Fakirliğin matematiksel bir ölçülebilirliği olsa o ölçü, istediklerin ile sahip olduklarının arasındaki mesafe olurdu herhalde. O aralık kısaldıkça insanın zenginliği, uzadıkça yoksulluğu artıyor.
Monthly Archives: Aralık 2016
Adayın özgeçmişinden önce gözlerine bakın
Her yönetici güven veren bir çalışanı işe almak ister. İçiniz temizse bu duruşunuza da, gözlerinize de yansır. İş görüşmesi yapacak dostlarıma hep şöyle derim. “Adayın özgeçmişinden önce gözlerine bakın, gözler özgeçmişten daha çok şey anlatır çoğu zaman”
İnsanoğlunun en büyük buluşlarından biri: Besleyerek Evcilleştirmek
İlk insan vahşi hayvanları evcilleştirerek ayakta kaldı ve sonrasında da dünyaya egemen oldu. Evcilleştirirmenin ilk koşulu beslemek idi, vahşi hayvanları besleyerek istediği forma getirmeyi başardı insanoğlu. Diğer canlıları dize getirmeyi başardıktan sonra gelişmiş olanları gelişmemiş olanları besleyerek evcilleştirmeye devam etti. Artık hayvan türlerini değil toplumları evrimleştirmeye başlamışlardı daha az gelişmiş olanları aç olmasalar da sürekli aç olduklarına inandırıp, besleyerek, borçlandırarak ehlileştirdiler ve insanlık bugünkü noktasına erişti. Şimdi hepimizin merak ettiği insanlığın macerasının nereye doğru evrileceği…
İyi olamam buna müsade etmeyecekler

“İyi olamam buna müsade etmeyecekler” der Dostoyevski romanlarından birinde. O zaman biz de izin verildiği kadar mı iyi olmalıyız ya da o eşiği aşmak için mi mücadele etmeliyiz? Dünyanın daha iyi bir yer olması gibi bir hayalimiz hala yaşıyorsa içimizde ikinci seçenekten başka bir yol görünmüyor bize. Sürekli eşikleri yükselterek devam etmek yani…
Dünya nasıl bir yer?
Dünya, anladıkça içinde daha da kaybolduğun, kayboldukça da kendini daha fazla bulduğun bir yer.
Tüm yazdıklarım, dünyayı daha iyi anlama çabamdan geriye kalanlar sadece…
Para kazanmak üzerine
Ne kadar çok kazansam da aklım hep okumakta, sinemada, tiyatroda, bir sürü şeyi merak etmekte olacağı için fazla para kazanmak beni hiç bir zaman heyecanlandırmadı. Dönüp dolaşıp aynı yere, keşfetmenin keyfini çıkardığım noktaya geliyordum çünkü. En güzeli parayı hiç aklınıza getirmeyecek miktarda kazanabilmek. İhtiyaçtan azı da, fazlası da para üzerinde gereğinden fazla odaklanmanıza ve yaşamı kaçırmanıza neden oluyor.
En yaratıcı anlar
En yaratıcı anlarım karmaşa ve kaos içinde iken bir kenara çekilip, tüm olanları seyredebilmeyi başardığım zamanlardır. Farklı fikirlerin çatışmasından çıkan enerjiyi kendi bakışımla değerlendirip yeni sentezlere ulaşmak ya da ulaşamamak heyecanlandırıyor beni…
Ne zaman iyi bir ticaret insanı olunur?
Kazandığın paranın senin değil firmanın olduğunu anladığında. Bir yerde çalışırken kazandığın para senindir ama bir işletmen varsa oradan kazandığın tüm para o işletmenindir.
1970’lerde bir Fenerbahçe – Galatasaray maçı
Bu sabah ortaokulda iken babamla gittiğim ilk derbi macını (1977) hatırladım, mac İnönü Stadında idi, taraftarlar karışık halde macı seyredip sakalasiyorlardi. Yanımda bir Galatasaray’li abi ile bayağı lafladigimi hatırlıyorum. Bugün bu siradan olaya birçoğumuz boyle bir şey olabilir mı dıyordur, 1970’lerde olabiliyordu iste… Mac mı 0-0 bitmişti…
