















“Ahlaksız insan başaramayacağı işi üstlenen kişidir” demiş N.Bonaparte, tamamen katılıyorum, iş dünyasında ne kadar çok karşılaşıyoruz böyle insanlarla, firmalarla…
Her yeni başladığımız iste bir birim kazanma istegi, iki birim kaybetme korkusu yasıyoruz. Bu nedenle sevmesek de mevcut islerimizde çalısmaya devam ediyoruz.


Nazik davet ve ağırlamaları, ayrıca seminerim öncesi beni misafirlere tanıtırken yaptığı tüm incelikli değerlendirmeleri için için İMO Antalya Şube Yönetim Kurulu adına Oda Başkanı Mustafa Balcı ya teşekkür ederim.





İMO Antalya Şubesindeki seminerim, saat 17:00’de. Yakın çevredeki tüm dostlarımı bekliyorum. Proje Yönetim ile ilgili okullarda hatta iş hayatında da anlatılmayanları, doğru zannettiğimiz yanlış bilinenleri konuşacağız…


Uçak yolculuklarında o havalanma anlarını çok severim. Büyük bir hızla yeryüzünden yükselmeye başlamak, aşağıdaki her şeyin, o koskoca yapıların yavaş yavaş küçülmeye başlaması, bir anlığına günlük hayatımızda dert ettiğimiz şeylerin de uzaktan, yıllar sonrasından bakıldığında gözümüze ne kadar da küçük görüneceğini düşündürtür bana. 😊

Tüm acılarımız için Freud bize anne babalarımızı, Marx ise toplumdaki üst sınıfları suçlamamız gerektiğini söyler. 😊
Bir dönem bizim ofiste Türkçesi çok iyi olmayan Cezayir’li bir arkadaş çalışıyordu. Arkadaş, bir gün ofisteki arkadaşlara sormuş, harika ne demek, ne anlama geliyor? Bizimkiler de anlamını anlatıp, sormuşlar neden bu kelimenin anlamını merak ettin diye, Cezayir’li arkadaş da Cem Bey konuşurken en çok bu kelimeyi kullanıyor demiş. :)) Bana anlattıklarında çok güldüm, bir yabancının dikkatini çekecek kadar harika dediğimin o güne kadar farkında değildim. Ayrıca o günler hayatımın öyle pek de harika olmadığı zamanlardı. 🙂 Sonra ben arkadaşa sordum, ben en çok harika diyorum, bunu anladım, pekiyi Türkler sohbetlerinde en fazla hangi kelimeyi kullanıyorlar? Bana hafif bir şaşkınlıkla bir söz var, anlamını bana kimse tam olarak anlatamadı ama kötü bir şey değil diye tahmin ediyorum dedi. Neymiş o söz dedim, “var ya” dedi 🙂 Ben de anlatamadım “var ya”nın anlamını Mina’ya:))