Fotoğraflar, kelimelerden çok daha fazlasını anlatır kimi zaman…

Fotoğraflar, kelimelerden çok daha fazlasını anlatır kimi zaman…


İş insanı Vehbi Koç ile de çok iyi arkadaş olan Şarık Tara, Vehbi Koç ile olan söyleşisinde başarısını şu şekilde anlatıyor: “Rahmetli Vehbi Koç bir gün bana şunu sordu: “Şarık bu nasıl bir yönetim biçimi?” Bizim yönetim tarzımıza Ağabey management adını takmıştı. Yani ilk kurulduğumuz yıllarda iş yerlerindeki alışılmış yönetim biçimlerinden farklıydık. Aramızdaki sevgi, saygı ve arkadaşlık ilişkileri kuvvetliydi.
Hürriyet 28.06.2018

Her sabah nereye gittiğini bilmeden bir işe giden, her akşam nereden çıktığını bilmeden bir işten çıkan, sevmediği hayatı yaşayan, sevmediği işi yapan, sevmediği kişilerle yaşayan, kalabalıkların yüzünden yaşamaya karşı, ne bir sevgi, ne de bir sevgisizlik işareti olmadan gelip geçen, her akşam evinin dört duvarı arasına sanki bir mezara girermiş gibi giren, gecelerini bir sıkıntı yorganının altında yalnız ya da yanındaki yabancı gövdeyle geçiren; bütün ölü kentlerin, ölü doğmuş çocukları!
Size bu ölü yaşamı hazırlayan “burjuvazidir” ve bu acımasız oyunun varlığını siz izin verdiğiniz sürece sürecektir. ”
Maxim Gorki
Nietzsche, mutluluğun anahtarını ”en azın, en yumuşağın, en hafifin, bir kertenkele hışırtısının, bir nefesin, bir anın” değerini bilmek olarak nitelendirir…

Yaşamın bana verdiği iki ders; çevreni gittikçe daralt, gereksiz kalabalıkların seni üzmesine izin verme.
Franz Kafka
“Düşünme alışkanlığı edinmeden, yaşama alışkanlığı ediniyoruz.” diyor Camus. Düşünmeyi sevmediğimiz için de, bize sunulanı direkt kabul ediyoruz.
Hiçbir şeyi gereğinden fazla kutsamamak gerekiyor. Kutsadığınız her şey, bir zaman sonra ya ufkunuzu daraltıyor ya da sizi sömürmeye başlıyor.
Hep düşünmüşümdür, bu kadar insan öleceklerini bildikleri halde neden hala birbirlerini sevmeyi beceremiyorlar? İçinde mutsuz cambazların ve palyaçoların olduğu bir sirke benzemiyor mu bu haliyle dünya?