Uçak kalkışlarını severim çünkü…

Uçak yolculuklarında o havalanma anlarını çok severim. Büyük bir hızla yeryüzünden yükselmeye başlamak, aşağıdaki her şeyin, o koskoca yapıların yavaş yavaş küçülmeye başlaması, bir anlığına günlük hayatımızda dert ettiğimiz şeylerin de uzaktan, yıllar sonrasından bakıldığında gözümüze ne kadar da küçük görüneceğini düşündürtür bana. 😊

Toplum olarak en çok kullandığımız kelime :)

Bir dönem bizim ofiste Türkçesi çok iyi olmayan Cezayir’li bir arkadaş çalışıyordu. Arkadaş, bir gün ofisteki arkadaşlara sormuş, harika ne demek, ne anlama geliyor? Bizimkiler de anlamını anlatıp, sormuşlar neden bu kelimenin anlamını merak ettin diye, Cezayir’li arkadaş da Cem Bey konuşurken en çok bu kelimeyi kullanıyor demiş. :)) Bana anlattıklarında çok güldüm, bir yabancının dikkatini çekecek kadar harika dediğimin o güne kadar farkında değildim. Ayrıca o günler hayatımın öyle pek de harika olmadığı zamanlardı. 🙂 Sonra ben arkadaşa sordum, ben en çok harika diyorum, bunu anladım, pekiyi Türkler sohbetlerinde en fazla hangi kelimeyi kullanıyorlar? Bana hafif bir şaşkınlıkla bir söz var, anlamını bana kimse tam olarak anlatamadı ama kötü bir şey değil diye tahmin ediyorum dedi. Neymiş o söz dedim, “var ya” dedi 🙂 Ben de anlatamadım “var ya”nın anlamını Mina’ya:))

Hepimiz birer girişimciyiz

Bir kurumda da çalışsak, kendi işimizi de yapsak sürekli kendimize yatırım yapan bir girişimciyiz. Sadece aldığımız eğitimler değil, geliştirdiğimiz her ilişki, iş networkümüz de farkında olmadan kendimiz için yaptığımız yatırımlar. Bu açıdan baktığımda her çalışanın bir girişimci olduğunu düşünüyorum.

Hayat herkese aynı dersi vermez

Yaşlılık da, tıpkı güzellik ya da yakışıklılık gibi zor taşınan bir şey aslında. Deneyimlerle övünmenin yaşlarında, aslında sanıldığı kadar çok deneyim sahibi olmadığınızın anlaşılması, dahası bu deneyimlerin size beklenildiği ölçüde bir bakış derinliği, ufuk genişliği kazandırmamış olduğu kuşkusuyla birlikte gelir. Hayattan herkesin aynı dersleri almadığını biliriz elbet. Hayat herkese aynı dersi vermez. Hayat karşısında ne kadar iyi bir öğrenci olduğunuz da önemlidir. Hatta daha önemlidir. Zaman herkesin üstünden aynı hız ve derinlikle geçmez, bu yüzden bıraktığı izler de farklıdır. Zaman yalnızca sizi değil, çevrenizdeki hemen her şeyi az çok değiştirmiştir. Her dönemeçte yaşamla kurulan ilişkinin formüllerini yeniden çatarken, değişkenleri doğru hesaplamak gerekir. Zamanın bizden aldıklarının yerine neleri koyduğumuza bakarız. Yaşama yapılan yatırımın tazelenmesi temelde budur.

Murathan Mungan

En çok nelerden korkuyoruz?

En çok nelerden korkuyoruz?

Korku romanlarının ustası Stephen King’e Paris Review muhabiri 2006 yılında bu soruyu sorduğunda King şöyle cevaplamış: Kaos. Yabancılar. Sonra değişiklikten korkuyoruz. Beklenmedik aksaklıklardan korkuyoruz.