Başarılı mı olmak istiyorsunuz, işte size basit bir formül: Erken yaşlarda kendi egonuzu ve başkalarının egosunu yönetebilmeyi öğrenin.
Bütün iş hayatınız, bu egoları yönetebilme mücadelesi ile geçecek. O ilanlarda aranan tecrübe aslında sizin kazandığınız egoları yönetebilme beceriniz. İsterseniz 10 yıllık tecrübeniz olsun, egoları yönetmeyi öğrenemedi iseniz çok da işinize yaramaz o 10 yıllık birikim.
Gençlik yıllarınız çevrenizdeki insanların egolarını yönetmekle geçiyor, zaman ilerledikçe siz de bir yerlere geliyorsunuz, bu sefer kendi egonuzla baş etmeye çalışıyorsunuz. Bu iki azılı mücadeleden galip gelenler istedikleri noktalara gelip, istedikleri yaşamı yaşayabiliyorlar, geri kalanlar mı onlar hep söylenerek tüketiyorlar yaşamlarını.
Category Archives: Kısa Düşünceler
Altın taçı ile gömülen kral
Alacahöyükte bir kral iskeleti. Altın Taçla gömülmüş. Altın taç mezarda ne işine yaramış acaba? Mala, mülke, ünvana mezara götürecek kadar bağlı olmak nasıl bir zavalılıktır. Tarih kitaplarında senelerce bu taça, tahta tapan kralları bize kahraman diye bellettiler. Oysa ki o tarihi yazanlar da taçları ile gömülen krallardı…
Neden günümüzde tarihe iz bırakacak sanatçılar yetişmiyor?
İlkokul çocuklarının resimlerinde el becerisi yoktur ama özgün bir hayal gücü vardır. O çocuk 10 yıl sonra el yeteneği gelişse de o hayal gücü ile çizemeyecektir artık. Çizenler ise tarihe iz bırakacak ressamlardır. Bu durumun sadece resim için değil diğer sanat dallarında da geçerli olduğunu düşünüyorum. Bir çocuğun kurguladığı öyküyü, bir yazar kurgulamakta zorlanır çoğu zaman.
Çocukluktaki hayal gücünü koruyup bunu yaşanmışlıklarla harmanlamayı becerebilenler iyi sanatçı oluyorlar. Bunu başarabilmek için de entellektüel olarak iyi beslenip, toplumun bellettiği kalıplardan hızla kurtulmak gerekiyor. Bu kalıpların en çok kafaya işlendiği yerlerin başında da ne yazık ki çocuğun ilk eğitimini aldığı okullar geliyor. Ve en zoru da çocuklukta kafaya kazınan yanlışlardan insanın kendini kurtarabilmesi. Küçük yaşlarda aldığımız bu yanlışları unutup, üzerine doğrularını kurgulayabilmemiz için gereken zamanın peşinden koşsak da hayat pek vermiyor bu fırsatı…
Mutluluk üzerine farklı bir tez
William Morris, insanın eli ile yaptığı üretimin insanı mutlu edeceğini araya makinanın girmesi ile ortaya çıkacak eserlerin eskisi gibi olmayacağını ve insanı da mutlu etmeyeceğini savunur.Mutluluğun el emeği ile elde edileceğini savunur. İnsan ile maddenin arasına giren makinanın, endüstriyel girişimin güzelliği yok edeceği görüşündedir. Yalnız ve yalnız insan elinin maddeye can verebileceği, ortaçağ sanatçılarının eserlerinden aldığı zevkle mutlu ve özgür olduğunu söylüyordu. Toplumların bugünkü gelişmişliklerinin, zenginleşmelerinin yanında böylesine mutsuz olduklarını düşündüğümüzde William Morris’e hak vermemek elde değil.
Mutlu ve mutsuz çiftlerin en belirgin özelliği
Geçenlerde Doğan Cüceloğlu’nun bir seminerinde dinledim. ABD’de bir araştırma yapıyorlar, en mutlu ve en mutsuz çiftleri alıp, çiftlerin mutlu ve mutsuz olmasına nelerin etkili olduğuna yönelik bir çalışma yapıyorlar. Mutlu çiftler üzerinde mutluluk ile ilgili tek bir kriter buluyorlar, para, eğitim vb. değil. En mutlu 50 çiftin hepsi birbirine dokunan çiftler.
Alet Çantamıza neler koyabiliriz?
İnsan olma yolculuğunda yanımıza alacağımız alet çantasına neler koyabiliriz acaba?
Zaman baskısına karşı koyabilmek,
Bastırılmış duyguların altına inebilmek,
Görünenin arkasındakini görebilmek,
Mekanların ruhunu yakalamak,
Her gün kendinden yeni bir sen yaratabilmek
Dünyanın en tehlikeli türü
Almanya’da bir hayvanat bahçesinde; Dünyanın en tehlikeli türü diye yazan bir bölüm var,
İçeriye girdiğinizde sadece “ayna” var…
Problemler karşısındaki davranış modellerimiz
Problemler karşısında üç farklı davranış biçimimiz olduğunu düşünüyorum. İlki o problemden hiç bir şey öğrenemiyoruz ve problemin yarattığı fırsatları göremeden, çevremize söylenerek onu boşa harcıyoruz. İkincisi problem çözüldükten sonra zaman içinde dersler çıkarıyoruz. Üçüncüsü ve en ideali ise problemi yaşarken, beraberinde dersleri çıkarıp, bu derslerin de katkısı ile sorunu daha etkili bir biçimde çözebildiğimiz durumlar.
Ne biz dünyayı değiştirebildik, ne de dünya bizi…
68 kuşağından bir dostumun geçtiğimiz günlerde bir sohbet esnasında yaptığı değerlendirme çok hoşuma gitti: Biz o yıllarda dünyayı değiştirmek için yola çıkmıştık, belki biz dünyayı istediğimiz gibi değiştiremedik ama dünya da bizi değiştiremedi… Tüm inişlerim ve çıkışlarıma rağmen dünya beni de değiştirmeyi başaramadı, değiştirebileceğine, içimdeki aykırı çoçuğu öldürebileceğine de hiç inanmıyorum…
Bir İnşaat Mühendisi öğrencisine tavsiyelerim
Klişe olacak ama her şeyden önce kendine yatırım yap. Sadece iyi bir İnşaat Mühendisi olmaya değil, iyi bir yönetici, iyi bir insan olmaya çalış. Çok iyi bir gözlemci ol, gözlediklerinden iyi sentezler yapabilecek şekilde kendini geliştir. Kültürü, sanatı hayatının içine kat, heyecanını hiç kaybetme…
