İnşaat projelerinde kalıp hazırlanırken dikkat edilmesi gereken hususlar

1. Kalıp cinsi ve sistemi sözleşme şartları ve yapının derzleri dikkate alınarak belirlenmelidir.2. Kalıp miktarı, iş programı, yapının özelliği, üretilecek kalıp metrajı, mevsim şartları, kalıp söküm süreleri dikkate alınarak belirlenmelidir.

3. Kalıplar, düşey ve yatay yükler altında deformason ve oturma yapmayacak şekilde, kullanılan malzeme cinsine bağlı olarak TS 647 veya TS 648’e göre tasarlanmalı, devrilme, kayma ve yüzmeye karşı tahkikleri yapılmalıdır.

4. Pano kalıplar için, kullanılan elemanları detayları ile içeren, montaj resimleri hazırlanmalıdır.

5. Pano kalıplar vinçle kaldırıldığında deforme olmamalıdır.

6. Prefabrik kalıp sistemleri kullanıldığında kalıpların sökümü, taşınması ve montajının ne tür ekipmanlarla yapılacağı, ekipmanların üretiminin her safhasında ünitelere yanaşıp yanaşmayacağı irdelenmelidir.

7. Kalıp yüzeyi çapaklardan temizlenmeli, bozuk yüzeyler ve kullanılmayan gergi delikleri çelik macunu ile onarılıp tıkanmalı, yüzey yağlanmalıdır.

8. Beton şerbetinin akıp kaçmasını engellemek için ek yerleri conta veya süngerle tıkanmalıdır.

9. Kalıbın kot, boyut ve koordinatlarının projeye uyumlu olması kalıp yüzeylerinin düşeyliği, kalıbın karşılıklı yüzeyleri arasındaki mesafenin sabitliği, derz yerleri, derz yerinde pah çıtası olup olmadığı kontrol edilmelidir.

10. Dikmelerin, enlemelerin, diyagonallerin, gergi çubuklarının, payandaların kalıp tasarım hesap ve çizimlerine uygunluğu adet ve yerleşimleri incelenerek kontrol edilmelidir.

11. Betonun rahat dökülebilmesi için gerekiyorsa yeterli emniyeti sağlayan çalışma platformu yapılmalıdır.

12. Kalıp yapımına başlamadan önce, dökülecek beton içinde bırakılacak, donatı, su tutucu bant, ankraj levhası, ankraj bulonu, boru gibi malzemelerin projelere uygun olarak imalatı sağlanmalı ve bunların kalıba nasıl monte edileceği planlanmalıdır.

13. Dökülecek beton bölümü içinde bırakılacak delik ve boşluklar ile boru, ankraj bulonu, ankraj levhası, su tutucu bant gibi aksesuarların kot, koordinat ve boyutları projeye uygun olmalıdır.

14. Aksesuarların beton dökümü sırasında biçim ve konum değiştirmelerinin önlenmesi için tedbirler alınmalı, ankraj bulonlarının yiv ve çentikleri greslenip naylonla sarılarak beton etkisinden korunmalıdır.

15. Kalıp alma süreleri için şartnamede belirtilen değerler dikkate alınmalıdır. Ancak kür uygulaması, hava sıcaklığı ve diğer olumlu şartlar altında beton numunelerinin yeterli mukavemete ulaştığı tesbit edilirse kalıp sökümü kontrol mühendisinin de onayı ile daha erkene alınabilir.

16. Kalıp elemanlarının kullanma sayısı o kalıp sisteminin kalitesini de gösterir. Bu sayı ahşapta dört, metal olanlarda ise ondan fazla olmamalıdır.

17. Vibratör kafası kalıp yüzeyine değdirilmemelidir. Kalıbın titreşimi isteniyorsa kalıp vibratörü kullanılmalıdır.

18. Gereğinden fazla takviye, bağlantı elemanı, çivi kullanılmamalıdır.

19. Kalıplar, demir montajından önce kalıp yağı ile yağlanmalıdır.

20. Betonlamadan önce kalıplar su ile nemlendirilmelidir.

21. Paspayları düzenli bir şekilde yerleştirilmelidir.

22. Betonarme perde ya da döşemede tesisat veya diğer bir amaçla projede gösterilmiş delik veya boşluk varsa buraya kutu konmalı, betonarme kalıbında herhangi bir değişiklik yapılmamalıdır.

23. Pano birleşimlerinde betonlama sırasında beton suyu sızıntısı olmamalıdır.

24. Beton sonrasında kalıp sökümünde zayiat verilmemelidir.

25. Sökülen kalıplar zaman geçirilmeden temizlenip, yağlanıp, yatay olarak istif edilmelidir.

26. Kalıpta zedelenmiş yerler varsa sökümün sonrasında hemen tamir edilmelidir.

27. Ahşap kalıpları, araları harcı akıtmayacak, çarpılmayacak, projesindeki şekil ve ölçülere tamamen uygun bir beton kitlesi elde edebilecek tarzda sağlıklı yapılmalı ve takviye edilmiş olmalıdır.

28. Toprak ve benzer malzeme ile örtülmeyecek olan betonların bir yüzdeki kalıp tahtaları eşit kalınlıkta olmalıdır.

29. Kalıp yüzünde kullanılacak tahtaların kalınlığı, 2 cm’den az olmamalıdır.

30. Dış tesirlere, darbelere maruz betonlarda sivri köşe ve hatlara mani olmak için bu kısımlarda kalıplar çıta ile beslenmelidir.

31. Beton dökülmeden veya döküldüğü esnada kalıplarda herhangi bir hata görülürse bu hata giderilinceye kadar iş durdurulmalıdır.

Çin’deki binaların ortasında neden büyük bir delik var?


Çin’e gitti iseniz ya da konusu Çin’de geçen bir film seyrettiyseniz dikkat etmişsinizdir, Çin’de çok sayıda binanın ortasında bir delik bırakılmıştır. Bu deliklerin ne amaçla bırakıldığını araştırdığımda 2 sonuçla karşılaştım.

Birincisi, Çinliler, büyük binalarla rüzgarı ve hayatın enerjisini kestiklerini inanarak binalarda bu enerji için bir kapı bırakıyor. Diğeri ise Çin’de ejderhalar iyiliğin ve mutluluğun simgesi olarak kabul ediliyor ve hala ejderhaların uçtuğu görüşü hakim. Bu nedenle de bu boşluklar Feng Şui’ye göre ejderhaların mutluluğu ve enerjiyi taşımasını sağlıyor.

Bir inşaat kalfasının hüzünlü hikayesi

Her insanın içinde bir gizli bir hikayesi olduğunu düşünürüm. Kimileri bu gizi bir şekilde hissettirirken, kimilerinin ise hiç farkında bile olmayız. Çoğu zaman bu hikayeler, o kişi ile birlikte kaybolsa da bazen hiç beklemediğimiz bir anda o hikayenin dinleyeni oluveririz. Geçtiğimiz günlerde ekşi sözlükte karşılaştığım bir inşaat kalfasının böylesi bir hikayesini sizlerle paylaşmak istiyorum.

zonguldak şantiyesinde tanıdığım bi kalfa vardı, ismi mustafa. güleryüzlü, basit bir adamdı. her sabah herkesten yarım saat önce şantiyeye gelip çayı demler, sahada bi tur atar, üzerine revizyon gelen hükümsüz projeleri veya gazete kağıtlarını masaya serip kahvaltı sofrasını hazırlar, sonra beni beklerdi. ben bazı sabah sekizde, bazı sabah sekiz buçukta gelirdim işe. ben gelmeden kahvaltıya başlamazdı. oturup kahvaltılığı yerken üç beş laflar, o günkü işleri programlardık. hiç itiraz ettiğini, hiçbir işi yokuşa sürdüğünü, yalan konuştuğunu duymadım. ne işçileri bana karşı korurdu ne de beni işçilere karşı. çok düz, çok basit bir adamdı.

bir akşam paydostan sonra ofise geldi, hakediş hazırlıyordum. “şef, hadi gel bi bardak çay içelim” dedi. normalde böyle şeyler olmadığından refleksle “hayırdır ya kötü bi şey mi oldu canın mı sıkkın senin?” diye sordum. “yoo, öyle sıkıldım biraz” dedi.
zonguldak’ ta bilen bilir, çok güzel çay bahçeleri vardır. alabildiğine deniz manzaralı, ferah, yüksek yerler. insanın gerçekten hem içi açılır hem de o devasa karadeniz görüntüsü karşısında biraz garip hissedersin. bu çay bahçelerinden birine oturduk, o çay söyledi ben kahve. “yauv sen de hep kayfe içiyosun, çarpıntı yapmayor mu?” dedi, kafasını diğer tarafa dönerek güldü. huyu böyleydi, şaka yollu takıldığında gülerken başka tarafa dönerdi. “çay sevmiyorum ya, alışınca zaten çarpıntı falan da yapmıyor” dedim ben de güldüm.
biraz böyle uzağa baktı, insanın canı öyle bi manzara karşısında ya hiç konuşmak istemez ya da konuşmaya başladığında artık hiç lafını kontrol etmeyeceğini bilirsin. biraz öyle sanırım konuşacaklarını kafasında toparladıktan sonra başladı anlatmaya.

on beş yaşındaymış, sevdiği kızı ne kadar istediyse de vermemişler. araya aracılar göndermiş, babasının karşısına bizzat kendisi gitmiş dikilmiş, abileriyle konuşmuş. olmamış. ne yaptıysa para etmemiş. askere gitmeden önce kızı başkasına vermişler, mustafa’ dan daha zengin birine. mustafa askere gitmiş, tezkereyi aldığı gibi nizamiye kapısından çıkar çıkmaz inşaat işlerinde çalışan bi köylüsünü aramış. mersin’ de bir şantiyedeymiş o sıralar köylüsü, mersin otobüsüne bilet almış mustafa. dönmemiş bir daha köye. ne bir ev ne bir yurt, şantiyelerden başka mekanı yok.
“kaç yaşındasın?” diye sordum, “kırk iki yaşındayım şefim” dedi. düşünmesi bile ürkütüyor beni, yirmi yedi yıl. koskoca yirmi yedi yıl. dipsiz bir boşlukta geçmiş, karanlıkta yaşanmış bir insan ömrü. “o kızı bir allahın günü olsun unutamadım yau şef, nerden bulduysa adresimi bulmuş bir tane fotoğrafını göndermiş her akşam bakar dururum” dedi. “ne zaman bu kadar yıl geçti ben hiç anlamadım, işten başka şu hayatımda hiçbi şey bilmedim, öyle yaşadık gitti işte boşu boşuna biz de”

akşam saat altıydı çay bahçesine oturduğumuzda, saat dokuz buçuğa kadar anlattı mustafa. “eh, hadi yeter bu kadar kafanı şişirdim senin de” dedi, güldü, kafasını diğer tarafa çevirdi.
ertesi sabah uyanmış, herkesten yarım saat önce şantiyeye gelip çayı demlemiş, sahada bi tur atmış, üzerine revizyon gelen hükümsüz projeleri masaya serip kahvaltı sofrasını hazırlamış, sonra beni beklemiş. yüzüne baktım, o dün akşam bana hikayesini anlatan adamdan en ufak bir eser yok. mustafa değil, mustafa usta duruyor karşımda.

size hikayeyi onun kelimeleriyle anlatmadım, bunu özellikle yapmadım. mustafa’ ya haksızlık olur gibi geldi.

unutmamak deyince hep mustafa’ nın o fotoğraftan gülümseyerek bahsedişi geliyor aklıma.

Mustafa İnan’ı düşünmek


Bu sabah işe gelirken Mustafa İnan’ı düşündüm, bizi zamanında ne güzel uyarmıştı…”Bilim uzun ve çetin bir yoldur çocuklar. Bilimi yarı yolda bırakmayın, olur mu çocuklar?!

Oppenheimer gibi hissediyorsanız; bırakın yüksek binaları başkası yapsın, büyük barajlarda başkası çalışsın.

Bazılarına çok uzaklardan bile görünen yüksek yapılar kurmak çekici gelecektir. Bırakınız bu işleri öyleleri yapsın.

Bazıları da insanları çalıştırmak, büyük teşebbüsleri idare etmek ihtirası ile yanarak kuvvetli olmak isteyeceklerdir. Bırakınız parayla da onlar uğraşsın.

Sizin kuvvetli olmak gibi bir derdiniz yoksa, siz de Leonardo Da Vinci gibi ‘Kuvvet nedir?’ diye merak ediyorsanız; buyrun, sizleri Mekanik kürsüsüne beklerim.

Çünkü bazılarına göre ‘Kuvvet’; para ile organizasyonun çarpımına eşittir;

Bize göre de kuvvet; ivme ve kütleyi ilgilendiren bir büyüklüktür.

Bu iki formülü birbiriyle karıştırmayın, olur mu çocuklar?!

Kürsü ile ticarethaneyi birbirine karıştırmayın, olur mu çocuklar?!”

Proje Yönetimine Yönelik Okullarda Öğretilmeyen 40 Ders – İMO İstanbul Şube ve Temsilciliklerde Vereceğim Seminerler


Proje Yönetimi eğitimlerimden altını çizdiğim önemli noktaları derleyerek oluşturduğum “Proje Yönetimine Yönelik Okullarda Öğretilmeyen 40 Ders” konulu seminerlerim 10 Mayıs Çarşamba saat 17:00’de İMO Kadıköy Temsilciliği’nde, 15 Mayıs Pazartesi saat 19:00’da İMO İstanbul Şubesi Karaköy Binası’nda, 16 Mayıs Salı saat 18:00’de İMO Bakırköy Temsilciliği’nde yapılacaktır. Programı uygun olan dostlarımı beklerim.

Beyin Avcısı Değiliz Sadece Değerleri Buluşturuyoruz

Biraz da reklam 😊

Herkesin düşündüğü gibi beyin avcısı değiliz, doğru firmalarla doğru insanları biraraya getiriyoruz. Kısaca söylersek 10 yıldır değerleri buluşturuyoruz. 5 kıtada 100’ün üzerinde firmada, 1000’in üzerinde teknik arkadaşımızın istihdamını gerçekleştirdik.