Devrim üzerine düşüncelerim

Devrim, kulağa hoş gelse de, yapısı itibariyle insana ve toplumun doğasına ters gelen bir olgu. Ayrıca her devrimin içinde ciddi boyutta faşist öğeler taşıyor olması da korkutucu. Baskı rejimlerindeki ayağa kalkışın sonuna kadar yanındayım ancak sonrasının nasıl dizayn edileceği, o günün oluşturduğu heyecanın tuzaklarına düşmeden bir yeni yapının nasıl oluşturulacağı çok iyi kurgulanmalı.

Hangi tür sanat eserlerini seviyorum?

İçimizdeki küçük hüzünlü anları tetikleyip bulmak ne keyiflidir. Benim için iyi sanat eserleri o küçük hüzünlü anları bana hatırlatan yapıtlardır.
Hatalar yaparak ilerlemek hep doğru yapıp aynı yerde olmaktan iyidir
Bir yerlere zaman içinde hatalar yaparak gelmenin çok hoş bir tadı var. Yapılan yanlışlar insanı güçlendirdiği gibi bir gözüpeklik de kazandırıyor.

Hayatın içirdiği acı ilaçlara karşı ne yapabiliriz?

Hayat, insana her gün bir sürü acı hap içiriyor. Bunların bir panzehiri varsa o da neşeli olmaktır. Yaşam ve insanlar içlerinde o kadar farklı çelişkiler barındırıyorlar ki o karşıtlıkları ne kadar sık yakalayabiliyorsanız neşeli olmanız için de o kadar çok malzemeniz var demektir. Dünya her gün baktığınız bir ayna değil mi?

Planlarınız mı, niyetleriniz mi daha etkili?

Kendi kendime çok düşünmüşümdür, planlarım mı, niyetlerim mi üzerimde daha etkili oluyor diye. Daha teknik ve somut olan planlarım çoğu zaman beni yarı yolda bıraktırırken, iç sesimin yönlendirdiği niyetlerim ise beni hep yolda tutmuşlardır. En güzeli ne derseniz, bu ikiliyi birlikte doğru kullanarak yola devam etmek derim. 🙂

Neden Müzik?

Oğlumun müzik üzerine yazılarını blogu alternatifritimler.com dan takip edebilirsiniz.

ukafadar adlı kullanıcının avatarıAlternatif Ritimler

Küçüklüğüme dair hatırladığım ilk karede bilgisayar vardır. O zamanlar günümüzdeki gibi pek de yaygın bir şey değildi evde bilgisayar bulunması ve ben iki yaşımda bilgisayarın önüne oturtulmuştum. -Hatta bunun haberini yapmış o zamanın teknoloji dergilerinden biri.- Oturma o oturma, yıllar sonra kendimi bilgisayar mühendisliği bölümünden mezun olurken buldum. Anlayacağınız, bu zamana kadar geçen süreçte önemli bir alanı kapsadı bilgisayar.

Bilgisayar gibi çok küçüklüğe götüren diğer bir şey ise müzik. Bizim evde hiç eksik olmazdı müzik. Pek televizyon izleyen insanlar değillerdi bizimkiler, onun yerine çocukluğumun tek yabancı müzik kanalı olan MTV açık olurdu salonda -Daha sonraları VH1 ve MCM eklendi bunlara-. Her çarşamba akşamı MTVde Top 20 listesinin yayınlandığı programı vardı, o zamanlar büyük bir merakla beklerdim. Bir de pazar sabahları BBC 2’de Top of The Pops açılırdı. Kahvaltı ederken arkada onu izlerdim. Böyle böyle daha küçük yaşta o zamanın popüler müzik listelerini ezbere bilirdim. Kimin çıkışta veya düşüşte olduğunu, kimin…

View original post 473 kelime daha