Bilim, insanın mı, sermayenin mi yanında?

İnsan reklamların ve pazarlamanın yalanlarından nasıl korunmalıdır diye bir bilim dalı ya da ilkokuldan itibaren okutulması gereken bir ders olması gerektiğini düşünüyorum. Bilim, eğitim, insanın yanında olsa idi seçmeli de olsa böyle bir ders olurdu okullarda ama bilimin de, eğitimin de, paranın, serbest piyasanın emrinde olduğunu düşünüyorum, o açıdan günümüzün bilimine de eğitimine de tam olarak güvenemiyorum. Management Derslerine bir bakın hiçbiri insanın yanında değildir hepsi bireyin değil sistemin ihtiyaçlarına göre kurgulanmışlardır.

21’inci yüzyılın en iyi 100 kitabı

Guardian gazetesinin, hangi kıstaslara göre kimler tarafından belirlediğini açıklama gereği duymadığı “21’inci yüzyılın en iyi 100 kitabı” şöyle:

Kaynak: K24

İnsan ve mücadelesi

İnsan, bilinçdışından bilince geçerek elde ettiği sihirli güç sayesinde doğa ile girdiği mücadeleyi kazandı. Umalım ki, yine aynı güç sayesinde, bu kez daha da büyük bir mücadeleyi, kendisi ile girdiği mücadeleyi de kazanır.

Jung, The Meaning of Psychology for Modern Man

Mutluluğun Mimarisi

Bakir topraklar üzerine yaptığımız evler bu toprakların sunduğu güzellikten daha fazlasını sunabilmeli bize. Mutluluğun ne olduğunu en kusursuz biçimde, en ustaca anlatabilen binalar inşa etmeliyiz. Hiç değilse bu kadarını borçluyuz üzerine binalar dikerek yok ettiğimiz kırlara, ağaçlara, solucanlara…

Alain De Botton – Mutluluğun Mimarisi

İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Deprem Açıklaması

İstanbul’da 26 Eylül 2019’da yerel saat ile 14:00 civarında meydana gelen 5,7 büyüklüğündeki depremin ardından, Marmara Fayı üzerine Üniversitemizde uzun yıllardır uluslararası araştırmalar yürüten Prof. Dr. A.M. Celal Şengör, İTÜ Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ziyadin Çakır, Prof. Dr. M. Sinan Özeren ve Dr. Öğr. Üyesi Gülsen Uçarkuş’un değerlendirmelerini kamuoyunu aydınlatmak amacıyla paylaşılması gereği duyulmuştur.

“BEKLENEN DEPREM

Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara Denizi’nin içine giren kısmı (ve buna bağlı ikincil faylara) yer bilimcilerce genel olarak “Marmara Fayı” diye adlandırılmaktadır. Bu fay, davranışı her yerinde aynı olan bir fay değildir. Bazı yerlerinde fay üzerinde İngilizce’de “creep” denen kaymaya benzer bir hareket ve bununla ilişkili küçük depremler olur. Bazı yerlerinde ise deprem neredeyse hiç olmaz. Marmara Fayı’nda gerçekleşen son büyük deprem 7.4 büyüklüğündeki 1999 İzmit depremidir ve bu depreme neden olan kırık İzmit Körfezi’nin içine doğru ilerlemiştir. Marmara Fayı üzerinde depremsellik yönünden suskun olan (dolayısıyla kırılması beklenen ve ekteki Marmara denizi fay haritasında sismik boşluk olarak adlandırılan) bir ucu Silivri açıklarında ve diğer ucu da Avcılar’ın güneyi olan Kumburgaz fay segmentidir. Deniz tabanında yapılan jeoloji, jeodezi ve sismoloji çalışmaları Kumburgaz fayının çok uzun bir süredir kırılmadığı, kilitli olduğu ve Marmara Denizi’nde olması beklenen depremin üzerinde olacağı düşünülen fay segmentidir.

“DİKKATLE TAKİP EDİLMELİ”

Son iki günde meydana gelen 4.6 ve 5.7 büyüklüğündeki iki depremin tam kilitli Kumburgaz fay segmentinin uç noktasında olması durumun kritikliğine işaret etmektedir. Sismoloji verilerine dayanarak, söz konusu iki deprem ve bunların arasında gerçekleşen artçıların tamamının, aynı mekanik kırılma süreci kapsamında gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. Bilimsel göstergelere dayanarak, mevcut sismik aktivitenin dikkatle takip edilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması yönünde hareket edilmelidir.

Şekil Başlığı: Marmara Denizi aktif fay haritası. Kırmızı daireler deprem aktivitesini göstermektedir. 24 Eylül ve 26 Eylül 2019 tarihlerinde meydana gelen depremlerin fay mekanizma çözümleri yeşil-beyaz toplarla gösterilmiştir. Deprem verileri, B.Ü. Kandilli Rasathanesi’nden alınmıştır.

10 Eylül 1509’da gerçekleşen İstanbul depreminde onarım-yeniden inşa faaliyetleri nasıl hayata geçirilmiş?

İstanbul; 10 Eylül 1509, 25 Mayıs 1719, 22 Mayıs 1766, 10 Temmuz 1894’te geçirdiği depremlerinden sonra ne kadar sürede barınma sorunlarını çözmüştü, hiç merak ettiniz mi? En ilgimi çeken Küçük Kıyamet (kıyamet-i suğra) olarak da adlandırılan 1509 depremi sonrası uygulamalar oldu.

10 Eylül 1509’da gerçekleşen İstanbul depreminde onarım-yeniden inşa faaliyetlerine Mart ayının bitmesiyle başlanmış; her yirmi evden bir kişi işçi olarak alınmış ve ev başına 22 akçe geçici vergi konmuş. Anadolu’dan 37.000, Rumeli’den 29.000 işçi, usta getirtilmiş.

Kaynak: Seda Özen Bilgili

Kobeli mimarlar 4 senede bunları yapıp şehri ayağa kaldırırken biz neden 20 senedir İstanbul’u depreme dayanıklı hale getiremedik?

Kobeli mimarlar 4 senede bunları yapıp şehri ayağa kaldırırken biz neden 20 senedir İstanbul’u depreme dayanıklı hale getiremedik?

1) Planlamadık. Planladığımızı dahi uygulamadık.

2) Teknik insanların eline şehrin yönetimini bırakmadık. Tekniğe inansaydık imar affı diye bir gündemimiz olamazdı.

Az gelişmiş bir toplum olmanın sonuçlarını yaşayacağız maalesef…

Savaşlar neden çıkar ya da insanoğlu savaşmaya neden bu kadar isteklidir?

Savaşların insanın kendi ülkesine ya da kendi sınıfına bir haksızlık yapıldığı inancından çıktığını sanmıyorum. Aslında, savaşın nedenlerini insan tabiatının derinliklerinde aramak gerekir. Savaşın ilkel insanların doğal bir görevi olduğunu söylemekle gerçeği abartmış olmayız. … Savaşları haklı göstermek için ileri sürülen nedenler sadece saldırgan olmayan insanların dövüşme itkilerini kışkırtmak içindir. Irmakların zaman zaman yataklarından taşmaları nasıl doğaya aykırı değilse, savaş eğilimi de insan tabiatına aykırı olmayan bir niteliktir; ve selleri önlemek için insan nasıl araya girip birşeyler yapıyorsa, savaşları önlemek için de öyle davranmalıdır.

Albert Einstein