Şişmanlayamayan Sumocunun Hikayesi

22 Ocak 2026

Çiftehavuzlar 

“İçinde beni gezdiren sıcacık bir hikaye” diye yazmışım kitabın isminin yazılı olduğu ilk sayfasının sağ üst köşesine.

Şişmanlamayan Sumocu’nun ismini ilk kez Japon Edebiyatı hocamız Ali Volkan Erdemir’in tavsiye ettiği 10 Japon kitabı listesinde görmüştüm. Böyle dramatik bir ismi unutmak mümkün değil. Sumocusunuz ve şişmanlayamıyorsunuz. ☺️ İsminden daha İlginç olan detay yazarının Fransız edebiyatının önde gelen isimlerinden Eric Emmanuel Schmitt olması. Bir batılının, doğu kültürüne yönelik böylesine mükemmel bir hikaye anlatması. Edebiyat her zaman hayatı güzelleştiren sürprizlere açık…

Japonya’da tenha bir trende seyahat ederken

Çevirileriyle bana Japon edebiyatını sevdiren hocam Ali Volkan Erdemir’in yeni öykü kitabı Tenha’yı okurken Japonya’da bir trende seyahat ediyormuşum gibi bir hisse kapıldım. Her öykü bittiğinde yeni bir istasyonda nefesleniyordum. Onun penceresinden gördükleri, yolculuk yaptığım trenin camına benim suretimle birlikte sessizce yansıyordu sanki. İç içe giriyordu yazdıklarıyla görüntülerim. Tren camına bu bulanıklığı verebilmek. Edebiyattan başka ne isteyebilir ki insan?

Kütüphaneme Japon yazarları getiren Volkan Hocam, “zihinlerimize kazınmış imgelerden arınmak gerek. İşte o zaman anlamlı ve sahici yaşarız” diye sesleniyor Tenha’dan.

Batının aydınlığı, doğunun gölgeleri

“…Neden karanlığın içinde güzellik arama eğilimi sadece doğulularda güçlüdür? Batı da elektriğin, gazın ya da petrolün olmadığı dönemlerden geçti ama bildiğim kadarıyla onlarda gölgelerden keyif alma eğilimi yok. Hayalet tasvirlerinde, eskiden beri Japon hayaletlerin ayakları olmaz ancak batıda hayaletlerin ayakları vardır, üstelik vücutları da seçilir. Bu kadar ufak bir farktan bile anlarız ki bizim fantezilerimizi zifiri karanlık süslerken onları hayaletleri bile cam gibi berraklaştır.”

Tanizaki böyle bir doğu-batı analizi yapıyor Gölgeye Övgü’de.

Modernleşen dünyayı karanlık ve ışık üzerinden, doğu ve batı toplumlarının ilerleme karşısındaki reflekslerini de mukayese ederek masaya yatırıyor. Yalnızca gölgeyi değil, apartman çatıları, tuvaletler, lambalar, kağıt ve yemek takımı gibi günlük hayatta üzerine pek kafa yormadığınız şeylere, gösterişli olmayana kendine has üslubuyla dikkat çekiyor.

Kitabını;

“Beni bütün bunları yazmaya iten en güçlü motivasyon, bazı alanlarda örneğin edebiyat ve sanatta hala bu kayıpları telafi edebilecek yollar olduğunu düşünmem. Ben çoktan kaybettiğimiz gölgeler dünyasını en azından edebiyat aracılığıyla tekrar hatırlatmak istiyorum.” diyerek bitiriyor Tanizaki.

Son boş sayfada benim notum:

Sondamın çıktığı günün ertesi sabahı okudum. Işık ve gölge üzerinden olağanüstü bir doğu batı analizi.

Hastanenin göz alan beyaz ışıkları ve içimdeki gölgeler 

05.12.2025 Acıbadem Maslak Hastanesi