Hangi noktada biz alt yükleniciyi değil de alt yüklenici artık bizi yönetmeye başlar?

Alt yükleniciden sözleşme dışı taleplerimiz başladığı noktada sözleşmemiz yara almaya başlayacak ve zamanla geçerliliğini kaybetme durumu ile karşı karşıya kalmamıza neden olup sadece kağıt üzerinde kalacaktır. Böyle bir hata yaptığımız andan itibaren artık biz alt yükleniciyi değil alt yüklenici bizi yönetmektedir. Alt yüklenici yönetimindeki performansımız proje karlılığımızı belirleyen en önemli parametrelerden biridir.

Alt yüklenici yönetiminde nelere dikkat etmemiz gerektiğine yönelik tüm bilgilere Şantiye Yönetimi derslerimden ulaşabilirsiniz.

https://www.udemy.com/santiye-yonetimi-egitimi/?couponCode=SANTIYE

Yeditepe Üniversitesi öğrencileri ile iş hayatına yönelik okullarda öğretilmeyenleri konuşacağız 06 Kasım Salı 13.00

Yeditepe Üniversitesi öğrencileri ile iş dünyasına yönelik okullarda öğretilmeyenleri, muhtemelen bundan sonra da öğretilmeyecekleri;

Bugünden iş dünyasına nasıl hazırlanabileceklerini,

Doğru bir kariyer yönetimi için neler yapabileceklerini,

İnsanın ne için çalışması gerektiğini,

Başarı, mutluluk ve para üçgeninin iç ve dış açılarını,

Networklerini nasıl genişletebileceklerini

Nitelikli bir iş bulmak için neler yapmaları gerektiğini

İşe alımlarda nelere dikkat edildiğini,

İşe girdikten sonra onları bekleyen bilinmezlikleri,

Belki de en önemlisi, geleceğin nasıl geleceğini konuşacağız…

06 Kasım Salı Saat 13.00

Mavi Salon

IMG_7327

Shostakovich’in 7. Senfonisinin hüzünlü hikayesi

Leningrad 08 Eylül 1941’de Nazilerce kuşatıldı ve 800 gün kuşatma altında kaldı. -35 derece soğukta insanlar kedi, köpek ve ceset etlerini yiyerek hayatta kalmaya çalıştılar. Bu kuşatma 20.000.000 asker ve sivilin ölümüne yolaçtı. Ünlü Besteci SHOSTAKOVİCH 7.senfonisini bu korkunç koşullar altında besteledi. Bestenin prömiyeri olağanüstü zor koşullarda yapıldı. Orkestra üyelerinin bazıları kayıptı, buna rağmen senfoni 09 Agustos 1942’de ilk kez çalındığında orkestra üyelerinden bazılarının açlıktan fenalaştığı görüldü. Nazi bombalamaları Sovyet yayılım ateşiyle durdurulmuştu. Cepheye yerleştirilen hoparlörlerden konser naklen yayınlandı. Onca yokluk ve acı bile konser bileti için Leningradlıların sıraya girmesine engel olamadı ve bu senfoni Rus Halkı için işgale karşı bir direnç sembolü oldu. 872 gün süren kuşatmada asker sivil 20.000.000 kişi öldü. Sovyetler bir yıl sonra Berlin’e girerek Kenti ele geçirdi. Senfoni’yi dinlemenizi öneririm.

İnsanoğlu, savaşlar ve emperyal devletlerin doymak bilmez istekleri yüzünden daha ne kadar acı çekecek ve yaşananlardan hiç ders alınmayacak mı? Bilmiyorum…

Çağımızın eğitim ve iletişim anlayışı üzerine

Eduardo Galeano’dan çağımızın eğitim ve iletişim anlayışı üzerine mükemmel bir tespit

“Bizi görmemek üzere eğitiyorlar. Eğitim eğitimsizleştiriyor, iletişim araçları iletişimsizleştiriyor. Eğitim sistemi ve iletişim araçları bizi tavşanı kedi saymaya zorluyorlar.”

Eduardo Galeano

Kaynak: Biz Hayır Diyoruz (Metis Seçkileri)

Hayat, herkesin maskesini çeker alır zamanla…

Sadık Hidayet, Kör Baykuş Romanında insanı maskeleri üzerinden ne kadar güzel anlatmış…

”Hayat, soğuk kayıtsız, herkesin maskelerini çeker alır zamanla; maskeleri de hani çoktur herkesin. Fakat bazıları hep aynı maskeyi kullanırlar, ister istemez kirlenir, yıpranır bu maske. Tutumlu kimselerdir bunlar. Bir kısmı evlatlarına saklarlar maskelerini; bir kısmı da vardır ki boyuna maske değiştirirler, ama yaşlandıklarında görürler ki bir sonuncu maske kalmış ellerinde, ve bu da pek çabuk eskir, o zaman maskenin gerisinden gerçek yüzleri çıkar ortaya.” s/65

Bertrand Russell‘ın yarının insanlarına mesajı…

Bilgileriniz size, insanoğlunun şimdiye dek tanımadığı bir güç veriyor. Bu gücü iyiye de, kötüye de kullanabilirsiniz. İnsanları birleştiren aile bağına, ancak birlikte mutlu olacağımıza, yoksa tüm perişanlığa gömüleceğimize inanıyorsanız, bu gücü iyiye kullanabilirsiniz. Zengin bir azınlığın, yoksulların sırtından geçindiği çağ geride kalmıştır. Bitti bu. Kimse kabul etmez. Siz de mutlu olmak isterseniz, komşunuzun mutluluğuna saygı gösterin. Akıllı bir eğitimin kişiyi aydınlığa kavuşturacağına ve ona başkasının mutluluğu içinde, kendi mutluluğunun koşullarını göstereceğine inanıyorum. Arasıra, insanları özgür, güçlü, zeki, kimsenin baskı görmediği bir toplum canlanıyor gözlerimin önünde. İnsanları ne yaptığını bilen, ortak çıkarların kişisel çıkarları bir yana ittiği, her çabası, zekâ ve düş gücünün meyvası olan bu koca yapıta yönelmiş bir dünya. İnsanlar isterlerse kurarlar bu dünyayı ve bir gün kurulursa eğer, şimdiye dek görülmemiş mutluluk örnekleri ve heyecan ile dolu, daha başarılı, daha göz alıcı ve daha yüce bir dünya olacaktır.

Kaynak: Bertrand Russell – Dünya Görüşüm

Bir yöneticiyi değerlendirmenin en kolay yolu…

Bir yöneticiyi değerlendirmenin en kolay yolu nedir biliyor musunuz?

Ona bağlı çalışanlar, işi (sadece kendilerine düşen görev parçasını değil, işin bütününü) kendi işleri gibi benimsiyor ve çalışıyorlarsa, iyi bir yöneticileri var demektir. Yani iyi bir yönetici çalışanlarının o işe yönelik aidiyet duygusunu olabildiğince geliştirir. Bana bir çalışanın performansı ile ilgili sıkıntıları olduğunu ilettiklerinde aklıma ilk olarak onun yöneticisinin yönetim becerisini sorgulamak gelir. Sorunun insan kaynağından önce, bu kaynağı iyi yönetemeyen yönetici de olduğunu düşünürüm.

Sun Tzu’dan savaş sanatına dair notlar

Yaşadığı  günden bu güne, devlet yönetimini, savaş stratejisini ve uygulama şeklini, savaşın öncesinde ve sonrasında yapılması gerekenleri, devlet yönetimi sırasında devletler (kendi dönemi için beylikler de denebilir) arası ilişkilerin nasıl yürütüleceğini başarısıyla kanıtlamış bir general olan Sun Tzu, bizlere geçmişten günümüze stratejik düşüncenin uygulama şeklini, bir bütünlük içinde ele alarak anlatmıştır. Belki de eserinin bugünlere gelmesinin asıl nedeni bu bütünlük ilişkisinin tüm zamanlarda uygulanılır olmasıdır.

Savaş Sanatı 13 bölümden oluşur ve eserde 384 tane savaş teorisi yer almaktadır. Bu yapıtın temel prensibi “Gerçek zafer, savaşmadan kazanılan zaferdir. Gerçek önder savaşmadan kazanan önderdir.” Hâlâ kendi ve stratejisi hakkında araştırmalar yapılan bu ünlü Askerî Bilge’nin doğru ve bir o kadar da düşündürücü 10 sözünü şu şekilde sıralamak mümkündür:

1. Başkasını ve kendini bilirsen, yüz kere savaşsan tehlikeye düşmezsin; başkasını bilmeyip kendini bilirsen bir kazanır bir kaybedersin; ne kendini ne de başkasını bilmezsen, her savaşta tehlikedesin.

2. Mükemmellik her savaşta çarpışarak kazanmak değildir. En iyi strateji savaşmadan kazanmaktır.

3. Kurnazlık ve gizlilik denilen kutsal sanat! Senin sayende görünmez olmayı; senin sayende duyulmaz olmayı öğrenip, düşmanın kaderini elimizde tutuyoruz.

4. Zafer esnasında uyguladığım taktikleri herkes görebilir, ancak kimsenin göremediği, zafer yolunu açan stratejilerimdir.

5. Sonuçta, düşmanı ve kendinizi iyi biliyorsanız, yüzlerce savaşa bile girseniz sonuçtan emin olabilirsiniz.

6. Dostlarını kendine yakın tut, düşmanlarını daha da yakın!

7. İnsan doğası gereği zora düşmedikçe, yeteneklerini sonuna kadar kullanmaz.

8. Planlarını gece gibi karanlık ve geçilmez yap ve hareket ettiğinde bir yıldırım gibi in!

9. Dövüş ustası olanlar öfkelenmezler, kazanma ustası olanlar korkmazlar, akıllılar dövüşmeden kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler

10. Başarılı bir hareket başına vurulduğunda kuyruğu ile, kuyruğuna vurulduğunda başı ile, orta kısmına vurulduğunda hem başı, hem kuyruğu ile hareket eden hızlı bir yılan gibi olmalıdır.

Kaynak: Düşünbil Dergisi

TZU, Sun, Savaş Sanatı, İş Bankası Kültür Yayınları, 2016.

Nedir felsefenin keyif veren noktası?

Borges, veriyor bu sorunun cevabını…

Felsefe, bizi dünyanın düşündüğümüzden daha gizemli bir yer olduğunu göstererek zenginleştiriyor. Felsefenin bize sunduğu, bir sistem değildir. Biri sanki somut ve şeffaf bir bilgi parçası açıklamış gibi bir şey değildir. Daha çok bir dizi şüpheden oluşur ve keyif veren nokta bu şüpheler üzerinde çalışmaktır.

Jorge Luis Borges