Yayına girdiği hafta Udemy’de en çok satanlara giren Şantiye Yönetimi kursuma bu hafta içinde eklediğim bilgiler, dosyalar

Yayına girdiği hafta Udemy’de en çok satanlara giren Şantiye Yönetimi kursuma bu hafta içinde eklediğim bilgiler, dosyalar

Şantiye Yönetimi konusunda bilginizi pekiştirebileceğiniz 50’nin üzerinde soru cevap

Şantiye Yönetiminin uygulanmasına yönelik ufkunuzu açacak 30’un üzerinde ödev

Şantiye Yönetimine ilişkin bilgisayarınıza yükleyebileceğiniz 10’nun üzerinde dosya

  • Inşaat Projelerinde Merkez Masraflarını Olusturan Kalemler
  • Metraj Yaparken Kullanabileceginiz Pratik Degerler
  • Ornek Bir Nakit Akis Tablosu (Ingilizce)
  • Alt Yüklenici Degerlendirme Formu
  • Alt Yüklenici Teklifleri Degerlendirme Formu
  • İnşaat Projelerinde Çalışan Teknik Personelin Gorev Tarifleri
  • Bir İnşaat Projesi İçin Örnek İş Programı
  • Şantiyelerde Malzeme Zayiatı ve Önleme Yolları
  • Hakediş Kontrol Formu
  • İhzarat Ödenmesi Koşulları
  • Insaat Sozlesmelerinde Kullanilan Ingilizce Terimlerin Turkce Aciklamalari
  • Insaat Yonetimi Sozlugu – Construction Management Glossary
  • Yapı Yönetim Terimlerinin Turkçe Açıklamaları
  • Yurtdışı Projelerinde Ölçülemeyen Riskler Nelerdir
11 Eylül saat 23.59’a kadar derslerimin videolarını ve notlarını %40’a yakın indirimle temin edebilirsiniz. 

Aşağıdaki linkte fiyat bölümünün altındaki “kuponunuz mu var” veya “have a coupon” yazan kısıma “SANTIYE” ifadesini yazarak indirimden yararlanabilirsiniz.

https://www.udemy.com/santiye-yonetimi-egitimi/
Video ve Ders Notları Yayınlanan Şantiye Yönetimi Derslerim
  • Maliyet Yönetimi 
  • Alt Yüklenici Yönetimi 
  • Şantiye Organizasyonu 
  • Planlama Yönetimi 
  • Satın Alma Yönetimi 
  • Dizayn Yönetimi 
  • Hakediş Yönetimi
  • Sözleşme Yönetimi

İçimize açılan kapıların anahtarlarını bulamıyoruz…

İçimize açılan kapıların anahtarlarını bulamıyoruz bütün derdimiz bu. Kimimiz tüm kapıları açan maymuncukların bizim kapılarımızı da açacağını düşünüyor, kimimiz kolay açılmasın diye bir kilit daha vuruyor kapıya, kimimiz anahtar deliğinden görebildiğimiz kadarı ile biliyoruz içimizdekileri, kimimiz kapının arkasındakilerle baş edemeyeceğinden korkup içerideki yükün baskısı ile açılmasın diye kapının önüne ne varsa yığıyor, kimi ise böyle kapıların olup olmadığının farkında bile olmadan tüketiyor yaşamını…

Sıkıntının aslı sistemin kendisindedir…

IK seminerlerine takip etmeye çalışırım, IK yazılarını da okurum ama pek haz etmem bu seminerlerden, yazılardan, açıkcası çok fazla bir şey de alamam bu çalışmalardan. Neden derseniz, genellikle sistemin içinde kalan çözümler ve öneriler getirirler. Oysa sıkıntının aslı sistemin kendisindedir. Soruna hastalıklı sistemin içinden baktığınız sürece bulacağınız çözümler de doğal olarak sağlıksız olacaktır. Bu konuşmalara, yayınlara dikkat edin, hep sorunun insanda, iş arayanda olduğunu vurgularlar, firmaların arayışlarında yaptıkları yanlışları hiç dile getirmezler, şirketlerin hatalı tutumlarından dolayı insanların oralarda yaşadıkları sıkıntıları anlatmazlar. Yani insanı firmaların aradığı formata dönüştürmeye çalışırlar. Fakat unuttukları bir nokta vardır; Firmaların sadece kârlılık üzerine kurdukları yanlış politikaları insanların performansını düşürüp, potansiyellerinin ortaya çıkmamasına neden olmaktadır ve asıl sorun da buradadır…

Borç, yiğitin kamçısı değil kementidir…

Sizi borçlandırarak bir kere ele geçirdiler mi artık onlardan kurtulmanız öyle kolay değildir. Sistem kementini atmıştır boğazınıza bir kere, özgürlüğünüzü teslim almıştır sizden. “Bugün borç alan yarın emir alır” diye boşuna dememiş atalarımız, bir kere emir almaya başlayınca sistem her istediğini yaptırmaya başlar size. Borcunuz vardır, sevmediğiniz işi bırakamazsınız, borcunuz vardır istediğiniz hayatı yaşayamazsınız, borcunuz vardır hayal ettiklerinizi gerçekleştiremezsiniz, kısır bir döngünün içinde dönmeye başlamışsınızdır. Boğazınızdaki kement sizi sıkıyordur ama çıkartamazsınız onu oradan. Sonra düşünürsünüz, ben bu borcu niye almıştım, neden nakit akışı mı bozmuştum diye, bakarsınız ki hiç de gereği yokmuş aslında bu sıkıntıya. Faizi ile ödediğiniz borç sadece para değil bu paraya sahip olmak için harcadığınız zamandır yani hayatınızdır aynı zamanda. 😊

Hayatımızı yöneten 2 korku

Gelecek korkusu adına bir yaşamı feda edip, yeterli paraya ulaştıktan sonra başka bir korku ile tanışıyoruz; “parayı kaybetme korkusu”. Bu sefer de bu yeni korkumuz bizi yönetmeye başlıyor. Çözüm mü, çok basit, korkularımızın bizi değil, bizim korkularımızı nasıl yönetebileceğimizi öğrenmek. Dünyayı daha iyi anlamak, kendimizden daha iyi bir ben yaratabilmek, önceliklerimizi doğru belirlemek, yaşananlardan doğru dersleri çıkarmak, varoluşumuzu nerede, ne yaparak buluyorsak o noktada durup, tüm bunların bir listesini çıkarmak.

“Nerede o eski bayramlar” söylemi üzerine

Geçen yıl bugün yazdığım bir bayram yazısı.

Çocukken bayramlarda kendi kendime 20-30 yıl sonra da bayramlar böyle olacak mı diye düşünürdüm. Olmayacağını tahmin eder ama nasıl olacağını da bir türlü aklımda canlandıramazdım. Büyüklerin nerede o eski bayramlar diye başlayan sohbetlerini dinledikçe yaşadığım bu bayramları ileride aynı duygularla hissedemeyeceğimi anlar ama onların anlattığı bayram hikayelerini de öyle pek heyecanlı bulmazdım. Biraz yaşım ilerledikçe “Nerede o eski bayramlar” söyleminin aslında çok basit bir dün-bugün hesaplaşması olduğunu fark etmeye başladım. Bir tarafında geçmişe özlem ve hafif bir pişmanlık barındıran bu cümle, bir tarafında da bir sonraki nesile, biliyorum siz şimdi bizi beğenmiyorsunuz ama biz sizden daha kaliteli hayatlar yaşadık demenin üstü kapalı bir yolu idi. Her ne kadar içinde bir hüzün saklıyor gibi gözükse de söyleyeni rahatlatıp ona iyi gelirdi “Nerede o eski bayramlar” demek, hele söyleyen hafif de içini çekerek söylüyorsa. Büyükler bunu bir çok konuda yapıyorlardı ama bayramın her yıl tekrarlanan sabit bir zaman aralığı olması, farklı kıyaslamaları yapmak için daha çok imkan veriyordu onlara. O zamanlar 10’lu yaşlarımdaydım, bu sohbetleri yapanlar da genelde 40’lı, 50’li, 60’lı yaşlarda. Sorardım kendime, madem o eski bayramlar bu kadar güzeldi, o zaman neden yaşatmıyorsunuz o bayramları, dünyayı yöneten sizin yaş grubunuz, biz çocuklar değil ki. Bugün eski bayramları yaşayamadığınızdan şikayet ediyorsanız, demek ki siz de o eski bayramları fazla yaşamayı istememişsiniz, sizi boğmuş ki o eski bayramlar, bugün artık daha farklı kutluyorsunuz bayramları, o zaman neden, kime bu şikayetiniz derdim. Küçük aklım, bu tuhaf çelişkiyi hiç anlamazdı. Sonra büyüdükçe yaşamın böylesine bir sürü çelişkiyi barındırdığını gördüm. Artık pek çok şeye eskisi kadar şaşırmıyorum. Büyümek, biraz da şaşırmamayı öğrenmek galiba. Bu arada küçükken kendime verdiğim sözü tutuyorum, kimselere nerede o eski bayramlar demiyorum. 🙂 Bu duygularla tüm dostlarımın bayramını kutluyor, her yıl daha keyifli, daha eğlenceli bayramlar yaşamamızı diliyorum.

Şantiye Yönetimi ders video ve notlarıma %50’nin üzerinde indirimle ulaşabilmeniz için SON 2 GÜN

Udemy’de yayınlandığı bir hafta içinde çok satanlar listesine giren 8 derslik Şantiye Yönetimi kursuma ve ders notlarıma %50’nin üzerinde indirim ile sahip olmak için SON 2 GÜN

Kurs Programında Yer Alan Derslerim

Maliyet Yönetimi

Alt Yüklenici Yönetimi

Şantiye Organizasyonu

Planlama Yönetimi

Satın Alma Yönetimi

Dizayn Yönetimi

Hakediş Yönetimi

Sözleşme Yönetimi

Aşağıdaki linkte fiyat bölümünün altındaki “kuponunuz mu var” veya “have a coupon” yazan kısıma “SANTIYE” ifadesini yazarak mevcut indirimden yararlanabilirsiniz.

https://www.udemy.com/santiye-yonetimi-egitimi/

Hayatımın ilk 25 yılında her sabah penceremden konuştuğum ağaç

“Ne kadar değişirsen değiş. İlk nerede mutlu olduysan, hep oraya çevirirsin kafanı!” – J. Christophe

Hiç bir şeyin değişmeyeceğini, hep aynı kalacağını düşündüğüm günleri hatırlatır bana bu ağaç. Sokağa çıkan çoçukların ilk toplandıkları yer genelde o ağacın altı olurdu, o yüzden, sabah uyanınca veya öğlen yemegimi bitirdikten sonra pencereden ağacın oraya bakar, orada bir iki çocuk görürsem hemen sokağa fırlardım. 🙂 Annemler sorardı, “nereye gidiyorsun?”, büyük ağacın oraya derdim ya da bağırırlardı arkamdan “ağacın oradasın değil mi?” 🙂 Okuldan gelince de çantayı, ceketi ağacın altına bırakıp, hemen top oynamaya başlardık. Uzun zamandır ağacın altında da, arka bahçede de hiçbir çocuk oynamıyor. Bayramın ilk günü ağacın altına oturup o hiç bitmeyeceğini düşündüğüm çocukluk günlerimi hatırlamaya çalıştım, çok birşey de gelmedi hemen aklıma. O kadar hızlı yaşıyoruz ki, anılarımız bile bizden kaçıyorlar sanki, 🙂 Belki bir gün keserler diye de ağacın bir fotografını çektim. Düşünüyorum da her insanın kişisel biyografisini filme çekme imkanı olsa benim filmim mutlaka bu ağaç ile başlardı, nasıl mı biterdi, şimdilik onu ben de bilmiyorum. 🙂

Şantiye Yönetimi ders video ve notlarımın %53 indirimli teminine yönelik önemli bir hatırlatma

Yayına girdiği 2 gün içinde Şantiye Yönetimi ders video ve notlarıma tahminlerimin çok üzerinde bir ilgi oldu, muhtemelen sistem kampanya sonu olarak belirlenen 4 Eylül saat 23.59 öncesinde tanımlanan indirimi sonlandıracaktır. Udemy sayılı indirim kuponu tanımladığı için elinizi hızlı tutmanızı tavsiye ederim. Limite ulaştığında Udemy otomatik olarak indirimi kapatıyor.

Aşağıdaki linkte fiyat bölümünün altındaki “kuponunuz mu var” veya “have a coupon” yazan kısıma “SANTIYE” ifadesini yazarak mevcut indirimden yararlanabilirsiniz.

https://www.udemy.com/santiye-yonetimi-egitimi/