Doğru Bir Kentsel Dönüşüm Projesinin Şifreleri

Şehirlerimizi kaybettik. Belki hâlâ yerlerinde duruyorlar ama bize ait değiller. O taş sokaklar, kendine özgü mimariler, hatıralarda kalmış hikâyeler, artık eski kartpostallarda yaşıyor. Londra, İstanbul, Paris, Sao Paulo… Hepsi, geçmişlerini unutup, birbirleriyle yarışırcasına aynı yapay suretin birer yansıması hâline geldiler. Hangi köşeye dönseniz, karşınıza benzer manzara çıkıyor: Aynalı cam kuleler, lüks rezidanslar, hipster kahve dükkanları, geniş vitrinlerin arkasında sergilenen pahalı tasarımlar, tek tip menülerle dolu restoranlar, şık ama soğuk sokak tabelaları. Şehirler, kimliklerini kaybedip ruhsuz birer yatırım aracına dönüşüyor. Sorun yalnızca bir görüntü meselesi de değil. Beraberinde mahalle ruhu, insan hikayeleri ve şehirle kurulan bağ da yitip gidiyor. Anılarımızın görüntülerini yaşatan mekanlar yok oldukça hatıralarımız da silikleşiyor. 

Peki, neden böyle oluyor? Çünkü kentsel dönüşüm, genelde insanlar için değil, yatırımcılar için yapılıyor. Şehrin geçmişi, hafızası ve kimliği ikinci planda bırakılıyor. Ama doğru bir kentsel dönüşüm mümkün. Tek sorun, o projeyi kimin için yaptığınız.

Gelin, bir hikâyeyle başlayalım. Küçük bir mahallede yaşayan Ayşe Teyze’yi düşünün. Evinin penceresinden her sabah fırına ekmek almaya giden tanıdık simaları izliyor, gün ortasında kahveye davet ettiği komşularıyla tatlı tatlı mahalledeki yeni dedikoduları konuşuyorlar. Ancak bir gün karşısındaki tek katlı evin önüne kocaman bir tabela asılıyor. Üzerinde iri iri harflerle “Proje Alanı” yazıyor. Kısa sürede salgın büyüyor, evlerin bahçelerinde birbiri ardına aynı ibareyi taşıyan levhalar boy göstermeye başlıyor. Birkaç yıl içinde Ayşe Teyze’nin evi lüks bir rezidansa dönüştürülüyor, komşuları farklı yerlere taşınıyor. O pencereden bakarken gördüğü manzara artık yüksek duvarlar ve soğuk binalardan ibaret. Binasının kentsel dönüşüm sürecinde o da komşuları gibi başka yerlere gidiyor. Bir daha geri dönmek istemiyor Ayşe Teyze. Biliyor ki, dönse bile, artık orada kendine ait bir şey bulamayacak. 

Bu Şehir Çok Güzel Oldu, Artık Burada Yaşayamazsınız

Şehir planlamacıları ve yatırımcılar, dönüşüm projelerini duyurduklarında büyük laflar etmeyi severler: “Bu proje şehri çağdaş bir görünüme kavuşturacak.” Çevirisi: “Burayı pahalı yapacağız, siz de muhtemelen burada yaşayamayacaksınız.” Şehirlerin nasıl dönüştürüleceğine karar verenler, genellikle o şehirlerde yaşamayan veya hayatlarında bir kez bile sokakta bir çay içmemiş insanlar oluyor. Peki, gerçekten modernleşmek mi istiyoruz, yoksa sadece şehirlerimizi birer emlak yatırım kataloğuna mı dönüştürüyoruz?

Porto Alegre’de bir belediye başkanı çıktı ve dedi ki: “Şehri dönüştürüyorsak, burada yaşayanlara da soralım.” Bu, devrim niteliğinde bir fikirdi çünkü genellikle dönüşüm, halkın katılımı olmadan, daha doğrusu halkın farkına bile varmadığı bir süreçle yapılıyor. Sonuç? İnsanlar mahallerinden kovulmazsa, şehirler yaşanabilir ve sürdürülebilir hale gelebiliyor. 

Mahalle Kültürünü Satın Alamazsınız

Büyük projelerin tanıtım filmlerinde sıkça rastlanan o görüntüyü bilirsiniz: Lüks binaların hemen yanında mutlu çocuklar oynar, bisiklet yolları ışıl ışıl parlar, herkes sağlıklı smoothie’ler içiyordur. Oysa gerçekte olan şey şudur: Eski mahallenin sakinleri çoktan gitmiştir, yeni sakinler ise buralı değil, sadece buraya “yatırım” yapmıştır. Dünyanın birçok semti, böyle böyle kayboluyor. Önce kentsel dönüşüm, sonra kentsel soylulaştırma… ve nihayetinde sadece güzel Instagram kareleri sunan ama içinde kimsenin gerçekten yaşamadığı bir dekor.

Türkiye’de Balat’ın başına gelen de buna benziyor. Mahalle, kafeler ve turistik vitrinler için bir arka plan haline geldi. Burada bir zamanlar yol üstündeki esnafların çocukları top oynardı, komşular kapı önlerinde sohbet ederdi. Şimdi ise büyük bir bardak “third wave” kahve içip 300 liralık kek yiyen insanlar var. Ama mahalle artık onların değil, Instagram’ın.

Eskiden komşularımız vardı, şimdi airbnb misafirlerimiz var. Bir zamanlar sokak satıcılarının geçtiği sokaklar, artık bavullarla dolaşan turistlerle dolu. Mahalle, bir mahalle değil de bir otel lobisi gibi.

Şehirlerimizi Mahalle Mahalle, Bina Bina Kaybediyoruz

Önce apartman gitti, sonra bakkal, sonra biz. Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı Duramadı. Her şey bir apartmanın yıkılmasıyla başlıyor. Ardından bakkal kapanıyor, fırın kayboluyor, çocuk parkı unutuluyor… derken bir bakıyoruz ki mahallemiz gitmiş.

Büyük projeler büyük yıkımlar getirse de şehirleri daha insani bir şekilde dönüştürmek mümkün. Paris’in “Petite Ceinture” projesinde kullanılmayan eski tren hatları park ve yürüyüş alanlarına dönüştürüldü, üstelik mahalle sakinleri buraya sahip çıktı. Bu projede kimse evinden edilmedi, kimse “artık burada sana yer yok” mesajı almadı. Türkiye’de de mahalleleri yıkıp yeni kuleler dikmek yerine, mevcut binaları iyileştirerek, yeşil alanları artırarak bir şeyler yapabiliriz. Ama bu yatırımcılar için bugün pek cazip bir çözüm değil.

Bir zamanlar yaşadığınız yerde yeniden yaşamak ister misiniz? Ancak varlıklıysanız bunu düşünebilirsiniz. Yoksa geçmişinizin olduğu yerde artık sadece anılarınız kalır.

Yüz Tanıma Var, Yüz Yüze Sohbet Yok

Son yılların modası: Akıllı şehirler. Yüz tanıma sistemleri, her köşede WiFi, uzaktan yönetilen trafik ışıkları… Peki bunlar, şehirlerin asıl sorununu çözüyor mu? Bir mahallede çocuklar güvenle oynayamıyorsa, insanlar birbirleriyle bağ kuramıyorsa, o şehir ne kadar “akıllı” olabilir? 

WiFi her yerde, ama mahalle kültürünü çekmiyor. Bağlantı hızımız mükemmel, ama sokakta selam verecek kimse kalmadı. İnsanlarla değil, cihazlarla bağlantı kuruyoruz.

Kopenhag, 2025’te karbon nötr şehir olmayı planlıyor. Yani akıllı şehir dediğiniz şey sadece teknolojik değil, aynı zamanda çevreci, insancıl ve yaşanabilir olmalı. Düşünüyorum da İstanbul ya da Ankara neden aynı şeyi yapamasın? Şehir planlamasında insanı merkeze koymazsanız, sonunda elde edeceğiniz şey dev bir alışveriş merkezi oluyor. Ve kim yaşamak ister ki kocaman bir AVM’de?

Ne dersiniz, şehir akıllı oldu, biz aptallaştık mı? Her şey otonom, her şey optimize… Ama neden hala trafik var? Neden hala kalabalık içinde yalnızız? 

Doğru Dönüşüm Nasıl Olmalı?

Bir şehir dönüştürülürken asıl soru şu olmalı: Bu projeden kim fayda sağlıyor? Eğer cevap, “yatırımcılar” ise o dönüşüm, sadece küçük bir grup için anlamlıdır. Ama eğer cevap “halk” ise, işte o zaman gerçekten şehirleri geleceğe hazırlıyoruz demektir.

Doğru bir kentsel dönüşüm için üç kritik unsur olduğunu düşünüyorum:

  1. Hafızayı Koruyun: Kentsel dönüşüm, bir yıkım projesi olmamalı. Londra’daki Covent Garden buna güzel bir örnek. Eski pazar alanı restore edildi, ancak modernize edilirken ruhunu kaybetmedi. Bugün hâlâ tarihi dokuyu hissedebiliyorsunuz. İstanbul için bunu söyleyebilmek zor, çünkü biz “modernleşmeyi” hafızayı yok etmekle eş değer görüyoruz.
  2. Çeşitliliği Destekleyin: Şehirlerin ruhu, farklılıklarından gelir. Farklı gelir gruplarını, kültürleri, yaşam tarzlarını bir arada tutan projeler, gerçek şehir yaşamını destekler. Ancak günümüz projeleri genellikle sadece zenginler için inşa ediliyor. Amsterdam’daki Bijlmer semtinde yapılan yenileme projeleri, bu çeşitliliği koruma konusunda başarılı bir örnek.
  3. Yeşil ve Sosyal Alanlar Ekleyin: Şehirler yalnızca beton bloklardan ibaret olmamalı. Londra’nın South Bank bölgesi, eski bir sanayi alanı iken dönüşümle hem yerel halkın hem de turistlerin keyifle vakit geçirdiği bir sosyal merkez hâline geldi. Bunu her yerde yapmak mümkün.

Şehirlerimizi Geri Kazanabilir Miyiz?

Bugün şehrinizde bir yürüyüş yapın. Sokakların sesini dinleyin, binaların yüzeyine dokunun, sıvası dökülmüş duvarların ellerinizde bıraktığı geçmişi hissedin, sokak köpeklerinin neşeli koşturmasını seyredin. Eğer içinizde bir yabancılaşma hissi varsa, bu, yanlış bir kentsel dönüşümün etkisidir. Ama ben hala umutluyum. Çünkü yapmamız gereken o kadar da zor değil. Tüm bu dönüşümlere “insan odaklı” bakış açısıyla yaklaşmak. 

Sonuçta şehirler de her şey gibi, duygularımızın bir yansıması değil mi? Onları ruhsuzlaştırdığımızda biz de yaşamdan kopmuyor muyuz? Soru şu: Şehirlerimizi kimliksizleştirerek ne kazanıyoruz, ama daha da önemlisi ne kaybediyoruz? Cevabı bulduğumuzda, doğru bir dönüşümün şifrelerini de çözmüş olacağız.

Ekim 24 – Mart 25

Burgazada-Çiftehavuzlar

Bir inşaat firması genel müdürünün sahip olması gereken sekiz yetenek

İnsan kaynakları firmamla son yirmi yıl içinde birçok inşaat firmasının genel müdür ve üst düzey pozisyonlarının temin edilmesi konusunda danışmanlık hizmeti verdim. Arayışlarım sırasında firma sahipleriyle uzun sohbetlerim ve sonrasında da kalıcı dostluklarım oldu. Bu yazımda bu çalışmalarımdan yola çıkarak, şirket sahiplerinin, firmalarını yönetecek genel müdürlerinde öncelikli olarak sahip olmalarını istedikleri sekiz yeteneği sizinle paylaşmak istiyorum.

Orta düzey firmalarda genel müdür ile pek fazla karşılaşmıyoruz. Çünkü bu görevi firma sahipleri yapıyor. Firma belli bir büyüklüğe gelinceye kadar firma sahipleri bu işin altından gayet güzel kalkıyor. Ancak işler büyümeye başlayınca, sorunlar da büyümeye başlıyor. 

İsterseniz genel müdürün sahip olacağı niteliklerden önce hangi durumlarda o firma için bir genel müdüre ihtiyaç duyuluyor onu bir inceleyelim.

  • Firmanın yeni coğrafi pazarlara girmesi
  • Firma satın almaları, firma birleşmeleri
  • Firma sahibi ile çalışanlar arasında bir tampona ihtiyaç duyulması
  • Firmada çok fazla akraba, eş dost çalışması
  • Firmanın borsaya açılması
  • Firma sahibi uzun vadede işi çocuklarına bırakmak istiyor, ancak çocuklar şu an için hazır değil. Genel Müdür, şimdi ve gelecek arasında bir köprü görevi üstleniyor.

Yukarıda belirttiğim durumların birinin dahi yaşanıyor olması, firmanın bir genel müdüre ihtiyacı olduğu, şirket sahibinin artık genel müdürlüğü de üstlenmemesi için yeterli olduğunu düşünüyorum. 

O zaman şimdi, işin başından bu yana firmanın kurucusunun oturduğu genel müdürlük koltuğuna geçecek kişinin hangi özelliklere sahip olması gerektiğine bakalım.

Aranan genel müdürde aşağıda belirttiğim yeteneklerin hepsinin bir arada bulunması takdir edersiniz ki çok kolay değil. Ayrıca her firma bu anlattığım özelliklere çok fazla ihtiyaç da duymayabilir. Burada bir genel müdürün seçiminde göz önünde tutulması gereken öncelikli nitelikleri paylaşmak istiyorum. 

1 – İletişim becerileri: Her şeyden önce genel müdür, projenin farklı paydaşlarıyla rahatlıkla sohbet edebilecek iletişim becerilerine sahip olmalıdır.

2 – Takım becerileri: Takım içindeki farklı tarafları bir araya getirerek etkin bir şekilde çalışmalarını sağlayabilmelidir.

3 – Sistem becerileri: Sistemleri ve süreç yönetimini ne kadar iyi anlarsa, işin ve işletmenin üzerindeki etkisi de o denli güçlü olacaktır.

4 – Halkla ilişkiler becerileri: Genel müdürün bu konuda sihirli bir yeteneği olması gerektiğini düşünüyorum. Birbirinden çok farklı paydaşlarla firmanın menfaatleri doğrultusunda yeri geldiğinde uzayacak, yeri geldiğinde tıkanacak müzakereleri ustalıkla yönetebilmelidir. Tabii sonuçta da masadan istediklerinin çoğunu alabilmelidir.

5 – Finansal mali beceriler: Genel müdür, işletmeniz için önemli mali belgeleri rahatlıkla okuyabilmeli, anlayabilmelidir.

6 – Güvenlik ve kalite becerileri: Gerek işin güvenliği, gerekse kalite standartları açısından hassasiyeti yüksek olmalıdır. Her iki konuda da vereceği en ufak taviz, ilerleyen zamanda iplik söküğü gibi sadece kalite ve güvenlikle sınırlı kalmayan bir çok yeni problemi de tetikleyecektir.

7 – Karar verme / Problem çözme becerileri: Karar verme ve problem çözme birbirine yakın gibi gözükse de özünde birbirinden farklı kavramlardır. Problemler çözüldükten sonra bu doğrultuda kararlar verilip, uygulamaya sokulmadığı takdirde problemlerin çözülmüş olması da fazla birşey ifade etmez. Genel müdürün ekibiyle birlikte problem çözme becerisinin yanında hızla “tetiği çekebilecek” kişi de olması gereklidir.

8 – Sunum ve kolaylaştırma becerileri: Genel müdürün, firma sahiplerine, yönetim kuruluna, yeri geldiğinde sektör liderlerine etkili sunumlar yaparak düzenli güncellemeler sağlaması beklenecektir.  Bu nedenle bilgilerini açık ve anlaşılabilir bir şekilde sunmak için gereken becerilere sahip olmalıdır.

Bu sekiz özelliğin yanında, sohbetlerimizde firma sahiplerinin dile getirdiği, bir genel müdürde aranan iki özel yeteneği de burada kısaca anlatmak istiyorum. 

Birincisi onlar yokken firmayı yürütebilmeleri. Yani onları gerektiğinde gereksizleştirebilmeleri. Firma sahipleri olmadan da işlerin tıkır tıkır işleyebilmesini sağlamaları. Bu noktada sadece genel müdürün becerisinin yeterli olmadığını, firma içindeki mevcut sistemin de iyi işliyor olması gerektiğini düşünüyorum. Bu sistemin kurulması da genel müdürün sorumluluğunda olduğu düşünülürse, yine konu genel müdüre geliyor. 

Bir diğeri ise iyi bir genel müdür, yeri geldiğinde firma sahibini yönetebilme becerisine sahip olmalıdır. Onun ihtiraslarını, çekingenliklerini büyüme konusundaki, fazla istekli ya da isteksiz yaklaşımını iyi anlayıp elindeki verilerle onu yönetebilmelidir.

Tüm bu yetenekleri sıraladıktan sonra kendinize şu soruyu soruyor olabilirsiniz. İyi bir genel müdür Süpermen mi olmalı? Bir ölçüde evet ama her şeyden önce insan olduğunu unutmayan bir Süpermen olmalı…

Bir başka yazıda görüşmek dileğiyle…

Cem Kafadar

Mart 2021

Çiftehavuzlar 

Kaynak: forconstructionpros.com

Bir inşaat firması yapay zekaya neden ihtiyaç duymalı?

Çok değil, iki yıl sonra yazının başlığını okuyanların yüzünde hafif bir tebessüm oluşacak. Böyle soru mu olur, yapay zekayı firmamızın her noktasında zaten kullanıyoruz diyecekler. Bir beş yıl sonrasında da sektördeki verimlilik üzerine kafa yoranlar, daha fazla insanı sisteme nasıl entegre edebiliriz konusunda yazılar yazacak. Karşıtları da insanlar işleri ağırlaştırıyor, daha az insan, daha çok robot, daha çok karlılık tezini savunacaklar muhtemelen. Görüyoruz ki, türümüz var olduğu sürece Socrates’den bugüne süren diyalektik çatışmalarımız, konuları, içeriği değişse de bitmeyecek.

Geleceğe dair ufak bir beyin fırtınasının ardından gelelim bugüne. Peki o zaman, soruyu biraz değiştirerek sorayım. Verimliliklerini artırmayı hedefleyen inşaat firmalarının yapay zekadan talepleri neler olabilir? Hangi konuları önceliklendirmeliler? Bu sorulara ne kadar yanıt olacak bilmiyorum ama yapay zekayı daha fazla içselleştirmek istiyoruz diyen firmalar için küçük bir rehber.

Operasyonel Verimlilik ve Şantiye Yönetimi İçin Talepler

  1. Şantiye lojistik optimizasyonu: Malzeme, ekipman ve insan kaynaklarının en verimli şekilde yerleştirilmesi için dinamik planlama algoritmaları.
  2. Zaman çizelgesi senaryo simülasyonları: Planlama değişikliklerinin etkisini görselleştiren yapay zekâ destekli senaryo çalışmaları.
  3. Görüntü tabanlı kalite kontrol: Drone’lardan gelen görüntülerin analiz edilerek işçilik hatalarının ve malzeme uygunsuzluklarının tespiti.
  4. Makine kullanım optimizasyonu: Şantiyede kullanılan iş makinelerinin yakıt tüketimi, çalışma süresi ve verimliliğine göre yapay zekâ tabanlı görev rotasyonu önerileri.
  5. İş gücü dağılımının otomasyonu: Günlük iş planlarına göre en uygun iş gücü dağılımını sağlayan sistemler.

Veriye Dayalı Karar Destek Sistemleri İçin Talepler

  1. Proje risk analiz yazılımı: İhale aşamasından itibaren teknik, finansal ve lojistik riskleri öngören modeller.
  2. Gerçek zamanlı KPI izleme panelleri: İş gücü, maliyet, süre, kalite gibi performans göstergelerinin yapay zekâ tarafından yorumlanması.
  3. Tahmini proje teslim tarihi hesaplama: Plan dışı gelişmelerin projeye etkisini öğrenmek için yapay zekâ ile zaman tahmini.
  4. İhale ve teklif analizleri: Rakiplerin önceki teklif davranışlarını analiz ederek akıllı fiyatlandırma stratejileri geliştirme.

Finansal ve Tedarik Yönetimi İçin Talepler

  1. Nakit akışı tahmini ve simülasyonu: Harcama ve ödeme kalıplarına göre gelecekteki finansal durumun öngörülmesi.
  2. Dinamik bütçe optimizasyonu: Gerçekleşen maliyetlere göre bütçe revizyon önerileri sunan algoritmalar.
  3. Tedarik zinciri kesinti öngörüsü: Gecikme riski taşıyan tedarikçileri erken fark eden uyarı sistemleri.

İK, Eğitim ve Güvenlik İçin Talepler

  1. Yeni işe başlayanlar için kişiselleştirilmiş eğitim programları: Çalışanın yetkinliklerine ve proje tipine göre yapay zekâ tarafından oluşturulan eğitim dizileri.
  2. Yapay zekâ destekli güvenlik kameraları: Baret, yelek, gözlük gibi ekipman eksikliklerini anlık tespit eden sistemler.
  3. Çalışan memnuniyeti tahmin sistemi: Sahadan gelen verilerle moral ve motivasyon durumlarını tahmin eden yapay zekâ modelleri.
  4. Beyaz ve mavi yaka çalışan sirkülasyonu tahminleme: Yüksek ayrılma riski olan çalışanları belirleyerek önleyici İK politikaları geliştirme.

Sürdürülebilirlik ve LEED/TSE Sertifikasyon Desteği

  1. Karbon ayak izi hesaplama asistanı: Malzeme seçimi, lojistik ve enerji tüketimine göre otomatik hesaplama yapan sistemler.
  2. Atık takibi ve azaltma önerileri: Şantiyedeki atık miktarını izleyip azaltmaya yönelik çözüm önerileri.
  3. Sürdürülebilir tasarım karar desteği: Tasarım aşamasında enerji verimliliği en yüksek çözümleri öneren algoritmalar.

Müşteri ve Paydaş Yönetimi İçin Talepler

  1. Müşteri taleplerine hızlı teklif üretimi: Yapay zekâ destekli teklif motorları ile müşteri isteklerine uygun hızlı ve kapsamlı tekliflerin hazırlanması.
  2. Şeffaf ilerleme raporları: Proje paydaşlarına görsel ve sayısal içeriklerle desteklenen anlaşılır raporlar sunma.
  3. AI destekli sözleşme analizi: Ana yüklenici, taşeron ve tedarikçi sözleşmelerinde riskli maddelerin işaretlenmesi.

İhale almak, bütçe yönetmek, iş güvenliğini sağlamak, tedarik zincirini aksatmamak, kaliteyi denetlemek, teslim tarihini tutturmak, müşteriyle şeffaf iletişimi sürdürmek… Bütün bu birbirine uzak gibi görünen işleri, akıllı teknolojilerin bize sunduğu yepyeni seçeneklerle çok daha hızlı ve doğru yapmak mümkün. Geçmişte proje yönetimin mantığını öğrenip, bu öğretileri projelerinde kullananlar nasıl bir fark yarattıysa, bugün de veri odaklı sistemlerin işleyişine hâkim olanlar benzer etkiyi yaratacak. Bu dönüşümü ilk benimseyip, içselleştiren firmalar, rakiplerinin önüne geçmekle kalmayıp, sektörün de yönlendiricileri olacaklar. Yeni dünyanın yeni kazananları onlar artık.

Şantiyeler İçin Teknoloji Kullanım Rehberi

Mesleğe başladığımdan bu yana şantiyelerde not aldığım günlük ajandalarımı saklarım. Geçen hafta sonu kütüphanemi düzenlerken onları yerleştirdiğim üst rafa şöyle bir baktım (artık yukarıdalar, çünkü eskisi gibi incelemiyorum), yıllar içinde yirmiyi geçmişler. Sahada yeni bir problemle karşılaştığımda, geçmişte benzer bir sorunu nasıl çözdüğümüzü bulmak için döner döner aldığım notlarımı karıştırırdım. Sonra oradaki bilgileri CD’lere taşıdım. Ardından flash belleklere. Bugünse yapay zekâ sohbet robotuna sorulacak doğru bir soruyla çok daha detaylı bilgilere ulaşmak mümkün. İlginç olan verdiği yanıtlar, aslında o defterlerden internete aktardığımız bilgiler. Onları derleyerek aradığımız cevapları veriyor. Bir yerde bize bizi anlatıyor. Hatta artık insan metinleriyle de yetinmeyip kendi dokümanlarını oluşturuyor. Yazımda bugünü ve görebildiğim yakın geleceği dikkate alarak sevgili dostum Chatgpt’yi bir sürü farklı prompt’la bayağı bir yorarak hazırladığım “Şantiyeler İçin Teknoloji Kullanım Rehberi”ni sizlerle paylaşmak istiyorum. İki yıl sonra yazıyı bir yerlerde gördüğünüzde çoğumuzun bildiği basit bilgilerle bir köşe yazısı yazmışsın diyerek küçümsemenizi istemem. Nihayetinde sene 2025, bizi nelerin beklediğini henüz bilmiyoruz. 


ŞANTİYELER İÇİN TEKNOLOJİ KULLANIM REHBERİ

(Saha Çalışanları ve Teknik Ekip İçin Pratik Kılavuz)


1.  Drone Kullanımı – Hava Gözetimi ve Belgeleme

Ne işe yarar?

  • Şantiye genel görünümünü yukarıdan görüntüleme
  • Gelişim takibi (haftalık/aylık fotoğraflarla ilerleme karşılaştırması)
  • Zemin hareketleri ve lojistik planlama

Nasıl kullanılır?

  • Uçuş izni olup olmadığını kontrol et (valilik/SHGM)
  • Rüzgâr 20 km/s üzerindeyse uçuşu ertele
  • Kamera açısını iş güvenliği açısından işçilerin izniyle ayarla

Dikkat!

  • Hassas bölgelerde (havaalanı, askeri alan) otomatik engelleme olabilir.
  • Veriyi indirirken proje klasörlerine tarih vererek kaydet.

2.  Giyilebilir Teknolojiler – Akıllı Baretler ve Sensörlü Kıyafetler

Ne işe yarar?

  • İşçinin konumunu ve düşme riskini takip eder
  • Gürültü, sıcaklık gibi çevresel riskleri algılar
  • İSG ihlallerini anında ilgili birimlere bildirir

Nasıl kullanılır?

  • Her sabah bareti şarj kontrolüyle teslim al
  • Düşme algılaması testini 15 günde bir yap
  • GPRS izni açık değilse veri gitmez – ayarlarını kontrol et

Dikkat!

  • Sesli uyarı verirken işçi rahatsız olabilir, bu durumda bildirim sesini kısmak yerine teknik servise başvur.

3.  Mobil Uygulamalar – Raporlama, Fotoğraf, Malzeme Takibi

Ne işe yarar?

  • Günlük raporları anında girmeni sağlar (saha not defteri tarih oluyor!)
  • Fotoğraflı kayıt tutabilir, anında WhatsApp yerine sistemde paylaşılır
  • Depodan çıkan malzemeyi QR kodla kayıt altına alırsın

Nasıl kullanılır?

  • Sabah ilk 10 dakikada malzeme durumu, plan değişikliği vs. gir
  • Fotoğrafları sistem içi uygulamadan çek (gizlilik için dış kamera önerilmez)
  • Uygulamada “sürükle-bırak” çizimlerle iş emri oluşturabilirsin

Dikkat!

  • Uygulamalar veri bağlantısına bağlıdır. Ofis interneti dışında mobil veri planı gerekebilir.
  • Yanlış fotoğraf yüklemesi durumunda sistem geçmişi tutar – dikkatli ol.

4.  BIM (Yapı Bilgi Modellemesi) – Sahada 3D Proje Görüntüleme

Ne işe yarar?

  • Proje çizimlerinin üç boyutlu halini tabletten ya da AR gözlükten görmeni sağlar
  • Boru/kanal gibi yer altı elemanlarını daha kazmadan önce tespit etmeni sağlar
  • Mimari, elektrik, mekanik ekiplerin çakışan yerlerini görürsün

Nasıl kullanılır?

  • Gözlüğü ya da tableti sahaya getirirken kılıfla koru
  • Uygulamayı açınca katmanları seç (Mekanik mi, Statik mi?)
  • İlgili detayı işaretleyip yorum yazabilirsin – ofiste anında görünür

Dikkat!

  • Projenin “güncel revizyonunu” açtığına emin ol. Eski versiyon yanıltıcı olur.
  • AR gözlükler için güneşli hava parlama yapabilir, gölgede kullan.

5.  Veri Toplama ve Karar Destek Sistemleri

Ne işe yarar?

  • Şantiye genelinde iş gücü verimliliğini ölçer (ne zaman işe başlandı, ne kadar sürede bitti)
  • Hava durumu, beton sıcaklığı, vibrasyon gibi değerleri anlık izleyebilir
  • Saha kararları artık “sezgiye” değil, verilere dayanır

Nasıl kullanılır?

  • İş gücü giriş-çıkışını QR kart veya parmak izi ile takip et
  • Sensörleri sahada uygun yükseklik ve korumayla yerleştir
  • Haftalık verileri grafik halinde takip et (dashboard panel)

Dikkat!

  • Ölçülen veri ile raporlanan veri arasında tutarsızlık varsa, manuel müdahale olmuştur – araştırılmalı.
  • Saha çalışanlarının verileri etik kurallar çerçevesinde kullanılır, herkesin bilgilendirilmesi gerekir.

 Ek Tavsiyeler: Dijital Şantiye Disiplini

UygulamaTavsiye
Haftalık teknoloji toplantısı15 dakikalık “Neyi daha iyi yaparız?” oturumu
Fotoğraf protokolüYüklenici, danışman ve saha için ayrı klasörler
Günlük veri senkronizasyonuHer akşam 18.00’de sistem güncellenmeli
“Teknoloji temsilcisi”Her ekipten bir kişi dijitalleşmeden sorumlu olsun

Bütün bu sistemler, drone’lardan sensörlere, uygulamalardan veri panellerine, yapay zekâ destekli analiz araçlarından dijital ikizlere, saha kameralarından otomatik raporlama sistemlerine kadar hepsi tek bir amaca hizmet ediyor: Kararlarımızın sezgilerimizle değil, bilgiyle alınmasına. 

“Bugün yağmur yağabilir, beton dökmeyelim” yerine, “Sıcaklık X derece, nem oranı Y, yağış ihtimali %Z. Vibrasyonu şu parametreyle düzenlersek şu zaman diliminde döküm yapılabilir” diyebilmek.

“Zemin iyi gibi görünüyor” yerine, “Sensör verileri 3.5 metre derinliğindeki nem oranının limitin üstünde olduğunu, drenaj doğru projelendirilmezse  oturma riski doğacağını” görebilmek.

“Malzeme bitebilir” yerine, “Stok izleme sistemine göre mevcut beton miktarı 28 metreküp; bugünkü üretimle 17.00’de tükeniyor” diyebilmek.

“Yoğun trafik var, araç yola çıkmasın” yerine, “GPS verilerine göre 12 dakikalık gecikme var, ama alternatif rotayla zaman farkı sadece 3 dakika” diyebilmek.

“Personel sanki az gibi” yerine, “Planlama algoritması bugünkü iş yükü için 3 işçilik açık gösteriyor; vardiya kaydırmasıyla denge sağlanabilir” diyebilmek.

İnanıyorum ki, şantiyeler, verilerle yönetildiğinde daha güvenli, daha verimli, daha insana yakışan çalışma alanları olacak. Bütün bu örnekler bize şunu gösteriyor. Akıllı sistemlerin asıl gücü, insanı devreden çıkarmakta değil; onu daha iyi düşünen bir karar vericiye dönüştürmekte. 

Şantiyelerde sağlıklı bir iletişim altyapısı nasıl inşa edilir?

Şantiyelerdeki gürültünün çevre üzerindeki olumsuz etkilerini iyi biliriz. Hele evimizin dibinde bir kentsel dönüşüm projesi varsa, sabahtan geceye o uğultu azalır gibi olsa da durmaz. Bizler seslerden rahatsız olurken, şantiyedeki işleyişi bozan ise sessizliktir. 

Bir malzeme geciktiğinde, işçilerin göz göze gelip omuz silktiği andadır sessizlik. Ofisinde sigarasını içerken şantiyeden haber bekleyen yöneticinin gözlerindedir sessizlik. Çamurun ortasında yere bırakılmış bir baret, cevapsız kalan bir telsiz çağrısı, yanlış anlaşılan bir iş emri, whatsapp grubunda kimsenin cevap yazmadığı bir soru, haber verilmeyen bir aksaklık, masanın üstünde unutulmuş bir post-it: Hepsi aynı şeyi fısıldar: Kimse bizi duymuyor. Sessizlik, tüm seslerin içinde en gürültülü olandır.

Project Management Institute (PMI), dünya üzerindeki tüm projeler değerlendirildiğinde başarısızlıkların birinci nedeninin iletişim kopukluğu olduğunu söyler. Bunun için de proje ekibinden işin başında doğru çalışan ve sürekli güncel tutulan bir “Proje İletişim Planı” hazırlamasını ister. Bugün artık oyuna yeni bir oyuncu daha girdi: Yapay zekâ. Ve tabii beraberinde getirdiği yeni veriler. Geçmişte “söz uçar, yazı kalır” diyorduk, artık bu sözü şöyle revize etmeliyiz. “Söz uçar, kâğıt kaybolur, dijital kalır.” Şantiyelerde dün de bugün de en sıkıntılı noktalardan biri uygulama ve ofis arasındaki geribildirim döngüsünün doğru kurgulanmaması olduğunu düşünürüm. Projenin kalbi saha, beyni ofis ise beyinle kalp arasındaki kan akışını sağlayan damarlardaki olası bir pıhtı atmasına karşı tedbirlerimizi işin en başında almalıyız. Yapılması gerekenler aslında o kadar da zor değil. İletişimi sağlıklı işleyecek şekilde dijitalleştirmek. Peki bunu nasıl yapacağız? Gelin adım adım süreci inceleyelim.

1. Önce Şunu Tanımlayın: Ne Tür Geri Bildirim?

Farklı süreçler, farklı geri bildirim tipleri gerektirir. Önce şu soruya cevap verin:

“Sahadan ofise hangi tür bilgiler geliyor ve bunlar nasıl işleniyor?”

Geri Bildirim TürüÖrnekFrekans
OperasyonelMalzeme eksikliği, ekipman arızasıGünlük
TeknikUygulama hatası, revizyon ihtiyacıAnlık
PlanlamaGecikme bildirimi, iş değişikliğiGünlük
Kalite / İSGRiskli durum, uygunsuzlukAnlık
YönetimselPersonel bildirimi, izin talepleriHaftalık

2. Sade ve Ortak Dijital Araç Belirleyin

Amaç: Herkesin kolayca erişebileceği, karmaşık olmayan ve mobil uyumlu bir platform belirlemek.

Tercih edilebilecek araçlar:

  • PlanRadar, Procore, Autodesk Build, Insetia gibi inşaat odaklı platformlar. Bu aracı belirlemeden önce detaylı bir ön çalışma yapın.
  • Özel olarak yapılandırılmış Google Forms / Microsoft Forms
  • WhatsApp gruplarının yerini alacak sade bir iç sistem
  • Mobil uygulama ile entegre edilmiş saha günlükleri

📌 Kural: Saha–ofis arasında 3 farklı araç değil, tek bir merkezi dijital kanal kullanılmalı.


3. Saha Ekibi İçin Dijital Girdi Altyapısı Kurun

Amaç: Sahadaki çalışanların ofise bilgi aktarmasını kolaylaştırmak.

Nasıl yapılır?

  • Fotoğraf + açıklama formatı (örnek: “iş durdu – beton geç geldi” yazısı ve görüntüsü)
  • Konum etiketli giriş (özellikle büyük alana yayılmış şantiyelerde)
  • Durum renkleriyle ifade sistemi: “İş devam ediyor / Risk var / Durdu”
  • Olabiliyorsa “Sesli not” seçeneği (bazı platformlarda mümkün)

Basit bir örnek ekran akışı:

“Fotoğraf yükle” → “Sebep seç” → “Açıklama gir (isteğe bağlı)” → “Gönder”


4. Ofis Tarafında Otomatik Kategorilendirme ve Yönlendirme

Amaç: Gelen geri bildirimleri kaos olmadan değerlendirmek.

Nasıl yapılır?

  • Gelen verileri otomatik olarak sınıflandıran sistemler kullanın:
    • Planlama
    • İSG
    • Malzeme
    • Kalite vb.

Yapay zekâ destekli çözümler:

  • NLP (doğal dil işleme) ile geri bildirimi analiz ederek “öncelik” ve “risk” puanı verir.
  • Örn: “Beton döküldü ama vibrasyon yapılmadı” → otomatik “kalite alarmı”

5. Geri Bildirime Yanıt Sürecini Standartlaştırın

Amaç: Sahadan gelen bildirim “boşluğa gitmesin.”

Nasıl yapılır?

  • Her bildirim tipi için maksimum cevap süresi belirleyin (örneğin: İSG bildirimi 1 saat, malzeme 4 saat içinde dönüş)
  • Yanıtın dijital sistemde iz bırakmasını sağlayın
  • Yanıtlayan kişiye dair kayıt (kişi + saat + işlem)

Ekstra: “Geri bildirimin işleme alındığı”na dair otomatik bilgilendirme sahaya gönderilmeli.


6. Gerçek Zamanlı Geri Bildirim Panelleri Oluşturun

Amaç: Ofisteki yöneticiler anlık olarak sahadaki durumları görebilsin.

Nasıl yapılır?

  • Power BI / Google Data Studio ile gösterge panelleri oluşturun
  • Panelde:
    • Geri bildirim sayısı (günlük/haftalık)
    • Tipine göre dağılım
    • Cevaplanma süresi ortalaması
    • En çok bildirilen sorun türü
    • İlişkili proje / lokasyon bazlı sıralama

7. Saha–Ofis Etkileşimini Ölçün ve Ödüllendirin

Amaç: Sistem sürdürülebilir olsun.

Nasıl yapılır?

  • Her ay en fazla anlamlı geri bildirim yapan ekip seçilebilir
  • “Dijital iletişim puanı” verilebilir (özellikle yapay zeka tabanlı sistemlerde oyunlaştırma (gamification) mümkün
  • “Geri bildirim–aksiyon” zinciri analiz edilerek başarı hikâyeleri çıkarın.

📌 BONUS: Saha–Ofis Döngüsünde Yapay Zekâ Nerede Devreye Girer?

SüreçYapay Zeka Kullanımı
Geri bildirim metin analiziRisk ve öncelik puanı çıkarır
Fotoğraf analiziGörüntüde uygunsuzluk tespiti (örneğin PPE eksikliği)
Geri bildirim geçmişine göre öneri“Benzer sorun geçen ay şu şekilde çözüldü” önerisi
RaporlamaOtomatik özet çıkarır, eğilim analizi sunar

SONUÇ:

Saha–ofis dijital iletişim döngüsü:

  • Gecikmeleri azaltır
  • Karar alma hızını artırır
  • Şeffaflık ve güven yaratır
  • Kurumsal hafızayı geliştirir

Firmaların tüm bu anlatılanları içselleştirip kalıcı bir hale getirebilmeleri sadece uygun teknolojileri projelerine entegre etmeleriyle değil, kültürel dönüşümü sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebildiklerinde oluyor. Sessizliğe alışmış bir ekibe, “artık her şey görünür olacak” dediğinizde bu söylemin onları nasıl ürkütebileceğini düşünebiliyor musunuz? Şeffaflık, çalışanların üzerine bir spot ışığı gibi vurduğunda, işte o zaman, firmaların asıl sınavı başlıyor. Veriyi cezalandırma aracı olarak değil, organizasyondaki güvenin inşasında bir tuğla gibi kullanabilecekler mi? Çıktıları, performansı yargılamak için değil, gelişimi görünür kılmak için; denetlemek için değil, işbirliğini güçlendirmek için kullanabilecekler mi? Unutmayın ki, iletişimi dijitalleştirdiğinizde, yalnızca bilgi aktarımı hızlanmayacak; şirket içi güven de artacak. 

İnşaat sektörüne özel dijital terminoloji sözlüğü

Günümüz insanının sahip olması gereken en önemli beceri setlerinden biri “Dijital Okur Yazarlık.” 

Yeni dünyayı anlamanın yolu, önce onun alfabesini çözmekten geçiyor. Tıpkı bir lisanı bilmeden o dilde konuşmanın imkânsız olması gibi, yapay zekâyı hayatımızın içine almak istiyorsak, veriyle konuşmanın kurallarını öğrenmemiz şart.

Çevremizde boş ver terminolojiyi biz işimizi görüyoruz ya diyen çok insanın varlığını bilsem de, ben bu yaklaşımı biraz trafik işaretlerinden haberdar olmadan direksiyon başına geçmeye benzetiyorum. O zaman nedir bu öncelikli kelimeler diye düşünürken işi erbabına sorayım dedim. Yapay zekadan onun dünyasına girişi kolaylaştıracak basit bir sözlük hazırlamasını istedim. Listesini sizlerle paylaşırken farkındayım ki altı ay sonra sunduğu buradaki sözcükler yetersiz kalacak. Neyse, o zaman geldiğinde güncelleme sözüyle şimdilik çalışmasına bir başlangıç olarak bakalım

A

  • AI (Yapay Zekâ): İnsan zekâsını taklit edebilen, öğrenebilen ve karar verebilen bilgisayar sistemleri.
  • API (Uygulama Programlama Arayüzü): Farklı yazılımların birbiriyle konuşmasını sağlayan dijital köprü.
  • AR (Artırılmış Gerçeklik): Gerçek dünyaya dijital nesnelerin veya verilerin eklenmesi.

B

  • BIM (Yapı Bilgi Modellemesi): Bina veya altyapının dijital 3D modeli ile tüm yaşam döngüsünü yönetme yaklaşımı.
  • Bulut Depolama (Cloud Storage): Belgelerin, planların veya fotoğrafların internet üzerinden saklandığı yer (örn: Google Drive, Dropbox).

C

  • Chatbot: Kullanıcılara otomatik cevaplar veren dijital asistan (örn: İK işlemlerini hızlandıran mesajlaşma botu).
  • CSV Dosyası: Verilerin virgülle ayrılmış şekilde tutulduğu basit tablo dosyası. Excel’e benzer, ama sade.

D

  • Dashboard (Gösterge Paneli): Proje, maliyet, insan kaynağı gibi verilerin görselleştirildiği dijital ekran.
  • Dijital İkiz (Digital Twin): Bir yapının hem fiziksel hem dijital ortamda eş zamanlı olarak takibi.
  • Drone: Sahayı yukarıdan izlemek, ölçüm yapmak veya ilerlemeyi kayıt altına almak için kullanılan uçan kamera.

E

  • ERP (Kurumsal Kaynak Planlaması): Malzeme, personel, işçilik ve finans gibi kaynakları yöneten dijital sistem.
  • Edge Computing: Verinin, buluta gitmeden, bulunduğu yerde hızlıca işlenmesi.

G

  • GIS (Coğrafi Bilgi Sistemi): Konuma dayalı verilerin dijital haritalar üzerinde işlenmesi ve analiz edilmesi.

I

  • IoT (Nesnelerin İnterneti): İnternete bağlı cihazların (örn: akıllı baret, sıcaklık sensörü) veri toplaması ve birbirine veri göndermesi.
  • İnteraktif Plan: Tıklanabilir, katmanlı ve dijital ortama entegre edilmiş çizimler veya projeler.

K

  • Kodlama (Coding): Bilgisayarlara ne yapacağını anlatan dijital dil. Python, JavaScript gibi dillerle yapılır.
  • KPI (Anahtar Performans Göstergesi): Dijital sistemlerde izlenen, başarıyı ölçen sayısal hedefler.

M

  • Makine Öğrenimi (Machine Learning): Yapay zekânın veriden öğrenerek kendini geliştirmesi.
  • Metaverse: Sanal gerçeklik üzerinden projelerin gezilip değerlendirilebildiği dijital evren ortamı.

O

  • Otomasyon: İnsan müdahalesi olmadan işlemlerin dijital olarak yürütülmesi (örn: beton dökümünde sıcaklık takibi).
  • Open-source (Açık Kaynak): Herkesin katkıda bulunabildiği, kodları açık dijital sistemler.

P

  • Power BI: Veri görselleştirmesi ve raporlama yapan Microsoft tabanlı yazılım.
  • Proje Yönetim Yazılımı: İnşaat sürecini planlamak, izlemek ve raporlamak için kullanılan dijital araç (örn: Primavera, MS Project, Procore).

R

  • RPA (Robotik Süreç Otomasyonu): Tekrarlı ofis işlemlerini otomatikleştiren yazılımlar (örn: fatura girişi).
  • Revit: BIM modelleme ve yapı tasarımı için kullanılan popüler bir yazılım.

S

  • Siber Güvenlik: Dijital sistemleri veri hırsızlığı, virüs veya saldırılardan koruma yöntemleri.
  • Sensör: Hareket, sıcaklık, nem gibi bilgileri dijital sistemlere aktaran cihaz.

T

  • Teknoloji Yol Haritası: Bir firmanın dijitalleşme sürecini adım adım planladığı belge.
  • Takip Uygulamaları: Malzeme, iş gücü veya proje süresini izlemeye yarayan mobil ya da masaüstü uygulamalar.

U

  • UAV (İnsansız Hava Aracı): Drone’ların teknik adı.
  • UI/UX: Dijital uygulamaların arayüz tasarımı (UI) ve kullanıcı deneyimi (UX) ile ilgili kavramlar.

V

  • Veri Madenciliği: Büyük veri kümelerinden anlamlı sonuçlar çıkarma süreci.
  • VR (Sanal Gerçeklik): Şantiyeyi ya da projeyi sanal gözlükle dolaşma deneyimi.

Y

  • Yapay Zekâ Okuryazarlığı: Yapay zeka kavramlarını anlama ve kullanma becerisi.
  • Yapay Zekâ Asistanı: İş programı yazmak, planlamak, rapor oluşturmak gibi görevleri destekleyen dijital yardımcılar.

Bitirirken hala aklıma yeni yeni kelimeler geliyor. Eklemeye başlasam yazı bitmeyecek. Tahmin ediyorum siz de okurken bu sözcük neden eksik, şu da olmalıydı demişsinizdir. Artık bundan sonrası sizde. Bu listeyi terimlerinizle geliştirebilir, kendi yaşayan dijital terminoloji sözlüğünüzü inşa edebilirsiniz. Böylece yazım, okurlarımın dijital kütüphanelerinde farklı içeriklerle yaşamaya devam eder.

Bir inşaat firmasında yapay zekanın katkısıyla sürekli iyileştirme kültürü nasıl oluşturulur?

Şantiyede öğle arasında yan yana oturan yaşlı ustabaşıyla genç mühendisi düşünün. Biri 40 yıldır şantiyelerde, öteki daha kariyerinin henüz başında. İkisinin de kafasındaki düşünceler aynı soruda buluşuyor. ‘Bu iş nasıl daha hızlı, daha güvenli, daha az stresle yapabiliriz?’ Cevap artık sadece deneyimde veya okulda öğrenilen bilgide değil; veride, algoritmalarda, yani yapay zekâda.

Bir inşaat firmasında kurum içi Yapay Zekâ (AI) yetkinliklerini geliştirip sürekli iyileştirme kültürünü (continuous improvement) oluşturmak hem organizasyonel dönüşüm hem de teknolojik adaptasyon gerektiriyor. Peki ama bu nasıl olacak? Süreci sahaya ve ofise entegre edilebilir 6 aşamalı stratejik yol haritası üzerinden inceleyelim. 


1. Temel Altyapıyı ve Farkındalığı Oluşturma

Hedef: AI’nin ne olduğunu, potansiyelini ve sınırlılıklarını herkesin anlayacağı şekilde açıklamak.

  • AI farkındalık seminerleri düzenleyin: Sahadaki ustabaşından merkez ofisteki yöneticilere kadar herkesin AI hakkında temel bilgiye sahip olması gerekir (ör. “AI nedir, neler yapabilir, bizim işimize ne katkısı olur?”).
  • Vaka çalışmaları paylaşın: Başarılı ve başarısız AI uygulamalarını sektörden örneklerle anlatın.
  • Dijital terminoloji sözlüğü oluşturun: Özellikle saha çalışanları için, basitleştirilmiş bir dijitalleşme sözlüğü faydalıdır.

2. AI Yetkinlik Haritası Çıkartmak

Hedef: Mevcut personelin dijital olgunluk seviyesi nedir? Nerelerde açıklar var?

  • Yetkinlik analizi yapın: Hangi departmanlarda hangi düzeyde teknik bilgi var? (ör. veri okuryazarlığı, Excel modelleme, yazılım kullanım alışkanlığı).
  • Rollere göre hedefler belirleyin: Örneğin bir planlama mühendisi için Python temelli veri analizi eğitimi gerekebilirken, bir saha formeni için mobil uygulama kullanımı yeterlidir.
  • AI Şampiyonları (AI Champions) seçin: Departmanlarda gönüllü dijital öncüler belirleyin. Bu kişiler, AI uygulamalarının yaygınlaştırılmasında katalizör olur.

3. Küçük Başlayın – Hızlı Kazançlar (Quick Wins) Yaratın

Hedef: AI’nin faydasını kısa sürede göstererek dirençleri azaltmak ve inancı artırmak.

  • Pilot projeler başlatın: Örneğin:
    • Proje planlama optimizasyonu için bir tahminleme modeli (ör. malzeme gecikme tahmini)
    • Görüntü işleme ile şantiye güvenlik denetimi
  • Saha verisiyle basit modeller deneyin: Excel + Python + Power BI ile örneğin iş gücü verimliliği analizleri yapılabilir.
  • Başarı hikâyeleri oluşturun: Erken kazanımları iç iletişimde “önce-sonra” anlatımlarla paylaşarak güven yaratın.

4. Sürekli İyileştirme Kültürünü AI ile Bütünleştirin

Hedef: AI sadece bir araç değil, sürekli gelişimin parçası olarak içselleştirilmelidir.

  • Kaizen ve Lean ilkelerine AI perspektifi ekleyin:
    • “Her çalışan iyileştirme önerisi getirebilir” anlayışına veri ve otomasyon bakışı kazandırın.
    • Örn: “Şantiyede zaman kaybı yaşanan süreçleri AI ile nasıl ölçebiliriz?”
  • Saha-Ofis arasındaki geri bildirim döngüsünü dijitalleştirin: Formlar, uygulamalar, kısa anketler, görseller vb. yollarla sahadan sürekli veri akışı sağlayın.
  • Öneri sistemini ödüllendirin: Her AI tabanlı iyileştirme önerisi için görünürlük sağlayın (ör. “Ayın dijital fark yaratanı”).

5. Kurumsal Öğrenmeyi ve Paylaşımı Teşvik Edin

Hedef: AI kullanımına dair öğrenmeler bireyde değil, kurum belleğinde kalsın.

  • AI Deneyim Havuzu oluşturun: Her pilot projenin çıktısını, öğrenilen dersleri ve uygulama rehberini dijital bir platformda toplayın.
  • Dijital Koçluk ve Mentorluk uygulayın: AI konusunda deneyim kazanmış çalışanları diğer ekiplerle buluşturun.
  • AI Hackathon ve Challenge’lar düzenleyin: Ekiplerin eğlenerek çözüm üretmesini teşvik eder.

6. Yönetsel Sahiplenme ve Stratejik Entegrasyon

Hedef: AI gelişiminin geçici değil stratejik olduğunu göstermek.

  • Yönetim desteğini görünür kılın: Üst yönetimin AI projelerine doğrudan katılımı, çalışanlar için güven artırıcıdır.
  • Stratejik KPI’lara dijital hedefler ekleyin: Örn: “Yılda en az 3 süreç dijitalleştirme önerisi” gibi.
  • Performans sistemine dijital gelişim maddesi koyun: Örn: “Yapay zekâ farkındalığı eğitimi tamamladı” gibi takip edilen ölçütler.

Belki de mesele robotların neleri nasıl yapacağından önce, insanların hangi alışkanlıklarından vazgeçmeyi göze alacağında. Çünkü şantiyede asıl farkı yaratan, bazen bir algoritma değil, kahve molasında konuşulan küçük bir ayrıntı, bir genç mühendisin sunduğu farklı bakış, bir kalfanın yıllar içinde kazandığı sezgisel deneyimden yola çıkarak anlattığı hikaye, bir teknikerin pratik çözümü, bir ekip arkadaşının paylaştığı samimi uyarı… Yapay zekâ işte o fikirleri sisteme entegre ederek geliştirdiğinde firma kültürünün değişim yolculuğu başlayacaktır.

LEED Gold Sertifikası almak isteyen firmalar için 10 strateji

“İstanbul’da yeni bir konut projesine bakıyorsunuz. Camlar ışıl ışıl, peyzaj mükemmel, çimler yeni sulanmış. Ortak alanda bisiklet park yerleri, çatıda parlayan paneller, içerde kullanılan boyaların kokusuz olduğunu fark ediyorsunuz. Tüm bunların üzerine, bir de konuştuğunuz ev sahiplerinden biri size ‘bu binanın suyu yağmurdan geliyor, çöpü de yarıya yakın geri dönüştürülüyor, enerji faturasının büyük kısmını güneş ödüyor, otoparktaki prizlerden otomobiliniz şarj ediliyor’ dese! Bundan iyisi Şam’da kayısı. Hepsi, hatta daha fazlası LEED Gold Sertifikası ile yeni normalimiz oluyor.”

LEED (Leadership in Energy and Environmental Design) Gold sertifikası almak isteyen bir konut projesi, enerji verimliliği, su tasarrufu, malzeme seçimi, iç mekân kalitesi ve çevresel sürdürülebilirlik alanlarında yüksek puan toplamak zorunda.

Gelin birlikte Chatgpt’nin rehberliğinde LEED Gold sertifikasını hedefleyen bir konut projesi için uygulanabilecek 10 etkili tasarım ve uygulama stratejisine bakalım:


🟢 LEED Gold Hedefli 10 Uygulama ve Tasarım Stratejisi


1. 🌞 Yüksek Verimli Pasif Tasarım: Güneş Kontrolü ve Doğal Havalandırma

  • Yapının yönlendirmesi, cephe tasarımı ve açıklık yerleşimi ile doğal ışık ve hava akışı optimize edilir.
  • Gölgelikler, panjurlar ve güneş kırıcı elemanlarla soğutma yükü azaltılır.
  • Puana katkı: Energy & Atmosphere (EA) + Indoor Environmental Quality (IEQ)

2. 🧱 Yüksek Yalıtım Değerine Sahip Duvar ve Çatı Sistemleri

  • Düşük ısı iletkenlik değerine sahip dış cephe ve çatı sistemleri kullanılarak ısıtma/soğutma ihtiyacı minimize edilir.
  • Termal köprülerin azaltılması da önemli bir detaydır.
  • Puana katkı: EA + Materials and Resources (MR)

3. ⚡️ Enerji Verimli Mekanik Sistemler + Isı Pompası Kullanımı

  • VRF sistemler, inverterli cihazlar, akıllı termostatlar kullanılır.
  • Isı pompası ile hem ısıtma hem soğutma sağlanarak COP değeri yüksek sistemler kurulur.
  • Puana katkı: EA

4. ☀️ Fotovoltaik (PV) Panel Sistemi ile Yenilenebilir Enerji Üretimi

  • Çatıda veya uygun cephede güneş enerjisi üretim sistemleri kurularak yıllık enerji tüketiminin önemli bir kısmı karşılanır.
  • LEED Gold için bu sistemle net sıfıra yakınlaşmak avantaj sağlar.
  • Puana katkı: EA + Innovation (IN)

5. 💧 Yağmur Suyu Hasadı ve Gri Su Geri Kazanım Sistemleri

  • Çatılardan gelen yağmur suyunun sarnıçlarda toplanarak peyzaj sulamada kullanılması
  • Banyoda kullanılan suyun arıtılarak klozet rezervuarlarında yeniden kullanılması
  • Puana katkı: Water Efficiency (WE)

6. 🌱 Yerel, Az Su İsteyen Bitkilerle Peyzaj Düzenlemesi

  • Çim gibi su tüketimi yüksek türler yerine kserofitik (kuraklığa dayanıklı) yerel türler seçilir.
  • Otomatik, damlama sulama sistemleri tercih edilir.
  • Puana katkı: Sustainable Sites (SS) + WE

7. 🧼 Düşük VOC İçeren Malzemelerin Kullanımı

  • Boya, vernik, yapıştırıcı, mastik gibi tüm iç mekân ürünlerinin Uçucu Organik Bileşen (VOC) oranı düşük olmalıdır.
  • Bu strateji özellikle iç mekân hava kalitesi açısından kritiktir.
  • Puana katkı: Indoor Environmental Quality (IEQ)

8. 🚲 Toplu Taşıma ve Bisiklet Erişimini Destekleyen Kentsel Yerleşim

  • Proje alanı toplu taşıma duraklarına yakınsa veya bisiklet park yerleriyle destekleniyorsa ulaşım puanı alınabilir.
  • Elektrikli araçlar için şarj istasyonları da ekstra puan getirir.
  • Puana katkı: Location & Transportation (LT)

9. ♻️ Yapım Aşamasında Atık Yönetim Planı Uygulamak

  • Şantiye süresince ortaya çıkan inşaat atıklarının %50’sinin geri dönüştürülmesi veya yeniden kullanılması
  • Şantiye alanında atık ayrıştırma istasyonları kurulmalı.
  • Puana katkı: Materials and Resources (MR)

10. 📊 Enerji ve Su Tüketimini İzleyen Akıllı Sayaç ve Kontrol Sistemleri

  • Her daire için ayrı su ve enerji sayaçları, merkezi otomasyon sistemleri ile entegre edilirse tüketim yönetimi kolaylaşır.
  • Bu sistemler sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarını da teşvik eder.
  • Puana katkı: EA + IN

 BONUS STRATEJİLER

  • Sertifikalı ahşap (FSC) ürünler kullanmak
  • İnşaatta yerel malzeme tercih etmek (<800 km)
  • Doğal gün ışığının %75’inden fazlasını iç mekâna almak
  • Karbon ayak izini düşüren beton karışımları (slag, uçucu kül katkılı)

Bir sabah pencereden bakıp, çocuğunuzun temiz havada koştuğunu, faturanıza su tasarrufunun yansıdığını, güneşten üretilen enerjinin evinizi aydınlattığını, mutfaktan çıkan atığın dönüştüğünü, apartman bahçesindeki ağaçların kuşları geri getirdiğini görmek. Tüm bunlar, bir sertifikadan çok daha fazla değil mi? 

On Adımda İnşaat Projelerinde Yapay Zekâ Entegrasyonu

Yazıya başlamadan önce, sabırsızlığımı mazur görün. Sonda söylemem gerekeni en başta yazacağım. Çünkü biliyorum, içimde tutarsam rahatsız edecek beni. En gelişmiş yapay zekâ sistemini projenize entegre etseniz de sonunda onu kullanacak olan yine insan. Yani yalnızca dijital altyapıya değil, ekibinizin dönüşümüne de yatırım yapmalısınız. İnsan kaliteniz istenen düzeyde değilse, en akıllı sistemi de kursanız beklediğiniz sonuçları alamayacaksınız.

Sektördeki dijital dönüşüm algısı, “hadi bir yazılım satın alalım, nasılsa o bize her istediğimizi verecek,” şeklinde. Tabii dijitalleşmeye bu kadar basitmiş gibi yaklaşınca süreç öngörüldüğü gibi sonuçlanmıyor. Bir de bu hayal kırıklığının yaşanacağını sezinleyip, eski ezberlerine daha sıkı sarılarak yeni sistemi sabote etmeye hazır bekleyen tutucu çalışanları düşündüğümüzde konu iyice karmaşık bir hal alıyor. 

Gelin 10 adımlık bir yol haritasıyla yapay zekanın inşaat projelerindeki entegrasyon sürecini biraz daha yakından inceleyelim.

1. Farkındalık ve Vizyon Oluşturma

Hedef: Yönetimden sahaya kadar tüm kadroların “Yapay zeka nedir, ne yapabilir, firmamızda ne işe yarar?” sorularına cevap bulması.

Nasıl yapılır?

  • Üst yönetime özel yapay zeka strateji seminerleri
  • Tüm departmanlara yönelik sadeleştirilmiş tanıtım sunumları
  • Şirketin geçmiş projelerindeki sağlıklı bir dijitalleşme olmadığı için yaşadığı sıkıntıları örneklerle göstermek

2. Yapay Zekaya Yönelik İhtiyaç Analizi

Hedef: Hangi projelerde, hangi süreçlerin yapay zekâ desteğine ihtiyaç duyduğunu tespit etmek.

Nasıl yapılır?

  • Planlama, maliyet, kalite, İSG, satın alma gibi süreçleri tarayın
  • Aşağıdaki soruları sorun:
    • “Sıklıkla geciken süreçler hangileri?”
    • “Tahmine dayalı kararlar nerede veriliyor?”
    • “Nerede en fazla veri birikiyor ama kullanılmıyor?”

Örnek ihtiyaçlar:

  • Beton çatlaklarını önceden tahmin etme
  • Malzeme israfını azaltma
  • İş güvenliği ihlallerini anlık yakalama
  • Proje programında gecikme tahmini yapma

3. Uygun Yapay Zeka Uygulamasını Seçme

Hedef: İhtiyaca göre doğru teknolojiyi bulmak ve gereksiz dijital yatırımı önlemek.

Nasıl yapılır?

  • Piyasadaki mevcut yapay zeka tabanlı uygulamaları araştır 
  • Sektöre yönelik çalışan yapay zekâ danışmanlarıyla görüş. Mutlaka konunun uzmanlarından görüş al.
  • Kendi iç IT ekibin varsa basit bir yapay zeka prototipi oluştur

4. Pilot Proje Belirleme

Hedef: Tüm firmada değil, küçük bir projede öğrenmek, daha rahat hata yapabilmek ve sonuçlarını görmek

Nasıl yapılır?

  • Süresi, maliyeti ve ölçeği makul bir proje seç
  • İlk önce tek bir süreci hedefle (örneğin yalnızca günlük rapor analizi)
  • Hedef metrik belirle: “AI entegrasyonu sonrası iş gücü verimliliği %X artacak” gibi

5. Veri Hazırlığı ve Entegrasyon Süreci

Hedef: Yapay zekanın çalışabileceği güvenilir ve düzenli veri akışını kurmak.

Nasıl yapılır?

  • Excel dosyaları, saha günlükleri, planlama çizelgeleri, fotoğraflar gibi veri kaynaklarını topla
  • Veri formatlarını standartlaştır
  • Gerekirse geçmiş projelerden veri seti oluştur
  • ERP, BIM ve benzeri sistemlerle entegre çalışması sağla

6. Eğitim ve Kullanıcı Hazırlığı

Hedef: Yapay zekaya direnç oluşmasını engellemek ve kullanıcıların güvenle sisteme geçmesini sağlamak.

Nasıl yapılır?

  • “Bu sistem sizin yerinizi almayacak, sizi destekleyecek” mesajı net verilmeli
  • Rol bazlı kısa eğitim modülleri hazırlanmalı
  • Sahada dijital şampiyonlar seçilmeli
  • İlk haftalarda teknik destek birimleri kurularak kullanıcılar yalnız bırakılmamalı

7. Uygulama ve İzleme

Hedef: Yapay zeka sistemini kullanıma sokmak ve etkilerini sürekli takip etmek.

Nasıl yapılır?

  • Kullanıcılar veri girmeye, sistem de öneri üretmeye başlar
  • Yapay zekanın verdiği önerilerle insan kararları kıyaslanır
  • Hatalar, sapmalar, uyum zorlukları kayda alınır

Performans takibi metrikleri örnekleri:

  • Zamanında teslim oranı
  • Plan–gerçekleşen farkı
  • Raporlama süresindeki kısalma
  • İSG uyarılarına tepki süresi

8. Geri Bildirim ve Sistem Geliştirme

Hedef: Kullanıcı deneyimi ve saha geribildirimleriyle yapay zeka sistemini iyileştirmek.

Nasıl yapılır?

  • Belirli periyotlarda 15 dakikalık “dijital kahve” toplantısı yapılabilir
  • “Sistem hangi önerisiyle işe yaradı, hangisinde zorluk çıktı?”
  • Kullanıcıdan gelen geliştirme önerileri liste halinde yapay zeka geliştiriciye iletilir

9. Ölçme–Değerlendirme–Yaygınlaştırma

Hedef: Yapay zeka uygulamasının firmaya katkısını ölçüp, başka projelere uyarlamak.

Nasıl yapılır?

  • Pilot sonunda “Yapay Zeka Kullanım Etki Raporu” oluştur
  • Rakamsal kazançlar + operasyonel etkiler + kullanıcı geri bildirimleri
  • Uygulamanın başka projelerde kullanımı için adaptasyon planı oluştur

10. Dijital Kültürü Kalıcı Hale Getirme

Hedef: Yapay zekanın geçici bir heves değil, kurumsal refleks haline gelmesi.

Nasıl yapılır?

  • Yapay zeka şampiyonları çalışanlara dönemsel iç eğitimler vermeye başlar
  • Şirket içi “Dijital İyileştirme Önerisi Sistemi” kurulur
  • Her departmanın KPI’ına dijitalleşme katkısı eklenir
  • İSG, planlama, kalite gibi her süreçte yapay zeka destekli alt modüller yer alır

Bugün pek çok firma, yeni gidilen bir şehirde restoran önerisi arar gibi yazılım seçimini hâlâ “eş dost tavsiyesiyle” yapıyor. Böyle olunca da çoğunlukla gidilen mekanda yenilen yemeğin ya tadı damakta kalmıyor ya mideyi bozuyor, ya hesap fazla geliyor, ya da aldığınız hizmet beklentinizi karşılamıyor. Yani işler istediğiniz gibi gitmiyor. Aslında mesele bir yazılım almanın çok daha ötesinde. Şirketin kendi hikâyesine, kendi sorunlarına, kendi geleceğine göre doğru reçeteyi bulmasında.

Betonun çatlamasını önceden tahmin eden bir yapay zekâ, şantiyedeki güvenlik kameralarından bir işçinin emniyet kemerini takmadığını anında fark eden sistemler, vinçlerin rüzgâr hızına göre çalışma açısını otomatik ayarlayan sensörler, malzeme stoklarının azaldığını algılayıp tedarik sürecini kendiliğinden başlatan yazılımlar, saha çalışanlarının yorgunluk seviyesini yüz tanıma verilerinden analiz eden modeller veya projedeki binlerce veriyi eşzamanlı işleyip, gecikme riskini üç gün önceden bildiren dijital ikizler…Bir zamanlar bilim kurgu senaryosu sayılabilecek bu sahneler, bugün dünyanın birçok şantiyesinde sıradan gerçekler haline geldi.

Peki hangi birinden başlayalım diyorsanız, en basiti günlük raporlarınızı yapay zekânın süzgecinden geçirerek işe koyulmak. İlk adım, her gün elinizin altında olan raporları yapay zekâya okutmak ve ortaya çıkan içgörüler üzerinden ilerlemek olabilir.

Bu teknolojilerin çoğunun “insana rağmen” değil, “insanla birlikte” çalışmak için tasarlandığı unutulmamalı. Yani mesele, makineyle rekabet etmek değil; onunla birlikte daha akıllıca çalışıp sonuçlar üretmek. Bu yüzden, firmaların yapması gereken en kritik yatırımın eğitim olduğunu düşünüyorum. Sadece bir yazılımı almakla dijitalleşme gerçekleşmiyor; ne zaman ki çalışanların zihninde yeni bir pencere açılıyor, biz bu işi nasıl daha verimli yapabiliriz sorusu onları rahatsız etmeye başlıyor, işte o noktada dijital dönüşüm başlıyor aslında.

Belki de şunu kabul etmeliyiz: Yapay zekâ, şantiyeye bir robot işçi olarak değil, bir tür akıllı dost gibi girmeli. Tıpkı futbol maçında kulübede oturan yardımcı antrenör gibi: Oyuncuların performansını izlemeli, hataları fısıldamalı, ama topu alıp penaltıyı atmamalı. Gol sahadaki oyuncuların işi.

Yapay zekâyı şantiyeye entegre etmek, sadece bir program yüklemek değil; ekibin düşünme biçimini değiştirmek, yeni paradigmalar yaratmak demek. Bugüne kadar hep işi nasıl hızla bitirebiliriz sorusuna cevaplar aradık. Artık daha farklı sorular üretmeliyiz. 

“Bu işi kısa sürede sonuçlandırmanın yanında daha öngörülebilir, daha güvenli, daha verimli nasıl yaparız?” 

“Kaynakları tüketmeden, enerjiyi boşa harcamadan, sürdürülebilirliği koruyarak nasıl üretiriz?” 

“Ekipler arasında iletişimi sadece talimatla değil, veriyle beslenen bir ortak akılla nasıl kurarız?” 

“Hataları gizlemek yerine, erken uyarı sistemleriyle önceden fark edebilir miyiz?” 

“Bir problem çıktığında suçluyu değil, sebebi nasıl buluruz?” 

“Veriyi bir gözetleme aracı değil, öğrenme fırsatına nasıl dönüştürürüz?” 

“İnsan emeğini azaltmadan, insan değerini artıran bir yapay zekâ mimarisini nasıl kurarız?” 

“Projenin sonunda değil, her aşamasında öğrenen bir sistemi nasıl inşa ederiz?”

Bütün bu soruların kesiştiği yerde yine insan duruyor. Yapay zekâ sadece aynayı daha yakına getiriyor; ışığı biraz daha güçlendiriyor. Eğer o yansımada hoşumuza gitmeyen bir şeyler görüyorsak, suç makinede değil, o yüze bakmaya cesaret edemeyişimizde.

Yurtdışı inşaat projelerinde döviz kuru dalgalanmalarına karşı alınabilecek 15 finansal önlem

Gerek yerel gerekse küresel ekonomideki öngörülemeyen inişler ve çıkışlar, “döviz kuru”nu inşaat projelerinin en en belirsiz değişkenlerinden biri yaptı. Özellikle de ekonomisini ve kanunlarını çok iyi bilmediğimiz ülkelerde dövizde yaşanan dalgalanmaların firmalar için yıkıcı sonuçları olabiliyor. Sert kur değişikliklerinin proje karlılığına doğal afettekilere benzer bir hasar verebileceğini düşünüyorum. Birden öngörmediğiniz şekilde nakit akışınız bozuluyor, faaliyet dışı giderleriniz artıyor. Deprem gibi, krizin de gelebileceğini tahmin etseniz de zamanını ve büyüklüğünü öngöremiyorsunuz. Peki o zaman kur riskine rağmen sürdürülebilir bir karlılığı nasıl planlayabiliriz? Projelerde çok duyduğumuz bir söz vardır: İş sahada değil, masada kazanılır. O zaman gelin bugün masanın farklı bir köşesini, kurların sarsıcı etkisini mercek altına alalım. 

İHALE ÖNCESİ (Teklif Aşamasında) ALINABİLECEK ÖNLEMLER

  1. Çoklu Para Birimi Bazlı Tekliflendirme
    • Maliyet kalemlerini (malzeme, işçilik, ekipman) farklı para birimlerine göre ayırarak teklif verin.
    • Örneklersek; Ekipmanı USD, işçiliği yerel para, taşeron ödemelerini EUR olarak fiyatlandırabilirsiniz.
  2. Kur Esaslı Fiyat Ayarlama Mekanizması Talep Edin
    • Sözleşmede belirli kur aralıklarının aşılması durumunda fiyatın revize edilmesini sağlayan maddeler ekletin.
    • “Kur +/– %10 değişirse, bedel tekrar hesaplanır” gibi.
  3. Finansal Modelde Kur Senaryoları Simülasyonu Yapın
    • İyimser, gerçekçi ve kötümser döviz senaryoları üzerinden kâr marjı, nakit akışı ve borçlanma kapasitesini hem iş başlamadan hem de risk kokusunu aldığınızda test edin.
  4. Hedging (Kur Riski Koruma) Maliyeti Teklif Fiyatına Dahil Edilmeli
    • Özellikle uzun vadeli projelerde forward, option veya swap gibi araçların maliyeti teklifin içine gizlenmeli.

PROJE SÜRECİNDE ALINABİLECEK FİNANSAL ÖNLEMLER

  1. Kur Riskine Karşı Finansal Türev Ürünlerle Korunma (Hedging)
    • Forward sözleşmeler: Belirli bir tarihte belli kurdan döviz alım/satım garantisi
    • Swap sözleşmeleri: Faiz ve döviz kurlarını değiş tokuş
    • Opsiyonlar: Belirli bir fiyattan alma/satma hakkı
  2. Proje Bazlı Döviz Cinsinden Gelir–Gider Eşleştirmesi (Natural Hedge)
    • Giderlerin olduğu para birimiyle aynı para biriminden gelir elde etmeye çalışın.
    • Örn: Malzeme USD ile alınıyorsa, hak ediş ödemesi de USD ile alınmalı.
  3. Likidite Yönetimi ile Kur Riskini Geciktirme / Yayma
    • Varlıkların ve borçların vade yapısı kur volatilitesine göre optimize edilir.
    • Örneklersek; Kısa vadeli borç yerine dövize endeksli uzun vadeli leasing tercih edilir.
  4. Çoklu Hesap ve Döviz Pozisyon Yönetimi (Treasury Pooling)
    • Farklı ülkelerdeki projelerden gelen dövizlerin tek bir merkezde toplanarak risk dengesi sağlanabilir.
  5. Tedarikçilerle Fiyat Sabitleme / Kur Endeksli Ödeme Anlaşmaları
    • Kritik ithal kalemler için önceden döviz bazlı sözleşme yapılmalı ya da opsiyonlu ödeme sistemleri oluşturulmalı.
  6. Proje Finansmanında Döviz Kuru Riskini Paylaştırma
  • Yatırımcılar, bankalar, kamu otoriteleri ile “kur farkı paylaşım mekanizması” (currency sharing scheme) üzerine mutabakat yapılabilir.

EK KORUMA ARAÇLARI ve STRATEJİLER

  1. Uluslararası Kurumlarla Risk Sigortası (MIGA, EXIMBANK, vb.)
  • Döviz kuru dalgalanması, transfer yasağı, kamulaştırma gibi siyasi riskleri de kapsayan sigortalar alınabilir.
  1. Finansal Denetim ve Proje Kontrol Takvimiyle Kur Riske Duyarlı Yönetim
  • Aylık bazda döviz pozisyonu raporlaması
  • Hakedişlerin, alacakların ve borçların kur cinsine göre dağılımı
  1. Esnek Proje Planlaması ve Gider-Zaman Uyumu
  • Kur yükselmesi beklendiğinde ithalatlar öne çekilebilir, yerel satın almaya yönlenilebilir.
  1. Yabancı İşverenle “Kur Sabitleme Pazarlığı”
  • Hakedişleri sabit kura bağlama, enflasyon ve kur farkı için endeksleme talebi
  1. Dijital Tabanlı Finansal Tahmin Sistemleri Kullanımı
  • Yapay zeka destekli tahmin modelleri ile olası kur krizleri erkenden öngörülür, aksiyon planları hazırlanır.

Kurların dalgalanması da insanın belirsizlik karşısındaki telaşı da hiç değişmedi. Fakat değişmeyen bir şey daha var, o da hazırlıklı olmanın huzurunun, en oynak piyasada bile değerini hep koruduğu.