Freud; ”İnsan mutlu olmak ister; bu yüzden berbat haldedir.” der ve ekler “Yaradılışın planında insanoğlu mutlu olacaktır diye bir kaide yoktur”. Belki de bu hastalıklı mutluluk saplantımızdır, bizi mutsuz eden…
Category Archives: Aklıma Takılanlar
Aşk bir deliliktir
Aşk bir deliliktir der Shakespeare, yaşamın tamamı bir delilik değil mi derim ben. İki denklemdeki delilikler birbirini götürürdüğünde aşk ile yaşam eşitlenmez mi?
Bir konuda çok konuşanları sevmiyorum
Bir konuda çok konuşmak, karşısındakinden çok insanın kendi kendini ikna etme çabasının gizli bir dışavurumu değil midir aslında?Kendini ikna edemeyenlerin çabası değil midir karşısındakini inandırmaya çalışmak.
Her sancı, yeni bir doğumun sancısıdır
Sanırım İncil’de yazıyordu ya da İsa Peygamber söylemişti, her sancı, yeni bir doğumun sancısıdır aslında diye. Benim düşüncem, çocuk sahibi olmak insanın hayatındaki en büyük ve en ironik devrim. Biz onu büyüttüğümüzü zannedereken aslında o bizi büyütüyor ve bunu da çok zarif bir şekilde yapıyor, ebeveynlerimize büyürken karşı çıkıyoruz ama çocuklarımız bizi büyütürken onlara hiç bir itirazımız olmuyor, kendiliğinden, gönüllü bir büyüme bu.
Dünyayı daha iyi anlayabilmek için nelere ihtiyaç duyarız?
Gecenin bir saatinde öylesine aldığım notlar…
Dünyayı daha iyi anlayabilmek için nelere ihtiyaç duyarız?
Daha çok bilgi
Bu bilgileri doğru ilişkilendirecek bir düşünce sistematiği
Yeni insanlar, yeni fikirler, yeni hikayeler
Merak, tutku, heyecan
Sanat, sanat, sanat
Yaşadıklarımızdan doğru dersleri çıkarabileceğimiz, kendimiz ile yüzleşmekten korkmayacağımız bir bakış açısı
Olaylara, nesnelere farklı açılardan, farklı mesafelerden bakabilme yeteneği
Yeni perspektifleri keşfedilme becerisi
Keşkesiz hayatların sığlığı
Keşkesiz hayatların sığlığında boğuluyoruz. Hayatın yükünden çok, hep başkaları için yaşamanın dayanılmaz ağırlığı yoruyor bizi…
Özgürlüğü ne zaman kaybettik?
“Ancak seceneklere boyun egmek zorunda olmayanlar ozgur olabilir” demiş Alman Felsefeci Adorno 1966’da. Son 40 yıldır egitim sistemimizi tamamen test sistemine odaklayarak, isteyerek ya da istemeyerek de olsa özgür olmayan bir neslin yaratılmasına büyük katkı sağladığımızı düşünüyorum.
Klasik Okul-Eğitim Sisteminde Israr Etmelimiyiz?
Okul, gençlerin hayatında tamamen bir istisna, zamanın dışında bir ölü nokta haline geldi. Okul, bugün gençlerin internete bağlı olmadıkları (on-line olmadıkları); cep telefonlarının, müziğin sustuğu; ekranı bırakıp babalarının defterine kalemine döndükleri; aynı anda (müzik dinlemek, DVD seyretmek, çetleşmek ve ödev yapmak gibi mesela) bir çok şeyi bir arada yapmaları yasak olan tek ortam. Gençleri, kendi gerçeklerinden ve alışkanlıklarından zorla koparıp onlara tamamen aykırı bir ortam yaratan klasik okul-eğitim sisteminde ısrar edecek miyiz, yoksa ‘bugünün gençleri bizden farklı’ diyerek eğitimi yeniden düşünecek ve gençlere uygun hale getirecek miyiz?
Her şey o kadar da kolay değil aslında
Her şeye daha kolay ulaştıkça her şeyi de daha kolay yapacağımız yanılgısına düşüyoruz.
Bir nesneyi doğru analiz edebilmek için ona hangi uzaklıktan bakmalıyız?
Sorun, mühendislerin, bir nesneye çok yakından bakmaları ve bu noktada ayrıntılar içinde büyük resmi gözden kaçırabilmeleri, sosyal bilimcilerin ise aksine nesneye daha uzaktan baktıkları için detaylara dikkat etmeden genellemelere gitmeleri. Bir nesneye doğru mesafeden doğru açı ile bakabilmeyi, o nesnenin diğer nesneler ile olan ilişkisini görebilmeyi ancak bir şeyler yaratma mücadelesinde olan sanatçılar ve mimarlar başarabiliyor. Ya da kafalarında yaptıkları işi sanata dönüştürme kaygısı duyan duyarlı insanlar. Bu açıdan mühendislerin de, sosyal bilimcilerin de kendi işlerini yaparken olabildiğince sanattan beslenmeleri gerektiğini düşünüyorum.