Meslek seçiminin eskisi kadar öncelikli olmadığını düşünüyorum. Çünkü mevcut mesleklerin hemen hemen hepsi hem içerik ve icra ediş şekli ile hem de eğitimiyle değişecek. Şu ankinden çok daha fazla sayıda ve bilmediğimiz meslek oluşacak. Bir mesleğe takılıp kalmaktan çok çalışma alanları ile ilgilenmek daha gerçekçi. Çok para kazandıracak popüler mesleklerin bu hızla değişen dünyada aynı durumlarını sürdürmesi mümkün değil. Sanırım dünyada yaşamın başladığından bugüne hiçbir dönemde geleceği öngörmek bu kadar zor olmamıştı. Bu noktada gençlerin meslek seçiminde para getirecek popüler mesleklerden önce sevdikleri alanlara yönelmeleri ve hepsinden önemlisi de iletişim becerilerini geliştirmeleri gerekiyor. Bir de dijital hayata çok hızlı uyum sağlamaları. Dijital hayatı içselleştiremeyen, teknoloji ile barışık olmayan bir gencin hangi mesleği secerse seçsin iş dünyasında başarılı olmasının mümkün olmadığını düşünüyorum.
Category Archives: Genel
Bugünün iş dünyası üzerine kısa bir değerlendirme
Bugünün iş dünyası hala 1900’lerin başındaki sanayi döneminin kuralları ile işlediği için hiyerarşi ve ünvanlar gereğinden çok fazla önemseniyor, oysa dünya son 10 yıldır sanayi dönemini değil, bilgi-iletişim çağını yaşıyor. O günün iş dünyasının kuralları bugünün dünyasında çok fazla birşey ifade etmiyor. (İşlerin daha kötüye gitmesini sağlamaktan başka) Dikey hiyerarşi ve ünvanların hareket alanını daraltması nedeniyle ne gençler ile tecrübelilerin birlikte oluşturabilecekleri sinerjiyi yaratabiliyoruz, ne de istenilen takım çalışmasını. Gencin tecrübeliyi önünde duvar, tecrübelinin de genci koltuğu için potansiyel tehlike olarak gördüğü bir yapıda verimli bir takım çalışmasını beklemek hoş bir hayal bence. Masallarla büyütüldüğümüzden olsa gerek seviyoruz böyle gerçekleşmeyecek hayallerin üzerine birşeyler inşa etmeyi 🙂
Yaşam, bir deneyim biriktirme oyunu
İki yıl önce günlüğüme not düşmüşüm…
Yaşam, bir deneyim biriktirme oyunu. Biriken deneyimleri birer lego parçası gibi düşünürsek, onları birbirleri ile birleştirerek yeni bir şeyler ortaya çıkarıyoruz. Yaptıklarımız kırılıp döküldüğünde elimizde ne kadar çok deneyim parçası varsa o parçalardan daha farklı şeyler üretebiliyoruz. Hayat yıkıyor, biz yapıyoruz döngü böyle devam ediyor.
2020’de bir arada çalışacak 5 jenerasyon

Hayat herkese aynı dersi vermez
Yaşlılık da, tıpkı güzellik ya da yakışıklılık gibi zor taşınan bir şey aslında. Deneyimlerle övünmenin yaşlarında, aslında sanıldığı kadar çok deneyim sahibi olmadığınızın anlaşılması, dahası bu deneyimlerin size beklenildiği ölçüde bir bakış derinliği, ufuk genişliği kazandırmamış olduğu kuşkusuyla birlikte gelir. Hayattan herkesin aynı dersleri almadığını biliriz elbet. Hayat herkese aynı dersi vermez. Hayat karşısında ne kadar iyi bir öğrenci olduğunuz da önemlidir. Hatta daha önemlidir. Zaman herkesin üstünden aynı hız ve derinlikle geçmez, bu yüzden bıraktığı izler de farklıdır. Zaman yalnızca sizi değil, çevrenizdeki hemen her şeyi az çok değiştirmiştir. Her dönemeçte yaşamla kurulan ilişkinin formüllerini yeniden çatarken, değişkenleri doğru hesaplamak gerekir. Zamanın bizden aldıklarının yerine neleri koyduğumuza bakarız. Yaşama yapılan yatırımın tazelenmesi temelde budur.
Murathan Mungan
Bir Kutu Daha (2002)
Neden artık futbolu eskisi kadar sevmiyoruz?
Çünkü futbol romantizmini bitirdiler diyor Soner Yalçın ve devam ediyor.
Futbol romantizmini bitirdiler. Çokuluslu firmalar, takımları ve stadyumları satın aldı. Futbol sanayi dalına dönüştürüldü; küresel bir imparatorluk yapıldı.
Evet: Maradona’nın sanatsal futbolu, soğuk ve zevksiz salt skora yönelik oyuna yenildi.
Artık “rakip futbolcular üzülür” diye sevinç gösterisi yapmayan Jose Piendinene yok.
Artık rövaşata ile gol atan
Şilili kızılderili David
Arrellano yok.
Artık “6 bacak” Leonidas ya da “Çılgın Ayak” Garrincha yok.
Artık “tango en iyi antremandır” diyen Moreno yok.
Artık topa sevgilisi gibi davranan Didi yok.
Artık 1942’de “kazanırsanız ölürsünüz” tehdidine rağmen sahaya çıkıp Nazileri perişan eden ve kurşuna dizilen Dinamo Kiev’li 11 futbolcu yok.
Artık liman işçilerinin grevini destekleyen bir cümleyi formasına yazmış olduğu için cezalandırılan İngiliz futbolcu Robbie Fowler yok.
Artık 1994’te futbol sendikası kurmak amacıyla çalışmalara başladıkları için üzerleri çizilen; Stoichkov, Bebeto, Gascoigne, Francescoli, Laudrup, Zamarano, Hugo Sanchez yok.
Artık “Deniz Gezmiş idam edilmesin” diye imza toplayan Metin Oktay yok.
Artık futbolcuların sömürülmesine karşı çıkıp sendika kurmak istediği için Galatasaray’dan kovulan Metin Kurt yok.
Dünya kupasından zevk almamanızın sebebi budur!
Şimdiki futbolcular çok terbiyeli: Sigara içmiyorlar; içki içmiyorlar, çok çalışıyorlar ve futbol oynamıyorlar!
Soner Yalçın
Memleketim Ataköy’ün 50 yıl içinde geçirdiği dramatik dönüşüm
Fotoğraflar, kelimelerden çok daha fazlasını anlatır kimi zaman…

Şarık Tara, Vehbi Koç’a başarısının sırrını şöyle anlatmış…

İş insanı Vehbi Koç ile de çok iyi arkadaş olan Şarık Tara, Vehbi Koç ile olan söyleşisinde başarısını şu şekilde anlatıyor: “Rahmetli Vehbi Koç bir gün bana şunu sordu: “Şarık bu nasıl bir yönetim biçimi?” Bizim yönetim tarzımıza Ağabey management adını takmıştı. Yani ilk kurulduğumuz yıllarda iş yerlerindeki alışılmış yönetim biçimlerinden farklıydık. Aramızdaki sevgi, saygı ve arkadaşlık ilişkileri kuvvetliydi.
Hürriyet 28.06.2018
Dün son sayısı yayınlanan Habertürk Gazetesinde 5 yıl önce bugün yayınlanan röportajımız

Maxim Gorki’den hayata dair kısa bir not
Her sabah nereye gittiğini bilmeden bir işe giden, her akşam nereden çıktığını bilmeden bir işten çıkan, sevmediği hayatı yaşayan, sevmediği işi yapan, sevmediği kişilerle yaşayan, kalabalıkların yüzünden yaşamaya karşı, ne bir sevgi, ne de bir sevgisizlik işareti olmadan gelip geçen, her akşam evinin dört duvarı arasına sanki bir mezara girermiş gibi giren, gecelerini bir sıkıntı yorganının altında yalnız ya da yanındaki yabancı gövdeyle geçiren; bütün ölü kentlerin, ölü doğmuş çocukları!
Size bu ölü yaşamı hazırlayan “burjuvazidir” ve bu acımasız oyunun varlığını siz izin verdiğiniz sürece sürecektir. ”
Maxim Gorki