Planlama Seminerime İlişkin Notlar

Beykent Planlama Seminerimden

01 Aralık Salı günü Beykent Üniversitesi’deki Yapım Yönetimi dersimin kapsamında verdiğim “İşi Planlama ya da İşin Peşinden Sürüklenmek – İnşaat Projelerinde Doğru Planlama ile Verimlilik Nasıl Arttırılır?” konulu seminerde sevgili Sedat Mança’nın altığı notları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Geçtiğimiz salı (1 Aralık) günü Beykent Üniversitesi’nin Taksim Yerleşkesin’de Yapım Yönetimi yüksek lisans seminer derslerinin bu dönem üçüncüsü düzenlenen ve konuşmacısının  Smart Solutions İnsan Kaynakları Yönetim Danışmanlığı ve 1inşaat Bilişim Ltd. Şti. Kurucu Ortağı olan Değerli Cem Kafadar’ın sunumu ve İstanbul Teknik Üniversitesinin Yapı İşletmesi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Değerli Dr. Murat Kuruoğlu’nun katkılarıyla çok keyifli ve öğretici bir seminer oldu. Sizlere yaklaşık 3,5 saat boyunca interaktif  şekilde geçen bu sunumda aldığım notları paylaşmak istiyorum.

Öncelikle bu seminer derslerinin amacı, Cem Bey’in ve Murat Hoca’nın ve tabiki Yapı İşletmesinin duayenlerinden Doğan Sorguç hocanın fikir önderliğinde bir hayal ile başladığını öğreniyoruz. Bu hayal, sektörde çalışan mühendislerin ve yapı işletmesi & proje yönetim alanında uzmanlaşmak isteyen öğrencileri bir araya getirerek fikir paylaşımında bulunmalarını sağlayacak bir ortamda buluşturulmasıdır. Bu buluşmalar neticesinde hem sektör profesyonellerinin bilgi birikimlerinin arttırılması hem de sektöre yeni adım atanlar, profesyonellerin tecrübelerinden yararlanması olarak bu seminer derslerin düzenlenmesinde katkıda bulunmuştur. Gelelim aldığım dipnotlara.

Öncelikle günün en can alıcı cümlesi, 19. yüzyıl ortalarında Sosyoloji’nin banisi Auguste Comte’un şu sözü damgasını vurmuştur.

“20. yüzyıldan başlayarak, yöneticiler mühendisler olacaktır; bir şartla, Sosyoloji bilmek şartıyla demiştir”

Okumaya devam et

Planlama Seminerimin Ardından

Beykent Planlama

Dün akşam Beykent Üniversitesi’ndeki seminer dersimde 3.5 saati aşkın bir süre inşaat projelerinde planlama ve planlamanın sorunları üzerinde konuştuk. 70’in üzerinde sektör insanı ile çok keyifli bir beyin fırtınası oldu, katkıları için tüm öğrenci arkadaşlarıma ve misafir katılımcılara teşekkür ederim. Planlamanın önündeki o kalın yüksek duvarları dün akşam yıkamadık belki ama yalnız olmadığımızı, ortaya çıkan fikirlerden yola çıkarsak bir şeyleri değiştirebilecek güce de sahip olduğumuzu gördük. Benim için dün gecenin en güzel çıkarımı buydu. Benzeri toplantı ve seminerlerin artması ile o çok şikayet ettiğimiz sektörün tutucu, yeniliklere kapalı yapısında da bir şeylerin yavaş yavaş değişeceğine inanıyorum

Bu dönemin ilk Yapım Yönetim dersinin ardından

Dün geceki “İş Teklif Aşamasında Kazanılır Diyenler İçin Öneriler” konulu “Yapım Yönetim” dersime katılan tüm katılımcılara ve Hocam Murat Murat Kuruoğlu na çok teşekkür ederim, sizlerin katkıları ile keyifli bir 3 saat geçirdik. Bundan sonraki dersimiz 17 Kasım’da Fırat Eker ile İş Sağlığı ve Güvenliği üzerine olacak, Fırat’ın iş sağlığı konusunda en ilgisiz kişide dahi farkındalık yaratacak konuşmasını dinlemenizi tavsiye ederim. 1 Aralık’ta ise Planlama, İş Programı ve Maliyet Kontrolü’nü tüm detayları ile konuşacağız. Siz de benim gibi ya işi planlarsınız ya da işin peşinden sürüklenip gidersiniz, siz işi yönetemezseniz, iş sizi gayet güzel yönetir diye düşünüyorsanız şimdiden ajandanızın 2 Aralık akşamını boş bırakın derim 😀 Dönem programı netleşince diğer yapım yönetim ders konularımızı da buradan duyuracağım.

Geleceği Yönetmek: Bugünü ve Geçmişi İyi Anlamak + Doğru Planlama

Ahmet Şerif İzgören, bir kitabında yazıyor; bütün CEO’lar, genel müdürlerin ortak söyledikleri ne var, en çok neyin üstünde duruyorlar diye araştırdım, şöyle bir şey çıktı karşıma “Başarı için değişimi yakalamak şart” marka saatlerinin mutlaka göründüğü, bilmem kaç kez çekilmiş samimi olmayan pozlarının arkasında bunu söylerler ama hiç biri bunu içselleştirmemiştir.

Değişim için insanları sürecin içine katmak gerekiyor ama bizde değişim anlayışı ağırlıkla çalışanların fikri alınmadan tepeden inme olur. Tepeden inme kararlar da bir pinpon topu gibi aynı hızla tekrar tepeye doğru geri tepiyor.

Değişim için o ortam iletişime açık olmalı ki, yeni fikirler ortaya çıkabilsin, o yeni fikirleri sentezleyerek değişime dönüştürebilmek için de firma hafızasını bilen tecrübeli yöneticilere ihtiyaç var. Ne yazık ki değişim deyince biz ilk önce geçmiş ile gelecek arasında köprü vazifesi yapacak, o firma için duayen olmuş değerlerimizi pasifize ederek işe başlıyoruz.

Değişimi yeni kadrolara tepeden inme dayatmalar olarak algıladığımız sürece ortaya çıkan durumun değişimden çok bir kaos olması kaçınılmaz oluyor.