Evliliğin en büyük düşmanı mükemmel evlilik fikri

Evlilikte sorunları ilk gençlik yıllarında bir ölçüde çözmüş olabilmek ileriki yılların daha rahat geçmesini sağlıyor. İdeal olan mükemmel bir evlilik değil samimi bir ilişki. Mükemmeli amaçladıkça işleri zorlaştırıp mekanikleştiriyoruz ve içtenliği kaybetmeye başlıyoruz. Oysa ki iyi bir evlilikte en fazla ihtiyaç duyulan şey samimiyet.

Kariyer Yönetimi için 3 adım

1 Kendini tanımak ve anlamak: Üniversitelerde tutku, amaç, kariyer diye bir bölüm ya da bir ders yok. Sevdiğiniz, nefret ettiğiniz, iyi olduğunuz, kötü olduğunuz alanlar neler? Bunları ancak kendi iç sesinizi dinleyerek bulabilirsiniz.

2 Değerleriniz: Karar verirken sizin için önemli ve öncelikli olanlar neler? Aile, para, insnalar, sağlık öncelikle neyi önemsiyorsunuz? Ruhunuzun yapı taşları neler?

3 Deneyimleriniz: Deneyimleriniz ve becerileriniz size hangi yönü gösteriyor?

Bu kadar işinin içinde neden üniversitede ders veriyorsun diye soran dostuma verdiğim cevap

İş hayatının dışında bir dünyanın olduğunu gördüğüm için üniversiteyi seviyorum, üniversitede de üniversitenin dışında bir dünya olduğunu anlatmaya çalışıyorum öğrencilerime. Biz hep küçük dünyalarımızın içine kapadık kendimizi, dışımızda nasıl bir hayatın olduğunu çok fazla bilmiyoruz daha da acısı merak etmiyoruz. Oysa ki, hayatı da, dünyayı da daha iyi anlamak için sahip olduğumuz tek dürtü, merak.

Etiketlenmek istemiyorum çünkü bir tek ben yok içimde

Beni kolay kolay etiketleyemesinler diye bir çok farklı işi bir arada yapıyorum ama yine de bir şekilde etiketliyorlar. Dikkat ediyorum, ya görmek istedikleri ya da görmek istemedikleri şekilde etiketleniyorum. Neden bu kadar farklı işi bir arada yaptığımın yanıtını hiç bir zaman tam olarak veremedim kendime. Belki de Sartre’ın dediği gibi bir çok farklı alanda var olarak hiçliklerimi dolduruyorum.

Kapitalizmin üzerimizdeki baskısından nasıl kurtulabiliriz?

Hepimiz yer yüzündeki olağanüstü farklılığımızı hissettiğimiz ve hayatımızı onu gerçekleştirmeye adadığımızda kapitalizmin üzerimizdeki baskısından bir ölçüde kurtulmaya başlayacağız. İnsanoğlunun sonunu getirebilecek bu sistemden tek kurtuluşumuzun da bu olduğunu düşünüyorum.

100 yaşını geçen insanların 9 ortak noktası

Dan Buettner, “How to live to be 100” konulu TED konuşmasında bugün dünya üzerinde 100 yaşını aşmış insanlar üzerinde yaptığı araştırmasının sonuçlarını aktarıyor. Buettner, bu insanların hepsinin sahip olduğu 9 ortak nokta olduğunu söylüyor. Bu 9 noktayı ve konuşmadan aldığım notları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sürekli fiziksel aktivite içinde bulunuyorlar. Özellikle yürümeyi hayatların içine katmışlar, bahçe işleriyle uğraşıyorlar.
Dinlenmek için kendilerine vakit ayırıyorlar. Günde 15 dakikayı dinlenmeye ayırırsanız bu sizi Alzheimerdan koruyor.
Yaşadıkları yerlerde yaşlı insanlara saygı ve hürmet var.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var.
Uzun yaşamak için diyetleri yok. Her gün birazcık içki içiyorlar.
Genellikle bitkisel besinleri tüketiyorlar. Bol miktarda fasülye fındık yiyorlar, fazla yemeyi önleyen stratejileri var.
Ailelerine önem veriyorlar. Çocuklarına ve yaşlı ebeveynlerine bakıyorlar.
Doğru arkadaşlara sahipler
Uzun yaşama konusunda hap gibi, formüle edilmiş hemen uygulanabilecek bir tavsiyeleri yok

Bernard Russell’ın 1000 yıl sonra yaşayacak insanlara mesajı

Gençlik yıllarında çok etkilendiğim, 20.yüzyılın en önemli filozoflarından Bernard Russell’ın 1000 yıl sonra yaşayacak insanlara mesajı“Biri entelektüel ve biri de ahlaki olmak üzere iki şey söylemek isterim:

Onlara söylemek istediğim entelektüel şey şu: Herhangi bir konu üzerinde çalıştığınızda ya da herhangi bir felsefeyi ele aldığınızda, kendinize yalnızca gerçeklerin/olguların (fact) ne olduğunu ve bu gerçeklerin doğrulandığı hakikatin ne olduğunu sorun. İnanmayı dilediğiniz şeyler tarafından ya da ona inanılmış olursa hayırlı toplumsal etkileri olacağını düşündüğünüz şeyler tarafından yönlendirilmiş olmaya asla izin vermeyin, yalnızca ve sadece gerçeklerin/olguların ne olduğuna bakın. Söylemeyi istediğim entelektüel şey budur.

Onlara söylemek istediğim ahlaki şey ise çok basit. Şunu söylemeliyim: Sevgi akıllıcadır/bilgeliktir, nefret aptalcadır. Giderek birbiriyle daha yakından bağlantılanan bu dünyada, birbirimizi hoşgörmeyi öğrenmek zorundayız. Bazı insanların bizim hoşumuza gitmeyen şeyler söylediği gerçeğine tahammül etmeyi öğrenmek zorundayız. Yalnızca bu şekilde birlikte yaşayabiliriz, ve birlikte ölmek yerine birlikte yaşayacaksak bir tür yardımlaşma ve bir tür hoşgörüyü öğrenmeliyiz, ki bu yardımlaşma ve hoşgörü bu gezegen üzerindeki insan yaşamının devamı için kesinlikle hayati bir önem taşıyor.”

Üniversite eğitimi iş hayatına zarar verecek noktaya doğru mu gidiyor?

Eğitim, teknolojiye iş hayatı kadar hızlı ayak uyduramadı ve okulda öğretilenlerle iş dünyasında yaşananlar arasındaki makas daha önce hiç olmadığı kadar açılmış durumda. Açılma bu hızıyla devam ederse üniversiteden yeni mezun olan bir öğrenci girdiği işe yarardan çok, eski kalıplarla aldığı eğitimden dolayı zarar verecek. Eğitim dünyası, vakit kaybetmeden günümüzün iş hayatına adapte olacak yenilikçi çözümler üretmeli ve onları da hızla hayata geçirmeli.

İyi bir konuşma yapmak için dikkat edilmesi gerekenler

Chris Anderson’un “İyi bir TED Konuşması için nelere dikkat edilmeli” konuşmasından çıkardığım notları sizinle paylaşmak istiyorum.

Tek bir fikre odaklanın ve konuşmayı olabildiğince kısa tutun
İyi bir içerik sağlayın, bol bol örnekler verin, fikri gerçekçi kılın.
Tüm konuşmada aynı tema üzerinde durun
Dinleyicilerinize önemli olduğunu düşündükleri bir şeyler verin
İzleyicilerinizin merakını çekin
Bir şeyin mantıksız olduğunu açıklamak için ilgi çekici, kışkırtıcı sorular kullanın
İzleyeceğinizin anladığı kavramlarla adım adım fikrinizi inşa edin
Onların olduğu yerden bakın
Dinleyiciye ulaşmak için metaforlar kullanın
Konuşmanızı güvendiğiniz arkadaşlarınıza yapın, hangi kısımlarda karmaşa yaşadıklarını bulun
Fikrinizi paylaşmaya değer yapın
Kendinize sorun bu fikir kime yararlı fikriniz birine bir şeyi farklı yapması konusunda ilham veriyor mu?

Ne kötüdür görüneni görememek

Gün içinde bu kadar çok imge ile karşılaşıp da onları fark edemeyecek bir zihinsel yorgunluğun içinde olmak beni üzüyor.

Tam bir roman kahramanı dediğim insanları, işte bir film karesi diye düşündüğüm sahneleri hafızama kaydetmek ve istediğimde de kaydettiğim yerden geri çağırmak istiyorum. Ama bunun için gerekecek boş alanı bir türlü açamıyorum içimde. Kafalarımızın içini ne kadar gereksiz, yaratıcılığımızı köreltecek şeylerle doldurmuşuz ve bunu sürdürmeye devam ediyoruz. Ne çelişkilerimizi ne de çevremizdeki imgeleri fark edebiliyoruz.