanların duyarsızlığına sinirlenip uykumu kaçırdım,
kaçında başka bir hayat istedim,
kaçında keşke böyle olmasaydı diye farklı alternatifler üzerinde düşündüm,
kaçında incittiğim insanlar için kızdım kendime günboyu,
kaçında boşversene, sen mi kurtaracaksın ülkeyi, dünyayı dedim,
kaçında gitmek, kaçında kalmak istedim,
kaçında bu sabah Pazar sabahı olsaydı keşke diye uyandım,
kaçında bu işin sonu iyiye gitmiyor diye dertlendim,
kaçında kendimi, vazgeçme biraz daha dayan diye zorladım,
kaçında zamanın durup beni hep o günde bırakmasını istedim,
kaçında bir çok şeyden vazgeçmek istedim,
kaçında alışkanlıklarımı terk edemediğim için söylenip durdum,
kaçında neden bunların hepsini ben yaşıyorum ki diye düşündüm,
kaçında hayata ve yaşamın karşıma çıkardığı insanlara teşekkür ettim,
kaçında yaptıklarımdan hiç de tatmin olmadım,
kaçında anlaşılamamanın o tarif edilmez ağırlığını hissettim üzerimde,
kaçında içimde bir sevinç hissettim, kaçında umut,
kaçında yaşıyorum ya bundan daha güzel ne olabilir ki dedim.
Bu sorulara sayısal olarak cevap vermek mümkün değil. Belki yaklaşık yüzdelerle bir şekilde yanıtlayabilir, bunlar üzerinden de yaşadığımız hayatın kalitesine yönelik bazı çıkarsamalar yapabiliriz. Ama bence daha önemlisi kalan hayatımızı aynı yüzdelerle yaşamak isteyip istemediğimizi sorgulamak ve geleceği böyle şekillendirebilmek. Bu yüzdelerden dünyayı ve kendini daha iyi anlamının yeni yollarını keşfetmek, o yollar üzerinden farklı yolculuklara çıkmak.
54. Yıldan ilk saatler 😊
54. Yıldan ilk saatler 😊



Otoriteyi sorgulamak üzerine
George Carlin’in otoriteyi sorgulama konusundaki tespitlerine katılmamak mümkün mü?
Ebeveynler çocuklarına otoriteyi sorgulamayı asla öğretmezler, çünkü ebeveynlerin kendileri zaten otorite figürleridir. Kendi kuyularını kazmak istemezler. Böylece aileler çocukları, çocuklar da aileleri boğar. Nesiller böyle yetişerek, toplumu oluştururlar.