Gençlik yıllarımda bir arkadaşıma senin için hayatın anlamı ne diye sorduğumda tanrının benim için planladıklarını yapmak demişti. Kaderimde ne varsa onu yaşayacağım diye de ilave etmişti ardından. Ben de ona dediğin kadar basitse bu iş, o zaman seçim yapmaya, karar vermeye, akla da ihtiyacı olmazdı insanın demiştim. İnsan, sadece kendisi için planlananları yaşayan bir canlı ise bugün kendisinin de, dünyanın da geldiği noktada tüm sorumlulugu tanrıya yüklemiş oluyorsun ki bu da tanriya yönelik çok ağır bir suçlama.
Monthly Archives: Mart 2018
Gereğinden fazla kutsadıklarımız…
Hiçbir şeyi gereğinden fazla kutsamamak gerekiyor. Kutsadığınız her şey, bir zaman sonra ya ufkunuzu daraltıyor ya da sizi sömürmeye başlıyor.
Bir çalışanı en çok ne yıpratır?
Oturduğu koltuğu hak etmeyen, yeteneksiz, “zavallı” yöneticilerle çalışanlara en azından bir ‘yıpranma tazminatı’ ödenmeli. Ne düşük maaşlar, ne fazla mesai, ne trafik kötü bir yönetici kadar yıpratmaz çalışanları…
Hayat en çok ne zaman güzel görünür gözümüze?
Hayat belki de en çok ölüme yaklaştığımız anlarda güzel görünür gözümüze. Uzaklaştıkça her şeyin daha kusursuz göründüğü gibi
Çağın iki büyük hastalığı
Özgürlüksüz bir mutluluk ve mutsuz bir özgürlük değil mi çağın iki büyük hastalığı?
Bir toplum çocuklarını nasıl yetiştirirse o şekilde yönetilmek ister
Ya çok sesli özgür bir eğitim ya da tek sesli dogmatik bir eğitim. İlkinden iyi sanatçılar, ikincisinden ise iyi askerler yetiştirirsiniz.
Bütün iş noktaları nasıl birleştirdiğinde
Noktaları birleştirmek deneyim, noktaları kimsenin yapamadığı gibi birleştirmek yaratıcılıktır…
Sokakların da bir kişiliği yok mudur?
Yokuşlu sokakların ayrı bir kişiliği olduğunu düşünürüm. İnsanın ritmini, yürüme hızını bir süreliğine de olsa bozuyor böyle sokaklar. Çıkarken ağırlaşıyor, inerken hızlanıyorsun. Hızın değiştikçe de çevreye bakışın, algın da değişiyor farkında olmadan. İnsanı farklı hissettirdiği için seviyorum yokuşlu sokakları. Hele bir de aşağıya indiğin yol denize kavuşuyor yani sokak sonsuzlukla buluşuyorsa bir an için de olsa her şeyi unutabiliyorsun.
Taşeron Yonetimi ve Taşeron Sözleşmelerinde Uyuşmazlıklar
Taşeron Yönetimi – Taşeronu Yönetmek mi Taşeron tarafından Yönetilmek mi?
Back To Back Taşeron Sözleşmeleri
Taşeron Sözleşmelerinden Kaynaklanan Hukuki Uyumsuzluklar
Taşeron Yönetiminde Kazan Kazan Stratejisi
ve benzeri konularında merak ettiğiniz bir çok sorunun yanıtını almak istiyorsanız sizi 5 Nisan Perşembe günü Akıncı Law Office’de saat 14.00’de başlayacak eğitimimize bekliyoruz.

Jean Cocteau’nun 27 Mart 1962’de kaleme aldığı ilk Dünya Tiyatro Günü Bildirisinden…
Görüntülerin gerisine bakarsak bütün toplumlarda ezenleri ve ezilen insanları, etnik grupları, cinsleri, sınıf ve katmanları görürüz. Adaletsiz ve acımasız bir dünya görürüz. Başka bir dünya yaratmamız gerek; çünkü biliyoruz ki öyle bir olanak var. O başka dünyayı kendi ellerimizle, kendi sahnemizde, kendi yaşantımızda yaratmak bize düşüyor.
Başlamak üzere olan “seyirlik oyuna” katılın. Evinize dönünce dostlarınızla birlikte kendi oyunlarınızda rol alın. Daha önce hiçbir zaman görememiş olduğunuz açık seçik şeylere bakın.
Tiyatro yalnızca bir olay değil, bir yaşam biçimidir!
Jean Cocteau’nun 27 Mart 1962’de kaleme aldığı ilk Dünya Tiyatro Günü Bildirisinden. 54 yıl sonrasında bu sözler güncelliğini hala koruyor…