İMO Adana Şubesinin Düzenlediği İnşaat Yönetimi Çalıştayından Kareler 

İlki Adana’da düzenlenen İnşaat Yönetimi Çalıştayına beni konuşmacı olarak davet eden İMO Adana Şube Yönetimine ve çalıştaya katkı veren tüm meslektaşlarıma teşekkür ederim. Bu çalıştayların sayısı arttıkça mesleğimizin kalitesinin de artacağına inanıyorum 😊

Okumaya devam et

Mimarlar Odası Bursa Şubesinde verdiğim seminer sonrasında yerel basında yayınlanan haberler

• MİMARLAR ODASINDAN ÜYELERİNE ÖZEL SEMİNER…

• MİMARLAR ODASI DÜZENLEDİĞİ SEMİNERDE PROJE YÖNETİMİ’Nİ MASAYA YATIRDI…

BURSA – TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi ”Proje Yönetimi ve İş Yaşamına Yönelik Okullarda Öğretilmeyen 40 Ders” başlıklı bir seminer düzenledi.

Mimarlar Odası Bursa Şubesi Konferans Salonunda gerçekleşen söyleşi İnşaat Mühendisi Cem Kafadar tarafından yapıldı. Mimarların yoğun ilgi gösterdiği seminerde sunum yapan Kafadar, “Proje yönetimi basittir ama onu basitleştirmek zordur. Proje yönetimi denen şey de bir projenin maliyet zaman ve kalitesinin yönetimidir” dedi.

Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Can Şimşek’in de katılımcı olduğu seminerde Kafadar, proje yönetiminin şantiye uygulamaları, planlama, maliyet kontrol, taşeron yönetimi, şantiye organizasyonu, teklif gibi konulardan en çok hata yapılabilenlerle dikkat edilmesi gerekenler ile ilgili bilgilendirme yaptı.

Kafadar şunları söyledi: “Planlama masa başından yapılamaz. Planlama yapacak kişinin şantiyeye çıkması tabiri caizse ayakkabısının şantiye çamuruna değmesi gerekir. Proje Yönetimi esas olarak maliyet, zaman ve kaliteden oluşur. Önemli olan da projeyi istenen maliyet, istenen zaman ve istenen kalitede yapmaktır.”

Seminer sonrası TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi Üzeyir Güven tarafından Cem Kafadar’a teşekkür plaketi verildi.

İstanbul Film Festivalinde IMDB notu en yüksek 60 film


Bu yıl festivalde yine kaçırılmayacak çok film var, salon sayısı artmış ama festivalin süresi kısaldığından ne kadar yoğun bir program yapsam da izleyemeyeceğim film sayısı bir hayli fazla. Neyse ki filmlerin bir kısmını Başka Sinema kapsamında festival sonrası izleme imkanı var 🙂
An Insignificant Man (2016 Documentary) 9.0

Super Dark Times (2017) 8.8

On Body and Soul (2017) 8.5

Handsome Devil (2016) 8.4

Last Men in Aleppo (2017) 8.3

My Happy Family (2017) 8.3

Newton (2017) 8.2

Dancer (2016 Documentary) 8.0

God’s Own Country (2017) 8.0

Manifesto (2015) 8.0

Heartstone (2016) 7.9

Glory (2016) 7.8

Weirdos (2016) 7.8

Sameblod (2016) 7.7

In Between (2016) 7.6

Ana, mon amour (2017) 7.6

Tiere (2017) 7.6

The Distinguished Citizen (2016) 7.6

Katie Says Goodbye (2016) 7.5

Cameraperson (2016 Documentary) 7.5

Richard III (1995) 7.5

Heal the Living (2016) 7.5

Versus: The Life and Films of Ken Loach (2016 Documentary) 7.4

A Wedding (2016) 7.4

Chavela (2017 Documentary) 7.3

The Apple (1998) 7.3

Center of My World (2016) 7.3

The Girl Without Hands (2016) 7.3

The Wedding Plan (2016) 7.3

A Woman’s Life (2016) 7.2

La Soledad (2016) 7.2

Lost in Paris (2016) 7.2

76 Minutes and 15 Seconds with Abbas Kiarostami (2016) 7.2

1984 (1984) 7.2

Raw (2016) 7.2

Lady Macbeth (2016) 7.2

Fanny’s Journey (2016) 7.2

The Fixer (2016) 7.2

The Winter (2016) 7.1

Mister Universo (2016) 7.2

The Death of Louis XIV (2016) 7.1

Stefan Zweig: Farewell to Europe (2016) 7.1

Home (2016) 7.1

Scarred Hearts (2016) 7.1

Where Is Rocky II? (2016 Documentary) 7.1

Do Not Resist (2016 Documentary) 7.1

Parting (2016) 7.0

Hounds of Love (2016) 7.1

Jota de Saura (2016 Documentary) 7.0

Yourself and Yours (2016) 7.0

Política, manual de instrucciones (2016 Documentary) 7.0

The Secret Scripture (2016) 7.0

Afterlov (2016) 6.9

Afterimage (2016) 6.8

Final Portrait (2017) 6.8

Dalida (2016) 6.8

Beyond the Mountains and Hills (2016) 6.8

The Odyssey (2016) 6.8

On the Beach at Night Alone (2017) 6.6

Journey To Greenland (2016) 6.6

Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar Eserinden Altını Çizdiklerim 


Dostoyevski’nin “Hasta biriyim ben” diye başlayıp “Ama yeter artık, “yeraltından” daha fazla yazmak istemiyorum” diyerek sonlandırdığı Yeraltından Notlarını ilk okuduğumda üniversitedeydim. Çehov’u keşfedip Dostoyevski’yi henüz tam keşfedemediğim yıllardı. Bu eserinden sonra ise tam bir Dostoyevski tutkunu olmuştum. 3 yıl önce yaz tatilinde bir kez daha okuma imkanım oldu Yeraltından Notları. İnsanın böyle klasikleri farklı yaşlarda okuması, eskiden altını çizdikleri ile yeni okuyuşunda altını çizdiklerini karşılaştırarak geçmişine bir yolculuk yapma fırsatı da sağlıyor. Dünyayı ve kendimi nasıl görüyordum, şimdi nasıl görüyorumun değerlendirmesini 150 sayfa üzerinden yapabilmek çok hoş bir duygu. Bugün Ankara Devlet Tiyatrosu’nun sahnelediği kitabın oyununu seyrettim ve bir kez daha hayran oldum esere. Bu arada oyun, romanın karanlıklığından yola çıkılarak değil, bambaşka bir bakış açısı ile sahneye konmuş, bu yorum da ayrıca çok hoşuma gitti. Kitaptan altını çizdiğim satırların bazılarını aşağıda sizlerle paylaşıyorum.

Anlayış gücünün sadece fazlalığı değil, kendisi bile hastalıktır.

Her şeyi anlayabilen bir adam kendine saygı duyabilir mi?

Beni kıyametin kopmasıyla çaysız kalmam arasında bir seçime zorlasalar, dünyanın batmasını umursamaz, çayımdan vazgeçmeyeceğimi haykırırdım.”

Kullanabildiğim tek dış etki ise okumak, yine okumaktı. Okumanın bana çok yardımı dokunuyordu; coşku veriyor, zevk veriyor, acı veriyordu.”

Fakat, bilir misin, bir babanın gözüne en çok kızının gönül verdiği erkek kötü görünür. Bu, her yerde böyledir. Ailelerin çoğunda o yüzden anlaşmazlıklar çıkar.

Kolay elde edilmiş bir saadet mi, yoksa insanı yücelten ızdırap mı daha iyidir?”

İnsana lüzumlu olan tek şey, onu nereye sürükleyeceği belli olmayan hür iradedir.”

Bizler arzu edilenden ziyade arzu etmeye aşığızdır

Acı çeken insan, inlemekten büyük bir zevk duyar; eğer duymasaydı inlemesini rahatlıkla durdurabilirdi.

Uygarlıkla beraber insanlar, daha çok kan dökmeseler de, daha kötü, daha iğrenç birer cani olmuşlardır. eskiden hak için kan dökülür ve bu, büyük bir rahatlıkla, iç huzuruyla yapılırdı.

Zamanımızda ise, insan öldürmek suç sayıldığı halde, cinayetlerin ardı arkası kesilmiyor.

İnsan her zaman ve her yerde, aklının ve çıkarının gösterdiği değil de, canının istediği yoldan yürümeyi sever. çıkarımızın tam tersi şeyleri de isteyebiliriz, hatta bazen kesinlikle böyle olmalıdır.

Bana kalırsa insanı iki ayaklı nankör yaratık diye tarif edebiliriz. Bu kadarla yetinirsek, en önemli kusuru unutmuş oluruz. İnsanın en büyük kusuru, Nuh Tufanı’ndan Schlezwig Holstein dönemine dek süren erdemsizliğidir.

İnsanların en önemli işi, sanırım bir cıvata ya da piyano tuşu değil de insan olduğunu kendisine ispat etmektir.

Alışkanlıkların insanı hangi yollara ittiği belli olmaz.

2 Mayıs’ta Trabzon’da KTÜ İnşaat Kulubünün organize ettiği ILK-IM etkinliğindeyim

Bugün ofisimize gelen Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Kulübünden arkadaşlarla 1-3 Mayıs 2017’de gerçekleşecek ILK-IM etkinliği ve mesleğe, hayata dair keyifli bir sohbet yaptık. Nazik ziyaretleri için Ali Can’a, Ahmet’e ve Mehmet’e teşekkür ederim 😊