“İnsanın öyle düşünceleri vardır ki arkadaşlarına anlatamaz hatta kendine bile anlatamaz” der Dostoyevski ve devam eder bir insan ne kadar iyi kalpli ise böyle düşünceleri de o kadar çok olur. Belki de insanı da, insanlığı da kurtaracak düşünceler, bu kendimizden dahi sakladığımız düşüncelerden çıkacaktır. İyi kalpli insanların içinde sakladıkları bu düşüncelerin dünyayı daha iyi bir yer yapacağına yönelik daha önce kimselerle paylaşmadığım böylesine naif bir düşüncem var…
Category Archives: Kısa Düşünceler
Bir insanı anlamak için…
Bir insanı anlamak için yaşamını değil uğruna yaşadığı şeyi incelemek gerekir çoğu zaman ikisi birbiriyle örtüşmez.
Bir insanı kısa yoldan tanımak isteyenler için…
Bir insanı hızlı tanımak istiyorsanız beklentilerini, biraz daha derine inmek istiyorsanız da korkularını sorun. Beklentiler, olduğu, olmak istediği kişi ile ilgili yüzeysel ipuçları verir. Korkular ise her zaman için beklentilerden daha samimi, daha içtenlikli ve daha derinden gelen işaretlerdir. O açıdan bir insanın korkularını, beklentilerinden daha fazla önemserim.
Zorluklar konusundaki hiç değişmeyen düşüncem…
Zor, sıradan insanların uydurduğu bir palavradır. Zor diye bir olguya hiçbir zaman inanmadım. 🙂
Düşünmek istemiyorsan suçla
Suçlamanın düşünmenin önündeki en büyük engel olduğunu düşünürüm. Suçladığın andan itibaren vicdanını rahatlatır ve daha fazla düşünmezsin, suçlu bulunmuştur, sorun çözülmüştür, kafana takmadan yoluna devam edebilirsin. Dikkat ediyorum, suçlamayı seven insanlar, düşünmeyi çok fazla sevmeyen insanlar. Ayrıca herkesin her şeyden sorumlu olduğu bir dünyada suçlu ile suçsuzu nasıl öylesine kolay birbirinden ayırt edebiliriz ki?
En güzel sokak
En güzel sokak sabahları günaydın diyebildiğin insan sayısının en çok olduğu sokaktır.
İç dünya ile dış dünyanın senkronizasyonu
Hem iç dünyasını, hem de dış dünyayı aynı hızla keşfedebilmeli insan. Biri diğerine ağır bastığında başlıyor sıkıntı, ya kendinin dışında kalıyorsun ya da dünyanın.
Atıksız bir endüstriyel sisteme ihtiyacımız var
Doğaya bakarsak hiçbir artık olmadığını görürüz. Dünya üzerinde türümüzün devam etmesini istiyorsak atıksız bir endüstriyel sistemi kurgulamalıyız.
Ekonomi mi ekoloji mi?
21. yüzyılın en önemli sorularından biri bu. Gezegenimiz üzerinde insan yaşamının devam edip etmeyeceği bu soruya vereceğimiz cevaba göre şekillenecek.
Ekonomi mi ekoloji mi?
Ekonomi kazanırsa ve bu hızla dünya kaynakları tüketilirse, 50 yıl içinde 150 milyon insan çevre mültecisi olacak insan türü yaklaşık 200 yıl içinde yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalacak, dünya ve diğer canlılar bu açgözlü türün ortadan kaybolması ile yaralarını sarıp rahatlayacaklar.
Ekoloji kazanırsa insan kazanacak, dünya bizi ağırlamaya devam edecek. Ekolojinin yanında olmaya mecburuz, yoksa bizi evden atacaklar ve gidecek başka bir yerimiz de yok.
İnsanoğlunun en büyük trajedisi
İnsan beyniyle gezegene ele geçirdi, şimdi yine beyniyle gezegeni yok ediyor. İnsanoğlunun en büyük trajedisi bu sanırım.