İnşaat şirketlerinin ihtiyaç duyduğu danışmanlık hizmetleri

Bir inşaat şirketi kurup, yönetmek, büyük ve kompleks bir yapı inşa etmeye benzer. Yapının mimarisi, statiği, elektromekaniği, peyzajı nasıl ayrı ayrı projelendiriliyorsa, şirketin her bir bölümü de özenle planlanıp yönetilmelidir. Ancak, çoğu zaman kurucuların ve çalışanların deneyimleri, bilgileri, bütün bu karmaşık yapının gereksinimlerini karşılamaya yetmez. İşte bu noktada, tıpkı inşaatın yapımında farklı uzmanlıklara sahip mimar ve mühendislerin projede yer alması gibi, bir inşaat şirketi de çeşitli alanlarda uzman danışmanların bilgi ve tecrübelerinden faydalanmalıdır. Bu profesyoneller, şirketin güçlü temeller üzerine otutulmasına ve her bir detayının sağlam bir şekilde inşa edilmesine yardımcı olur. Gelin şimdi, bu yapımızı nasıl daha sağlıklı ve işlevsel hale getirebileceğimizi, nedenleri ve sağlayacağı faydalarıyla inceleyelim.

Okumaya devam et

Yeni Babil mi, hayal mi? NEOM Projesi

Gayri-menkul.com platformunda yayınlanan yazım

Neom, Suudi Arabistan’ın çölde inşa edeceği 170 km. uzunluğunda, 220 metre genişliğinde doğrusal bir şehir. İlk hesaplamalara göre maliyetinin 500 milyar dolar olması, projenin ilk etabının 2025’te, tamamının da 2030’da tamamlanması öngörülüyor. 9 milyon kişiden fazla insana ev sahipliği yapması amaçlanan Neom’un ilk üç harfi Antik Yunancadaki yeni anlamına gelen Neo’dan, son harf ise Arapça gelecek demek olan “müstakbel” kelimesinin ilk harfinden alınmış. Biraz iyimser bir düşünce olsa da fikri üretenlerin projeyle doğuyla batıyı bir araya getirmeyi hedeflediklerini düşünüyorum. Girişim, Suudi Arabistan’ın petrole olan bağımlılığını azaltmaya, ekonomisini çeşitlendirmeye ve kamu hizmeti sektörlerini geliştirmeye yönelik bir plan olan Suudi Vizyonu 2030’un bir parçası.

Okumaya devam et

İş ararken sıklıkla yapılan yanlışlar

Şantiye Dergisi’nde yayınlanan yazım

“Ciddi bir işsizlik ver ama nitelikli insanı bulmak da kolay değil.” 

Eleman arayışında olan firma yetkililerinden sıklıkla duyduğum bir söz. Bu noktada ana sıkıntının üniversite bittikten sonra mezunların kendilerini yeterince yetiştirememelerinde olduğunu düşünürüm. Okul bilgisi geçmişte de tek başına yeterli olmamıştı ancak her şeyin hızla değiştiği bugün artık hiç değil. En karlı ve dönüşü yüksek olan yatırım borsa, döviz, kripto paralar değil, insanın kendisine yaptığı yatırım. Özellikle firmaların arayışlarında dile getirdikleri mesleki yazılımlara hakim olduğunuzda bir adım önde olup, işinizin kolaylaşabileceğini söyleyebilirim. Şöyle bir düşünün. Her şey istediğiniz gibi. İyi bir okuldan iki yabancı dili ana diliniz gibi konuşacak şekilde mezun oldunuz, mesleğinizin gerektirdiği programları üniversite yıllarında olabildiğince öğrendiniz, firmaların peşinizden koşacağı bir Linkedin profiline sahipsiniz.  Rüya gibi bir kariyere başlamak için gün sayıyorsunuz. Ancak yaptığınız başvurular, bir türlü istediğiniz gibi sonuçlanmıyor. Belki kısa listeye seçiliyorsunuz ama sonrasında eleniyorsunuz. Aynı firmaya başvuran diğer aday sizin kadar donanımlı değil, herhangi bir torpili yok, fakat işi alıyor. O zaman bir yerlerde yanlış yapıyorsunuz demektir. Peki nedir bu yapılmaması gerekenler? Bunları, özgeçmiş-ön yazıda yapılan yanlışlar ve mülakat yanlışları olarak iki başlık altında toplayabiliriz.

Okumaya devam et

Akıllı köyde hayat

Şantiye Dergisi’nde yayınlanan yazım

Eco Delta Güney Kore’nin ilk akıllı şehir girişimi. Nakdong nehri deltasındaki 11.800 dönümlük sulak arazide 30.000 ev yer alacak. Projenin yaklaşık 5.6 milyon dolara mal olması öngörülüyor. İlk etap 54 haneden oluşuyor. Sakinleri kurayla belirlenip evlerine yerleşti. Üç yatak odalı ve tek odalı seçenekleri bulunan evlerin beyni, yaklaşık bir metre yüksekliğindeki ayna ve yanındaki duvara monte edilen Samsung tablet. Aynayı etkinleştirdiğinizde kalp atışınızdan gece ne kadar iyi uyuduğunuza kadar veri içeren dokunmatik bir sağlık ekranıyla karşılaşıyorsunuz. Bu ayna aynı zamanda o gün için yemek, egzersiz önerilerini, hava durumunu, günün haberlerini ve size özel hatırlatmaları da iletiyor. Yani sabah kalktığınızda cep telefonuna bakmanıza gerek kalmıyor, aynanız cep telefonu oluyor. Evde yaşayan herkesin aynayla ve genel sistemle senkronize edilmiş bir saati var. Üç yıl boyunca herkes bu saatleri takmak zorunda. Ayrıca her evde iki tablet bulunuyor. Bunlarla şu anda hangi cihazların çalıştığını, ailenin ne kadar enerji tükettiğini, posta kutunuzda paket olup olmadığını, buzdolabınızdaki bazı yiyeceklerin kullanım süresini ve buna benzer birçok bilgiyi öğrenebiliyorsunuz.

Okumaya devam et

Bu yıl Cannes’da Altın Palmiye alan Kare filmine ilişkin kısa notlarım

Turist filmi ile büyük çıkış yapan Ruben Östlund’un bu yıl Cannes’da Altın Palmiye aldığı filmi. 142 dakika boyunca temposu hiç düşmeden insanı sürekli rahatsız eden bir komedi. Bir karenin dışına çıktığında İsveç Toplumunun nasıl kafasının karıştığını ve bocaladığını büyüleyici çekimleri ile çok etkileyici anlatıyor Östlund. Film bittiğinde ilk düşüncem, bu filmi mutlaka bir kez daha seyretmeliyim oldu. Her seyredişinizde farklı detayları yakalayabileceğiniz bir başyapıt diyebilirim Kare için.