Basitleştirmek ama anlamı kaçırmadan

Sorun, bilimi basitleştirmek uğruna anlamı kaçırmamızda. Direkt sonuçlara odaklanan bir çağda kimse sonuçların neden kaynaklandığına dair düşünmek istemiyor. Böyle olunca da bize iletilen basitleştirilmiş sonucu anlamış olsak da onu tam anlamıyla içselleştiremiyoruz.

Yaşam, bir deneyim biriktirme oyunu

Yaşam, bir deneyim biriktirme oyunu. Biriken deneyimleri birer lego parçası gibi düşünürsek, onları birbirleri ile birleştirerek yeni bir şeyler ortaya çıkarıyoruz. Yaptıklarımız kırılıp döküldüğünde elimizde ne kadar çok deneyim parçası varsa o parçalardan daha farklı şeyler üretebiliyoruz. Hayat yıkıyor, biz yapıyoruz döngü böyle devam ediyor.

Tek noktada derinleşmek mi, noktaları birleştirebilmek mi?

Sürekli problem çözmek üzerinden aldığımız mühendislik eğitiminin bizlerin analiz yeteneğini fazlası ile geliştirdiğini görüyorum. Bir konuya derinleştiğimizde bir şekilde mevcut datalar üzerinden çözüm üretebiliyoruz. Sorun elimizdeki veriler eksik olduğunda başlıyor. O zaman farklı noktaların, düşüncelerin birbirleri ile bağlantılarını bulup onları ilişkilendirmek gerekiyor. Yani tezlerden, antitezlerden sentezlere ulaşabilmek.
İlkokuldan bu yana bize verilen eğitimin matematik tarafı kadar felsefe yönü kuvvetli olmadığı için sentez yeteneğimizi analiz yeteniğimiz kadar geliştiremiyoruz.
Firmaların çalışan seçimlerinde analiz yeteneği kadar sentezleme becerisine de ağırlık vermeleri gerektiğini düşünüyorum. Aksi takdirde problemleri neden çözdüklerini bilmeden çalışan bir sürü birbirine benzeyen çalışanları olacak.

Ulaşamayacağın kadar yüksekte sandığın kişiler

“Hayat garip.. Bazen ulaşamayacağın kadar yüksekte sandığın kişiler, aslında eğilemeyeceğin kadar alçaktadır!” -Freud-
20’li ve 30’lu yaşlarımda çevremde böyle çok kişi vardı. Sonra fark ettim ki, ulasamayacagım kadar yuksekte oldugunu düşündüğüm insanları yanlış konumlandırmışım. Artık pek karşılaşmıyorum bu tarz insanlarla. 🙂

Tek başına özgüven yeterli olmuyor

Gençlere hep özgüvenlerinin yüksek olmasını, özellikle iş görüşmelerinde kendilerine güvenerek konuşmalarını söylüyoruz. Bu özgüvenin de yollarını açacağını anlatıyoruz. Buraya kadar güzel ancak unuttuğumuz önemli bir nokta var. Özsaygı olmadan özgüven olduğunda insanlar çok rahat kibir tuzağına düşebiliyorlar ve karşıdan sevimsiz görünüyorlar. İşin acı tarafı böyle göründüklerinin de farkında olmuyorlar.

Özgürlük, insanın istediği her şeyi yapması değil istemediği şeyleri yapmayabilmesidir

Düşünürseniz, günlük yaşamımızda istemediğimiz halde yapmak zorunda olduklarımız, isteyerek yapabildiklerimizden çok daha fazladır. İnsanın özgür olmasının ilk şartının, yapmak istemediği bir şeyi yapmama imkanına sahip olabilmesidir diye düşünüyorum. Benim için özgürlük, bir kişinin her istediği şeyi yapması değil istemediği bir şeyi yapmayabilmesidir