Yağmur altında sadece iki saat gezebildiğim güzel şehir Diyarbakır’dan kalanlar 😊










Yağmur altında sadece iki saat gezebildiğim güzel şehir Diyarbakır’dan kalanlar 😊










Öğrencilik yıllarımda kitapları ile tanıştığım Cengiz Bektaş’ı bugün canlı dinlemek, ardından kendisi ile yaptığımız keyifli sohbet, kişisel tarihimin unutulmaz günlerinden biriydi…



Nazik davetleri ve değerli Cengiz Bektaş ile bu güzel etkinlikte beni buluşturdukları için Dicle Üniversitesi Yapı Kulübüne (Duyap’a) çok teşekkür ederim ☺️






Bir günlük Diyarbakır seyahatimde bu sefer yol arkadaşım 35 yıl önce okuduğum Oğuz Atay’ın Bir Bilim Adamının Romanı Mustafa İnan. Oğuz Atay’ın Hocası Mustafa İnan’ın hayatını anlattığı bu romanı özellikle İnşaat Mühendisliği öğrencilerine okullarını bitirmeden mutlaka okumalarını tavsiye ederim. İki büyük kazanımları olacaktır kitabı okuduklarında. Birincisi Mustafa İnan’ın mühendislik bakışını hayatının içine nasıl yansıttığını görecekler yani bir mühendis gözü kazanacaklar. Diğer ise Oğuz Atay’ı ilk defa okuyan bir çok insan gibi kitabı bitirdiklerinde kendilerini çok daha farklı hissedecekler, hayata karşı hiç tahmin edemedikleri bir duyarlılığı kazandıklarını farkedeceklerdir. Yani Oğuz Atay’ı okumadan önceki insan olamayacaklardır artık. Önümüzdeki günlerde 2 Mühendis YouTube kanalımızda uzun uzun konuşacağız bu kitabı, Mustafa İnan’ı, Oğuz Atay’ı…
Kitaptan kısa bir alıntı yapmak istiyorum. Mustafa İnan doğmadan önce altı çocuklarını kaybetmişler Hüseyin Avni Bey ve Rabia Hanım çifti. Dünyaya gelen bu ilk çocuklarının yaşaması için ellerinden geleni yapıyorlarlarmış. Ancak sakındıkları göze çöp batmış, küçük Mustafa dört yaşında Adana’daki evlerinin damından düşmüş… Burada sözü Oğuz Atay’a bırakıyorum.
“Yani demek istiyorum ki bizim ülkede her şey pamuk ipliğine bağlı. Belki de nice Mustafa İnan’lar damdan düştükten sonra kendilerine gelememişler; belki de daha önceleri doğum sırasında filan ölmüşlerdir. Belki nice Mustafa İnan’lar da bütün görünmez ve görünür kazaları atlattıktan halde, ne yapacaklarını bilemedikleri için damdan düşmekten beter olmuşlardır. Ne dersin?”

Udemy üzerinde yayınlanan yaklaşık 7 saatlik “Şantiye Yönetimi” eğitimimi Dicle Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde okuyan öğrenci arkadaşlar “DICLEOGRENCI” kupon kodunu kullanarak %80’in üzerinde bir indirimle sahip olabilirler. Ayrıca tüm derslerin kapsamlı olarak hazırlanmış içeriklerini de PDF dosya olarak bilgisayarınıza yükleyebilirsiniz. Eğitim ile ilgili detaylı bilgiye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz
https://www.udemy.com/santiye-yonetimi-egitimi/?couponCode=DICLEOGRENCI
Şantiye Yönetimi eğitiminde yer alan dersler
Maliyet Yönetimi
Alt Yüklenici Yönetimi
Şantiye Organizasyonu
Planlama Yönetimi
Satın Alma Yönetimi
Dizayn Yönetimi
Hakediş Yönetimi
Sözleşme Yönetimi
Not: Sınırlı sayıda kupon üretilmiştir, kuponlar tamamlandıktan sonra indirim otomatik olarak sonlanacaktır.
Doğru, gerçek ve tek yol hangisi mi, bu yol hiç var olmadı der Nietszche
Yaşanmışlıklardan çıkardığımız dersleri, gözlemlerimizi, aldığımız eğitime bağlı tespitlerimizi bir sentez yaparak oluştururuz yol haritamızı. Çoğumuzun yaptığı hata da bu yolun tek bir yol olduğu ve değişmeyeceği yanılgısıdır. Oysa yaşadığımız her olay ve gözlemlerimiz ile yolumuza ufak rötüşler yapabilir, beraberinde yan yollar da açabiliriz. Tek yol diye inat ettikçe ya yolda kalırız, ya da yol kazalarına neden oluruz çoğunlukla…
Gösteriş için çalışanlar, iyi yaptı desinler diye çalışanlar derinliklerinde hissettikleri acıları, eksiklikleri, alacakları övgülerle yatıştırmaya çalışırlar.
Montaigne, başkaları yaptıklarını beğensin diye iş yapan birinden fayda gelmez der. Çünkü iş için değil, başkalarının onun üzerindeki beklentileri için çalışıyordur, onların deger yargılarına göre hareket ediyordur. Fazla ilkeli olmadığı için ne zaman ne yapacagını bilemezsiniz. Her an kendi itibarını düşünüp işi tehlikeye düşürecek birşeyler de yapabilir.
İş hayatında samimiyetin göstergesinin gözler, dürüstlüğün göstergesinin de tutulan ve tutulmayan sözler olduğunu düşünmüşümdür hep. Gözler ile sözler örtüştü mü mesele yok 😀 İnsanı insan yapan en önemli olgulardan biridir samimiyet. Küçücük bir çoçuk da, okuma yazması olmayan bir insan da sizin gözlerinizden ve söylediklerinizi anlamasa bile vucut dilinizden samimi olup olmadığınızı rahatlıkla anlayabilir. Tabii ki duymak istediği o yalana inanmaya kendisini baştan hazırlamadı ise 😀

Belki yanılıyorum ama düşünceme göre, herhangi bir kimse hakkında, sadece gülüşüne bakarak hüküm vermek mümkündür. Onun için hiç tanımadığımız birinin gülüşü daha karşılaşmanızda hoşunuza giderse, karşınızdakinin iyi bir adam olduğundan tereddüt etmeyiniz. Dostoyevski – Ölü Evinden Hatıralar