Gözler ile sözler örtüştü mü mesele yok…

İş hayatında samimiyetin göstergesinin gözler, dürüstlüğün göstergesinin de tutulan ve tutulmayan sözler olduğunu düşünmüşümdür hep. Gözler ile sözler örtüştü mü mesele yok 😀 İnsanı insan yapan en önemli olgulardan biridir samimiyet. Küçücük bir çoçuk da, okuma yazması olmayan bir insan da sizin gözlerinizden ve söylediklerinizi anlamasa bile vucut dilinizden samimi olup olmadığınızı rahatlıkla anlayabilir. Tabii ki duymak istediği o yalana inanmaya kendisini baştan hazırlamadı ise 😀

İnşaat Mühendisliği nasıl bir meslek? (Video)

Video

2.videomuzda İnşaat Mühendisliği nasıl bir meslek, onu konuşuyoruz. Bir tanıma göre yaptığı kalıcı eserlerle doğaya meydan okuyan meslek. Esprili başka bir tanıma göre ise diğer mühendisler silahları üretirken, hedefleri yapan meslek. 😊Sevdiğim bir dostuma göre ise üzerinizde durduğunuz, ayağınızın altındaki her şeyi yapan meslek 😊
Sevgili Mert Sezer ile doya doya İnşaat Mühendisliğini konuştuk bu videomuzda. İzleyiciler için şimdiden küçük bir uyarı yapayım, video biraz meslek şovenizmi içeriyor. Ne diyelim iki mühendis bir araya gelince bu biraz kaçınılmaz oluyor galiba 😊 Seyredin derim, bildiğimiz tarihin çok daha ötesinden gelen İnşaat Mühendisliğini…

 

Bir Yıldız Teknik Üniversitesi Klasiği: Ustadan Çırağa Seminerleri 19 Aralık Saat:13.00

İlkinden itibaren bir çoğuna katılma fırsatı bulduğum “Ustadan Çırağa Seminerleri”ne bu yıl da 19 Aralık Çarşamba saat 13.00’de katılıyorum. Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki arkadaşlarla iş hayatına yönelik okullarda öğretilmeyenleri konuşacağız. Programı müsait olan öğrenci arkadaşlarımı beklerim.

24 yıl sonra yine yeniden Yeni Hayat

+8’den -8’e Erzurum yolculuğunda yol arkadaşım yine Orhan Pamuk’un bir kitabı: Yeni Hayat. Hani o bir kitap okudum hayatım değişti diye başlayan kitap. Kitabı, Times, Orhan Pamuk’un çoşkulu, lirik ve sihirli romanı, Dante’nin, Rilke’nin şiirlerine açılan benzersiz bir eser diye tanıtıyor okuyucularına.

Ana kahramanının benim gibi İTÜ Taşkışla’da İnşaat Mühendisliği okuyan yirmi iki yaşında bir genç olması, romanla daha derin bir bağ kurmamı sağlamıştı. Bugün 24 sene sonra aynı kitabı hangi duygularla okuyup, hangi satırların altını çizeceğimi merak ediyorum. Sadece Erzurum’a değil uzaklarda kalan üniversite yıllarına doğru da bir yolculuğa çıkıyorum…