Ne güzeldir Dostoyevski’nin Suç ve Ceza Romanının son cümleleri…

“Ama burada, yeni bir hikâye, bir adamın derece derece yenileşmesinin, yavaş yavaş yeniden hayat buluşunun, bir dünyadan başka bir dünyaya geçişinin, şu ana kadar hiç bilmediği yeni bir gerçekle tanışmasının hikâyesi başlıyor. Bu yeni bir eserin konusu olabilir. Ama bizim şimdiki hikâyemiz burada bitiyor.”

– Fyodor Dostoyevski, Suç ve Ceza (1866; çeviri Hasan Âli Ediz)

Kimdir düşman?

Henry Miller (1946) düşman üzerine şunları yazmıştı: “Evet, kimdir düşman? Korkunç bir canavardır mutlaka, yoksa onun yüzünden savaş alanlarına çıkmazdık.” Düşmanlara, kendilik nefretimizin hedef taşı olarak ihtiyaç duyarız. Anne babalarımızın bizde aşağıladıkları veya reddettikleri şeyler için cezalandırmak üzere düşmanlar ararız.

Düşmanlar bizi kendi yaralanmışlığımızı görmekten uzak tutarlar. İnsan başkalarını cezalandırabildiği, aşağılayabildiği, hatta yok edebildiği sürece kendi kendisiyle yüzleşmek zorunda kalmaz. Zaten yüzleştiği an kendi kurban durumunda oluşuyla göz göze gelecektir. İnsan kendi çaresizliğini algılamak istemiyorsa veya buna izin verilmiyorsa, bu yüzden çaresiz durumda olan bir başkasını cezalandırıyor. Düşmanlar bizim çaresizliğimizin yerini alırlar. Kendimizi güçlü, katı, hatta şiddet eğilimli göstererek kendi yüzümüzü, kendi zayıflığımızı ve çaresizliğimizi diğerlerinden olduğu gibi kendimizden de saklarız.

İnsanın işe yaramadığını düşündüğü bir işte çalışması

İnsanın işe yaramadığını düşündüğü bir işte çalışırken neler hissedebileceği konusunda belki de en güzel değerlendirmeyi eserlerinin birinde Dostoyevski yapmıştır.

“Bir gün fark ettim ki eğer bir insan başka birini tamamen ezip mahvetmek, ona en berbat cezayı, en korkunç katilin karşısında titreyecek, peşinen geri çekileceği cezayı vermek istiyorsa, tek yapacagı, onu ise yaramayan, manadan bütünüyle yoksun bir iste çalıştırmaktir.”

Fyodor Dostoyevski

Bu sene denize atılmadan tamamladım Genç İMO Teos Kampını :)

2 yıl önce tam bu kıyıdan 9 Eylül’de düşman askerlerini denize döker gibi karga tulumba denize atmışlardı beni Genç İMO’cu arkadaşlar 😂. Kampa gelirken de uyarmışlardı, İzmir kamplarının geleneğidir gelen konuşmacı misafirleri denize atmak, hazır olun hocam diye. Bu yıl hava koşulları benim yanımdaydı, ıslanmadan tamamladım kampı 😊 Sizleri, gözlerinizdeki ışığı çok seviyorum arkadaşlar, iyi ki varsınız. Teşekkürler İMO İzmir Şubesi, teşekkürler Genç İMO 😊

İzmir yolculuğumda yol arkadaşım yine Harari :)

İzmir yolculuğumda yol arkadaşım yine Harari 😊 21. Yüzyıl İçin 21 Ders kitabından bir çok not çıkardım, notlarımı önümüzdeki günlerde blogumda paylaşacağım. Yakın gelecekteki dönüşümlerin, insan psikolojisini ve toplumların alışkanlıkların nasıl değiştireceği üzerine Harari’nin çok farklı düşünceleri var. Yeni dünyanın bizi nasıl etkileyeceğini, bir çok şeyin yıkılıp yeniden kurulacağı bu dünyaya nasıl hazırlanabileceğimizi ve belki de en önemlisi yıkıntılar altında kalmadan neler yapabileceğimizi merak edenler için hararetle tavsiye ederim ‘21. Yüzyıl İçin 21 Ders’i 😊