Neden çok sayıda yüksek öğrenim diplomalı mesleksiz işsizle karşı karşıyayız?

İş hayatımdaki kırk yıl içinde gördüğüm en büyük sıkıntı, bunu belki ikiz sıkıntılar diye de tanımlamak daha doğru olacak. İlki, firmaların istenen özellikte çalışanlara ulaşmakta yaşadığı zorluk. İş dünyasının en değerli kaynağı olan nitelikli insana erişim güçleştikçe buna paralel olarak gelişmenin de, başarılı girişimlerin de, ilerlemenin de hızı düşüyor. Diğeri ise bunun bir ölçüde ters simetrisi gibi düşünebileceğimiz, insanların hayalleri ve kariyer hedefleriyle örtüşen firmalarda iş bulamaması. Aldıkları eğitimin, sahip oldukları donanımın boşa gittiği duygusunu yaşayan genç insanlar, topluma, kendilerine, geleceklerine küsüyorlar. Çözümü ya yurtdışında ya da kapasitelerinin daha altında bir işte çalışmakta arıyorlar. Peki suçlu kim? Sistem. Sistem kim? Biz. 1980’lerde de mekanizmanın iyi işlemeyen noktaları vardı. Bugün de var. Yarın da olacak. Değişen, sadece dertlerimiz. Buna belki de fazla şaşırmamak gerekiyor. Çünkü bir modelin doğru işlememesi, hatalar vermesi onun doğasında olan bir özelliği. Bütün modeller, biz insanlar gibi sürekli iyileştirmeye ihtiyaç duyuyor. O zaman ne yapmalıyız? Sorunumuzun kök nedenlerini bulmalıyız. Biraz herkesin kapısının önünü temizlemesi gerektiği yaklaşımıyla bakmalıyız. Bana bu yazıyı yazdıran da kafamın içinde dolaşan bu düşünceler. Belki bunları bir yerlere dökersem, birileri bir kenarından yakalayıp konuyu bir adım ileriye taşır umuduyla fikirlerimi kaleme aldım. Buradaki nedenlerin her biri detaylı bir makale, hatta kitap olabilecek potansiyeller barındırıyor. İnanıyorum ki, konunun üzerinde ne kadar çok tartışırsak, o kadar farklı yol keşfedeceğiz.

1. Eğitim Planlamasında Stratejik Eksiklik

  • İş gücü piyasasının ihtiyaçları ile eğitim sisteminin sunduğu programlar arasında uyumsuzluk.
  • Hangi mesleklerin gelecekte daha fazla talep göreceği konusunda yapılan projeksiyonlar yetersiz olması veya dikkate alınmaması.

2. Diplomanın İş Garantisi Olarak Algılanması

  • Üniversite diploması, iş bulmanın yeterli bir şartı olarak görülüyor. Ancak bugünün iş dünyası, artık geçmişteki gibi yalnızca diploma değil, aynı zamanda beceri ve deneyim talep ediyor.
  • Diploma sahibi olmanın, bireyin iş piyasasında kendisini farklılaştırmasını sağlama konusundaki eski önemini yitirmesi.

3. Pratik Eğitim Eksikliği

  • Üniversitelerde teorik bilgiye odaklanılırken, pratik uygulamaların ihmal edilmesi.
  • Staj ve saha deneyimi gibi uygulamalı eğitim modellerinin yetersizliği.

4. Mesleki ve Teknik Eğitime Yeterince Değer Verilmemesi

  • Meslek liselerinin ve teknik eğitim kurumlarının, toplum tarafından üniversiteler kadar prestijli görülmemesi.
  • Gençlerin, mesleki eğitime yönlendirilmek yerine üniversiteye zorlanması.

5. İş Dünyası ve Eğitim Arasındaki Kopukluk

  • Eğitim kurumları ile iş dünyası arasında etkili bir iletişim ve iş birliği eksikliği.
  • Okulların işverenlerin ihtiyaç duyduğu becerilere yönelik müfredatlar geliştirilmemiş olması.

6. Gençlerin Geleceğe Yönelik Yeterince Bilgilendirilmemesi

  • Üniversite tercih döneminde gençlere ve ailelerine, iş piyasasının durumu ve gelecekteki meslek eğilimleri hakkında yeterince rehberlik sunulmaması.
  • Gençlerin, popüler veya “prestijli” olarak görülen bölümleri tercih etmesi ama bu bölümlerden mezun olanların işsizlik oranın yüksek olması.

7. Hızla Artan Üniversite Sayısı ve Kalite Sorunu

  • Üniversite sayısındaki artışın, eğitim kalitesinde ister istemez bir düşüşe yol açması.
  • Bazı bölümlerin, öğrencilere uygulamada karşılık bulacak beceriler kazandıramaması.

8. Gereksiz ve Plansız Mezun Sayısı

  • Talep fazlası olan alanlarda gereğinden fazla mezun verilmesi. (Örneğin, hukuk, işletme, mühendislik gibi bazı bölümlerde arz-talep dengesinin bozulmuş olması).

9. Girişimcilik ve Yaratıcılık Eksikliği

  • Eğitim sisteminin gençleri bireysel girişimcilik ve yenilikçi düşünceye teşvik etmemesi.
  • Mezunların, yalnızca bilinen iş pozisyonlarına uygun şekilde yetiştirilmesi. Oysa yapay zekadaki hızlı gelişmeyle beraber, her gün yeni iş alanları ve yeni pozisyonlar doğuyor.

10. İşverenlerin Yüksek Tecrübe Beklentisi

  • İşverenlerin genç mezunlardan bile tecrübe talep etmesi, bu da iş arayan gençlerin önünde ciddi bir engel oluşturuyor. Firmaların, gençlerin yetiştirilmesi konusunda yeterince istekli olmaması.

11. Gelişen Teknolojilere Ayak Uyduramama

  • Eğitim sisteminin müfredatı, yapay zekâ, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik gibi geleceğin iş kollarına yönelik beceriler kazandırmada yetersiz.

12. Ekonomik Faktörler

  • Ekonomik durgunluk ve işsizlik oranlarının yüksek olmasının, gençlerin istihdamını zorlaştırması.
  • Bazı sektörlerde iş fırsatlarının daralması, eğitimli gençlerin bile iş bulamamasına neden oluyor.

13. Kariyer Planlama Eksikliği

  • Gençlere kariyer planlaması konusunda destek verilmediği için, mezun olduklarında hangi alana yönelmeleri gerektiğini yeterince bilememeleri.

14. Fazla Genel Eğitim, Azalan Uzmanlaşma

  • Eğitim sisteminde uzmanlaşmaya yönelik programlar yerine genel bilgiler veren bölümlerin ön planda olması.
  • Öğrencilerin, spesifik bir alanda yeterli bilgi ve yetkinliğe sahip olmadan mezun olmaları.

15. Toplumsal Algılar

  • Aileler ve toplumun, üniversite diplomasını bir “zorunluluk” olarak görmeleri. Bu baskı, gereksiz yere üniversite mezunu sayısını artırıyor ve alternatif mesleki yolları itibarsızlaştırıyor.

16. Kariyer Değişikliğine Uygun Eğitim Modellerinin Eksikliği

  • Değişen iş dünyasına uyum sağlamak için mezunlara kariyerlerini yeniden şekillendirebilecek esneklik kazandıracak modeller sunulmaması.

Sorunun sadece bize özel değil, evrensel olduğunu düşünüyorum. Bu nedenlerin her birini bugün tüm dünya tartışıyor. Doğası gereği gelenekselci bir yapısı olan eğitim sisteminin, hızla değişen dünyayı yakalamakta zorlanması, çok da şaşırtıcı değil. Değil kırk yıl, on yıl öncesinde bile bu kadar hızlı bir değişimi kimse öngöremiyordu. Bugün 25 yaşındaki bir genç, ben günümüzün gençlerini, (kendinden küçükleri) anlayamıyorum diyor. Peki ne yapmalıyız? Yeni mezunların potansiyelini ortaya çıkaran, onları iş hayatına hazırlayan ve ekonomiye katkı sağlayan modeller yaratmalıyız. Bugün artık son kullanma tarihi dolmuş, sanayi devrimi sonrası 1900’lerin başında yapılandırılan eğitim sistemi üzerine daha çok, daha çok, daha çok konuşmalıyız. Konuştukça, tartıştıkça, sorguladıkça, dinledikçe, anladıkça, önyargıları aştıkça, toplumun nöronları birbirleriyle daha iyi çalışacak, yepyeni çözümler üreterek, hayal edilen geleceği birlikte şekillendireceğiz. 

15-16 Kasım 24

Çiftehavuzlar 

İnşaat sektöründe genç mühendislerin iş değiştirme motivasyonlarını etkileyen faktörler 

Bu tempoya daha ne kadar dayanabilirim?”  Toz, gürültü, uzun mesailer… 

Pasaportu cebinde hazır. Dubai’de, Katar’da, Londra’da daha iyi bir hayatın hayalini kuruyor. Şantiyede on saatlik mesainin ardından şanslıysa evine, uzak bir projede çalışıyorsa şehrin dışında tek başına yaşadığı lojmanına dönüyor. Bu kadar bitkinken arkadaşlarıyla bir kahve içmek bile lüks haline geliyor. İster istemez o sorunun çengeli kafasına takılıyor: “Hayatım sadece şantiyeden mi ibaret?”  Sonra “neden”lerin ardı arkası gelmiyor. 

Yurt dışında dövizle kazanabilirken neden emeğimi burada bu kadar düşük fiyata satıyorum ki?

Excel’de dosyadan dosyaya rapor taşımakla ömür geçirmektense, neden yenilikçi çözümlere yoğunlaşan bir firmada değilim?

Algoritmaları sürekli eksik bulmak üzerinden şekillenmiş yöneticilerim neden küçük bir eline sağlık demekten bile imtina ediyorlar? 

Onların bu sığ bakış açısı yoksa yavaş yavaş benim de mi üzerime siniyor? İleride ben de mi “aman ekibim şımarmasın” diye şantiyede asık suratla dolanan sevimsiz bir yönetici mi olacağım? Kariyerimi poz kesme üzerinden mi geliştireceğim?

Bu firmada yıllarca aynı işi yapıp köreleceğime neden yeni fırsatları kovalamıyorum?

İnşaat yarını inşa eden bir sektörken, gençlerinin ufkunu planlamakta zorlanıyor. Onları ellerinden kaçırmak istemeyen firmaların yapması gereken çok da zor değil aslında: Daha şeffaf kariyer basamakları, daha insanca çalışma koşulları, daha fazla takdir, daha çok teknoloji. Yani şirketlerinin devamlılığını sağlayacak genç beyinlerin umutlarına yatırım yapmak.

İnşaat sektöründe genç mühendislerin iş değiştirme motivasyonları hem sektöre özgü koşullar hem de günümüz dünyasının beklentileri ile şekilleniyor. Peki ne yapılması gerekiyor? Ana faktörleri yedi başlık altında kısa çözüm önerileriyle birlikte şöyle detaylandırabiliriz. 


1. Kariyer Gelişimi ve Öğrenme İmkânları

  • Net kariyer basamaklarının olmaması: Şirketler, genç mühendislere hangi süreçte şantiye şefi, proje müdürü veya tasarım lideri olabileceklerini somut göstermediğinde iş değiştirme eğilimi artıyor.
  • Mentorluk eksikliği: Tecrübeli mühendislerden bilgi aktarımı sağlanmadığında, gençler gelişimlerini başka firmalarda arıyor.
  • Sertifika / eğitim fırsatları: BIM, yapay zekâ uygulamaları, sürdürülebilirlik gibi konularda eğitim desteği sunan firmalar, gençleri daha uzun süre tutuyor.

2. Çalışma Koşulları ve İş-Yaşam Dengesi

  • Şantiyelerde uzun çalışma saatleri (çoğu zaman 6 gün ve 10 + saat) genç mühendislerin “daha dengeli” bir iş aramasına yol açıyor.
  • Sosyal yaşamdan kopuş: Şantiyelerin uzak bölgelerde olması gençlerin sosyal çevreleriyle bağlarını koparıyor, bu da motivasyonu düşürüyor.
  • Esnek çalışma beklentisi: Yeni nesil mühendisler, hibrit ya da ofis-günü düzeni olan firmaları tercih ediyor.

3. Ücret ve Yan Haklar

  • Başlangıç maaşları genellikle düşük; genç mühendisler, performanslarına rağmen ücret artışının yavaş olduğunu gördüklerinde başka fırsatlara yöneliyor.
  • Yan haklar (yemek, barınma, ulaşım, sigorta, yurtdışı proje imkânı) iş değiştirme kararını doğrudan etkiliyor.
  • Özellikle yurtdışı müteahhitlik firmalarının sunduğu dolar/euro maaşlı fırsatlar, genç mühendislere daha cazip geliyor.

4. Kurumsal Kültür ve Liderlik

  • Otoriter yönetim tarzı: “Ben söyleyeyim, sen yap” yaklaşımı genç kuşakla uyuşmuyor. Daha katılımcı, geri bildirim odaklı, takım ruhunu öne çıkaran liderlik arıyorlar.
  • Takdir eksikliği: Genç mühendislerin emekleri görünmez kaldığında, başka firmalarda değer görmeyi tercih ediyorlar.
  • Şirket içi iletişim sorunları: Açık, şeffaf ve kapsayıcı iletişimin olmaması iş değiştirme motivasyonunu artırıyor.

5. Teknoloji ve İnovasyon Düzeyi

  • Dijitalleşmeye uzak firmalar genç mühendisler için cazip değil. BIM, yapay zekâ, mobil proje yönetim sistemleri gibi araçlarla çalışan firmalar daha çekici.
  • Gençler, “kağıt üstünde Excel raporculuğu” yerine inovatif çözümlerle kariyerlerini geliştirmek istiyor.

6. Proje Çeşitliliği ve Deneyim Olanakları

  • Tek tip şantiyelerde yıllarca aynı işi yapmak, gençler için sıkıcı hale geliyor.
  • Büyük ölçekli, uluslararası veya teknik açıdan yenilikçi projelerde deneyim kazanmak isteyenler, bu fırsatları sunmayan firmaları daha çabuk terk ediyor.

7. İş Güvencesi ve Ekonomik Faktörler

  • Sektördeki ekonomik dalgalanmalar, ödemelerin gecikmesi, işten çıkarmalar genç mühendisleri daha stabil şirketlere yöneltiyor.
  • Yurt dışı fırsatları da bu noktada cazip bir “güvenlik” motivasyonu oluyor.

Sonuç

Genç mühendislerin iş değiştirme motivasyonları;

  • Kişisel gelişim fırsatları (kariyer, eğitim, teknoloji),
  • Çalışma koşulları ve iş-yaşam dengesi,
  • Ücret ve yan haklar,
  • Kurumsal kültür ve liderlik yaklaşımı

Gibi faktörlerle doğrudan bağlantılı.

Firmaların genç mühendisleri elde tutmak için:

  • Şeffaf kariyer planları oluşturması,
  • İş-yaşam dengesi sağlayacak düzenlemeler yapması,
  • Takdir ve iletişim kültürünü geliştirmesi,
  • Teknoloji ve inovasyona yatırım yapması ilk öncelikleri olmalı.

Mimarlık adayına mektup

Mimarlık Adayına Mektup

Neden sana böyle bir mektup yazıyorum diye sorabilirsin. Ben masamın üzerinde bana yazılmış bir mektup bulduğumda hemen bunu düşünürüm. Neden? Bir mimarlık sınıfına gelecekte hayallerini gerçekleştirecek bir mimar olmak istiyorlarsa bugünden neler yapmaları gerektiğine dair konuşma yapmak için davet aldığım gün bu fikir aklıma geldi. Klişe bir sunum yapıp, bilindik tavsiyeleri söylemek yerine onlara mektupla ulaşmak istedim. Daha önce yeni nesil lider adayı için böyle bir mektup formatında köşe yazısı yazmıştım. Şimdi bir benzerini mimarlık öğrencileri için yapacaktım. Günlük yoğunluklar, küçük küçük işlerin kurduğu büyük tuzaklar yazmama izin vermedi. Masamın başıma oturup bir türlü mektubuna odaklanamadım. Ama bu konu kafama bir kere takılmıştı. Sana daha önce yazılmış böyle bir mektup var mıydı araştırdım. Paul Jacques Grillo’nun “To the Young Designer” adlı çalışmasına ulaştım. Grillo benim bir türlü yazamadığım mektubu 1960 yılında yazmış ve “Form Function and Design” adlı kitabına koymuştu. Bu yayını merak edersen Amazon’dan bulabilirsin. Biraz daha araştırınca YEM Yayınlarından basılan Havva Alkan Bala’nın “Mimarlık Öğrencisi Misin?” isimli kitabında bu mektuptan alıntılara ulaştım. Bugün sana Grillo’nun öne çıkardığı noktalar üzerinden yazacağım. İlk fırsatını bulduğunda Bala’nın kitabını da temin edip okumanı tavsiye ederim. Keyifle okudum. Arada dönüp altını çizdiğim yerlere tekrar bakıyorum. Mektuba geçmeden Le Corbusier’in YKY tarafından basılan “Mimarlık Öğrencileriyle Söyleşi”si de kütüphanende bulunsun derim.

Okumaya devam et

İş ararken sıklıkla yapılan yanlışlar

“Ciddi bir işsizlik ver ama nitelikli insanı bulmak da kolay değil.” 

Eleman arayışında olan firma yetkililerinden sıklıkla duyduğum bir söz. Bu noktada ana sıkıntının üniversite bittikten sonra mezunların kendilerini yeterince yetiştirememelerinde olduğunu düşünürüm. Okul bilgisi geçmişte de tek başına yeterli olmamıştı ancak her şeyin hızla değiştiği bugün artık hiç değil. En karlı ve dönüşü yüksek olan yatırım borsa, döviz, kripto paralar değil, insanın kendisine yaptığı yatırım. Özellikle firmaların arayışlarında dile getirdikleri mesleki yazılımlara hakim olduğunuzda bir adım önde olup, işinizin kolaylaşabileceğini söyleyebilirim. Şöyle bir düşünün. Her şey istediğiniz gibi. İyi bir okuldan iki yabancı dili ana diliniz gibi konuşacak şekilde mezun oldunuz, mesleğinizin gerektirdiği programları üniversite yıllarında olabildiğince öğrendiniz, firmaların peşinizden koşacağı bir Linkedin profiline sahipsiniz.  Rüya gibi bir kariyere başlamak için gün sayıyorsunuz. Ancak yaptığınız başvurular, bir türlü istediğiniz gibi sonuçlanmıyor. Belki kısa listeye seçiliyorsunuz ama sonrasında eleniyorsunuz. Aynı firmaya başvuran diğer aday sizin kadar donanımlı değil, herhangi bir torpili yok, fakat işi alıyor. O zaman bir yerlerde yanlış yapıyorsunuz demektir. Peki nedir bu yapılmaması gerekenler? Bunları, özgeçmiş-ön yazıda yapılan yanlışlar ve mülakat yanlışları olarak iki başlık altında toplayabiliriz

Okumaya devam et

Yurt dışında iş bulmak isteyenler için öneriler

Yurt dışında iş bulmak isteyenler için öneriler

Avrupa’da nüfusun yaşlanmasıyla beraber artık sadece mavi yaka değil beyaz yaka personele olan talep de geçmiş yıllara oranla arttı. İletişim imkanlarının gelişmesiyle bugün arayışta olan firmalara ulaşmak daha kolay ancak şimdi de başvuruların arasından sıyrılmak için kişinin kendini iyi yetiştirmesiyle birlikte birtakım incelikleri bilmesi gerektiriyor.

Tüm iş arayışlarının üç ana aşaması vardır.

  • Ön araştırma
  • Özgeçmiş hazırlama
  • Mülakat

Yurtdışında bir iş bulmayı hedeflediğimizde işler biraz değişiyor. Mevcut çalışmanın yanına hazırlık yapılması gereken yeni konular da ekleniyor.

Okumaya devam et

Mühendis – Mimar işe alım mülakatlarında sorulması gereken sorular

Süremiz sınırlı, yarım saat, en iyimseri 45 dakika. Bir kısmı adayın kendisini anlatmasıyla geçiyor. Bir kısmı adayı ısıtacak ön sohbetle. Arada gelen mesaj ve telefonlar da ayrı. Eski televizyon programlarında sunucuların klişeleştirerek söylediği gibi bizim için ayrılan sürenin sonuna geldiğimizde en doğru soruları sorarak adayı tanımamız gerekiyor. Amacımız kişiliğinin özünü ve teknik becerilerini nokta atışı yaklaşımlarla öğrenebilmek. İnsanlar birbirlerini bir ömür boyu tanıyamıyor ama insan kaynakları çalışanlarının böyle bir lüksü yok. Bu şekilde, görüşülen arkadaşın yetkinliklerini iyi ifade etmesini sağlayabileceğimiz gibi, kendini saklamasının da büyük ölçüde önüne geçebiliriz. O zaman gelsin sorular. Ama küçük bir hatırlatma. Ne sorarsak soralım, klişe soruların, klişe yanıtları getireceğini unutmadan.

Okumaya devam et

İnşaat Firmaları İçin Yeteneği Çekmenin ve Elde Tutmanın 12 Yolu

İnşaat projeleri süreli olduğundan proje sonlandığında firmanın elinde çalışan için uygun bir iş yoksa çoğunlukla el sıkışarak yollar ayrılır. Bazen de çalışan firmada istediğini bulamadığı için farklı arayışlara geçebilir. Hele ki kritik bir pozisyonda işi ortada bırakarak gidiyorsa vereceği zararı ölçümlemek mümkün değildir. Doğru kurgulanmış bir insan kaynakları yönetimi yetenekli çalışanları bulup, çektiği gibi ve uzun vadede bağlılıklarını artırma noktasında da önemli bir rol oynar. Peki, inşaat firmaları nitelikli personelini elde tutmak için neler yapmalı? İşte inşaat sektöründe doğru bir yetenek yönetimi konusunda izlenmesi gereken yollar:

Okumaya devam et

Neden çok sayıda yüksek öğrenim diplomalı mesleksiz işsizle karşı karşıyayız?

İş hayatımdaki kırk yıl içinde gördüğüm en büyük sıkıntı, bunu belki ikiz sıkıntılar diye de tanımlamak daha doğru olacak. İlki, firmaların istenen özellikte çalışanlara ulaşmakta yaşadığı zorluk. İş dünyasının en değerli kaynağı olan nitelikli insana erişim güçleştikçe buna paralel olarak gelişmenin de, başarılı girişimlerin de, ilerlemenin de hızı düşüyor. Diğeri ise bunun bir ölçüde ters simetrisi gibi düşünebileceğimiz, insanların hayalleri ve kariyer hedefleriyle örtüşen firmalarda iş bulamaması. Aldıkları eğitimin, sahip oldukları donanımın boşa gittiği duygusunu yaşayan genç insanlar, topluma, kendilerine, geleceklerine küsüyorlar. Çözümü ya yurtdışında ya da kapasitelerinin daha altında bir işte çalışmakta arıyorlar. Peki suçlu kim? Sistem. Sistem kim? Biz. 1980’lerde de mekanizmanın iyi işlemeyen noktaları vardı. Bugün de var. Yarın da olacak. Değişen, sadece dertlerimiz. Buna belki de fazla şaşırmamak gerekiyor. Çünkü bir modelin doğru işlememesi, hatalar vermesi onun doğasında olan bir özelliği. Bütün modeller, biz insanlar gibi sürekli iyileştirmeye ihtiyaç duyuyor. O zaman ne yapmalıyız? Sorunumuzun kök nedenlerini bulmalıyız. Biraz herkesin kapısının önünü temizlemesi gerektiği yaklaşımıyla bakmalıyız. Bana bu yazıyı yazdıran da kafamın içinde dolaşan bu düşünceler. Belki bunları bir yerlere dökersem, birileri bir kenarından yakalayıp konuyu bir adım ileriye taşır umuduyla fikirlerimi kaleme aldım. Buradaki nedenlerin her biri detaylı bir makale, hatta kitap olabilecek potansiyeller barındırıyor. İnanıyorum ki, konunun üzerinde ne kadar çok tartışırsak, o kadar farklı yol keşfedeceğiz.

Okumaya devam et

Mühendisler için Almanya’da çalışma koşulları ve iş fırsatları (Video)

Türkiye’deki beyaz yakalı çalışanların önünü açan nitelikli iş gücü ve göç yasası neler getiriyor?
Almanya’da çalışmayı düşünen mühendisler, mimarların öncelikle dikkate etmesi gereken konular neler?
Almanya’da nasıl iş aranır?
Almanya için nasıl bir özgeçmiş hazırlanmalı?
Mavi kart ve bu kartın getireceği avantajlar neler?
 

Amerika’da İnşaat Mühendisi Olmak (Video)

Amerika’da çalışmak isteyen bir inşaat mühendisini neler bekliyor?
Amerikan vizesi alırken dikkat edilmesi gereken noktalar neler?
Amerika”da nasıl bir sigorta sistemi işliyor?
Amerika’daki Türkler başarılı mı?
İngilizce dışında İspanyolca bilmek neden önemli?
Amerika’da çalışmayı planlayanları bekleyen riskler ve fırsatlar neler?