Normal bir hayat yaşamak ne anlama gelir?

Normal bir hayat yaşamak ne anlama gelir? Günümüzün modern dünyasında, özellikle batıda, normal bir hayata sahip olmak, eğitim diye adlandırdığımız şeyle on yıldan fazla bir zaman beynin yıkanması, sonrasında da hayatın geri kalanında ücretli köle olarak çalışarak başkaları ile sadece hayatta kalmak için rekabet etmek anlamına gelir. Akılsızca, sonu gelmeden, reklamcılığın hilelerine kanarak içinde yaşadığımız gezegene zarar versek bile bu ürünleri tüketmeye devam ederiz. Hastalık yapan gıdalar ile kendimizi zehirlerken, otorite sahibi kişiler tarafından üretilen eskiden kalma dogmalara ve kurallara uyarız. Pasif ve yaratıcı olmayarak kendimizi bastırır, acı içinde yaşarken bunun üstesinden gelmek için hiçbir şey yapmayız. 

Eğer bir anlığına durur ve düşünürsek, bu şekilde yaşamanın kesinlikle hastalıklı olduğunu; hatta bunun herkes tarafından sağlıklı kabul edilip aslında toplum tarafından ödüllendirildiğini fark edebiliriz. Aslına bakarsak, bu şekilde yaşamak konusunda bizden daha iyi olanlar, en başarılı ve saygı duyulan kişiler olarak kabul edilirler. Farklı olanlar, daha duyarlı ve zeki olanlar, hayatta farklı bir yaşam biçimi yaratmayı arzu edenler dalga konusu olarak horlanırlar; aptal, garip veya deli olmakla suçlanırlar. 

Fakat, hayatı çoğu insanın yaşadığı gibi yaşamanın amacı nedir? Hayat çok daha iyi bir şekilde yaşanabilir; bizler neşeyle yaşayabilir, aşk ve kahkaha ile hayatımızı doldurabiliriz. Kendimiz ve başkalarıyla barışarak yaratıcı olma arzusuyla yaşayabiliriz. Maalesef, sadece çok az insan bize toplum tarafından temin edilen kutunun dışında düşünmeyi ve doğduklarından beri bilinçsizce yaşadıkları kalıplardan kaçmayı başarabiliyor. Bazı amaçlar doğrultusunda, isyan ederek geleneklerin zincirlerinden serbest kalma ihtiyacı hissedenler, yeryüzündeki bütün varlıklar için daha güzel bir dünya yaratmaya yardım ediyorlar.

Normal olmaya karşı isyan edin

Normal olmaya karşı isyan etmek yapılabilecek en zor şeylerdendir, çünkü kendinize ve başkalarına karşı dürüst olacak metanete sahip olmak gerekir. Neredeyse herkesin yalan içinde yaşadığı bir dünyada gerçeği dile getirmek oldukça riskli bir davranıştır. Gerçeği konuşmak demek geleneğin güncelliğine karşı gelmek, sürü psikolojisiyle zıtlaşmak ve karşılaşılabilecek zorluklara rağmen kendi yolunda gidecek güce sahip olmaktır. 

Çok sayıda insanın hasta toplumumuzun normalliğine karşı gelebilecek cesareti vardı fakat onların çoğu, giriştikleri eylemin negatif sonuçları ile başa çıkamadılar. Hiç kimse sizin eşsizliğinizi kabul etmez ve anlayamazken, herkes sizi bastırarak topluma uyum sağlamanıza çalışırken, bunun sonucunda kolaylıkla cesaretinizi kaybederek acı çekebilirsiniz. Bu yüzden en büyük dehaya sahip insanlardan bazıları zihinsel ve duygusal sorunlarla yaşamak zorunda kaldılar. Buna rağmen, bu büyük dehalardan bazıları aramızdan ayrıldıktan sonra dahi olarak anıldılar. Bu dahiler yaşarken, çoğunluk tarafından ucube ve akıl hastası olarak görülüyorlardı. 

Sizin ve yaşadığınız toplumun ne kadar hasta olduğunu farkedip açıkça ona karşı gelerek özgürlüğünüzü ve kendi hayat görüşünüzü elde ettiğinizde birçok problemle çevrelenirsiniz. Arkadaşlarınız ve aileniz dahil tüm insanlar sizin de onlar gibi normal olmanız amacıyla her şeyi yapar ve önünüze engeller koyarlar. Bilincinizin kanatlarını açarak aklınıza ağırlık veren her şeyden kurtularak büyümenize yardım etmektense, kanatlarınızı keser, sürünmenizi ve onlarla acı çekmenizi sağlarlar ki bu onların en iyi yaptığı şeydir.

Delirmeyi göze alın!

İç sesiniz uzun zamandır size hayatın daha iyi bir şekilde yaşanabileceğini söylüyordu. Bu sese güvenmelisiniz çünkü bu ses doğruyu söylüyor. Bu sesi dinlemek başarılabilecek en zor şey de olsa, dikkate alınmaya değer tek şeydir; zira başka türlü yaşamanın anlamı nedir ki? Tüm hayatınızı sırf başkaları öyle yaşamanız gerektiğini söyledi diye harcamanızın ne anlamı var? 

Eğer hayatınızı başkalarının değil kendi istediğiniz gibi yaşamayı arzuluyorsanız, toplumun delilik olarak nitelendirdiği baldan biraz tadarak, cesaretinizi kalbinizde toplamalısınız. Kendinizi sürünün rahatlığından uzaklaştırmalı ve başkalarının hakkınızda ne düşündüğünü umursamadan iç sesinizi takip etmelisiniz. Hayalleriniz gerçekleşene kadar, acı ve zorluklarla karşılaşmayı göze alacak iradeyi göstermelisiniz.

Unutmayın ki, hasta topluma uyum sağlamama yolunda ne kadar acı yaşarsanız yaşayın, ödülü dezavantajlarından çok daha fazla olacaktır. Sadece bir annenin doğum yaparken yaşadığı çok büyük acı gibi, siz de yeni bir hayatın doğuşunda şiddetli acı ile karşılaşırsınız. Hayatın güzelliği, neşesi ve kutsanışı karşısında acı değişimle el ele gider; bu yüzden onu kabul edin. Size rehberlik etmesine izin verin. İç başkalaşımınızda size yol göstermesine ve iç katalizörünüz olmasına izin verin.

The Unbounded Spirit adlı şahsi bloğun yaratıcısı Sofo Archon, bloğuyla kendi oluşunu dünyamızın her köşesinden milyonlarca okuyucu ile paylaşıyor. Dünyaya ulaşma açlığı ile 2012 yılında kurulan bu blog, 300,000’den fazla hemfikir bireyden oluşan çevrimiçi (online) bir topluluğun kurulmasını sağladı. 

Sofo’nun yazıları felsefe, psikoloji, inanç, ekoloji ve ekonomi dahil geniş bir disiplin yelpazesinde devam ederken, tümü farklı olan bu konuların ortak bir yönü var: yaşamanın daha iyi bir yoluna işaret ediyorlar.

Yazar: Sofo Archon

Çeviri: Faruk Aydiner

Kaynak: dusunbil.com

Sevdiğiniz müzik düşünce şeklinizi gösteriyor

Cambridge Üniversitesi’ndeki araştırmacılara göre, kişinin müzik zevki düşünce şeklinin ne olduğu konusunda ipuçları taşıyor.

Plos One dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, empati besleyen insanlar daha yumuşak, daha hafif müzikleri tercih ediyor.

Etraflarındaki dünyayı çeşitli kalıplarla analiz etmeye çalışan sistematik insanlarsa, punk, heavy metal ve daha karmaşık müziklerden hoşlanıyor. Araştırmacılar, yürüttükleri çalışmanın müzik endüstrisi üzerinde etkili olabileceğini belirtiyor.

Pek çok insan sevdikleri ya da sevmedikleri müzikler hakkında genellikle bir anda hüküm veriyor. Bilim insanları, bu hızlı tercihlerin neden kaynaklandığının hala bilinemediğini belirtiyor.

Müzik tercihleriyle ilgili araştırma için 4.000 kişi toplandı ve çeşitli deneylere tabi tutuldu.

Deneklere önce, “empati besleyen” mi, “sistematik mi” olduklarını saptamak amacıyla, kişisel sorular soruldu. Sorulan sorular, “Otomobil motorlarının tasarım ve yapımıyla ilgilenir misiniz?” ve “Başkalarının nasıl hissettiğini tahmin edebilir misiniz?” şeklindeydi.

Daha sonra deneklere 26 değişik türde 50 kısa müzik parçası dinletildi ve her parçaya 1 ile 10 arasında puan vermeleri istendi.

Empati yönelimli insanların ritim ve blues, hafif rock ve folk müziğine eğilim gösterdiği görüldü. Bu grubun Jeff Buckley‘in yorumuyla (Leonard Cohen şarkısı) “Hallelujah” ve Norah Jones‘un “Come away with me” adlı parçası gibi müzikleri yeğlediği görüldü.

Sistem geliştirici oldukları ortaya çıkanlarsa, heavy metal gruplarına ve yenilikçi caz müziğine eğilim gösterdi. Bu grubaysa, Metallica‘nın Enter Sandman adlı parçası dinletildi.

Araştırmacılar daha da derine indikçe, belli bir türün içinde tercih edilen müzikler arasında da, yoğunluk ve üslup bakımından değişiklik görüldüğünü saptadı.

Müzik endüstrisi kullanabilir

Cambridge Üniversitesi’nden doktora öğrencisi David Greenberg, bu bulguların müzik endüstrisi tarafından kullanılabileceğini belirtiyor.

Greenberg, “Spotify ve Apple Music’te hangi tür müzikleri dinlemeyi seçebileceğinizi tahmin etmek için yapılan işlemlere büyük paralar yatırılıyor. Bu şirketler, bireylerin düşünce tarzlarını bilirse, müzik tavsiyelerini daha özele indirme olanağını bulabilirler.” diyor.

edebiyathaber.net (24 Temmuz 2015)

Çok zengin olmak isteyenler için dünyanın en zengin insanlarından birinin öğütleri

İTÜ İnşaat Fakültesi’nde üçüncü sınıftayız. Yapı İşletmesi Hocamız Prof Dr. Doğan Sorguç, sınıfa bir soru sordu. “Ne için para kazanmak istiyorsunuz?” Hepimiz tahmin edebileceğiniz yanıtları verdik, daha iyi yaşamak için, daha mutlu olmak için, çocuklarımızı iyi koşullarda yetiştirmek ve onlara bir şeyler bırakabilmek için vb. Doğan Hoca tüm bu yanıtlardan sonra bize döndü ve bu sınıftan çok büyük bir zengin çıkmayacak dedi. Doğal olarak, neden ki hocam para bu söylediğimiz şeyler için kazanılmaz mı dedik. Hayır çocuklar dedi, çok zengin insanlar parayı tek bir şey için kazanmak isterler, o da kazandıkları paradan daha büyük paralar kazanmak içindir. Doğan Hocamın öngörüsü doğru çıktı, bildiğim kadarı ile bizim sınıftan çok büyük bir zengin çıkmadı. Tahmin ediyorum, hepimiz bu verdiğimiz yanıtları doğrulayacak şekilde para kazanıp hayatımızı sürdürüyoruz.

Parayı daha fazla paraya sahip olmak için kazanmış bir zenginin öğütleri neler olabilir diye internetten şöyle bir araştırma yapınca karşıma “Warren Buffet’ın Servet yaratırken kullandığı 13 taktik” diye bir yazı çıktı. Warren Buffet’ın bu 13 taktiğini sizlerle paylaşmak istiyorum.

1. İhtiyacın olmayan şeyler satın alma

“Eğer ihtiyacınız olmayan şeyler satın alırsanız, çok geçmeden ihtiyacınız olan şeyleri satmak zorunda kalırsınız.”
Warren Buffett’in bu sözüne ekleyecek bir şey var mı sizce? Hele ki saçma sapan bir tüketim alışkanlığına teşvik eden bir dünyada.

2. Biriktirmeye alıştır kendini

“Harcadıktan sonra kalanı biriktirmeyin, birikimi kenara ayırdıktan sonra kalanı harcayın.”
Warren Buffett, çocukluğundan beri bunu yapıyor. Şu an 84 yaşında. Bu kültüre sahip olan insanların kalıcı bir servete ulaştığını söylüyor kendisi.

3. Risk al ama…

“Nehrin derinliğini iki ayağınızla birlikte ölçmeye kalkmayın.”
Burada Warren Buffett her şeyini kaybedecek şekilde risk almamanın altını çiziyor. 75 milyar USD servete ulaşmak için defalarca risk aldığını hiç çekinmeden söylüyor, ancak hiç bir zaman kumar oynamadığını belirtiyor.

4. Ucuz insanları hayatından çıkart

“Dürüstlük çok pahalı bir hediyedir, onu ucuz insanlardan beklemeyin.”
Uzun vadede kazandıracak şey “Dürüstlük” diyor Warren Buffett. Dürüstlüğün kıt kaynak olduğunu ve pahalı bir hediye olduğunu belirterek ucuz insanları hayatınızdan çıkartmayı tavsiye ediyor.

5. Bir insanın karakterini mi öğrenmek istiyorsun, ona para ver

Bu sözü Almanlardan ödünç alıyor aslında Warren Buffett. Ve biraz da geliştiriyor.
“Para, insanın temel karakteristik özelliği neyse onu öne çıkarır. Görgüsüzsen, paran olduğunda da ‘milyarder bir görgüsüz’ olacaksın demektir.”

6. Başkaları korktuğunda aç gözlü ol

“Başkaları aç gözlü olduğunda kork ve geride dur, başkaları korktuğunda aç gözlü ol.”
Warren Buffett’ın en meşhur sözüdür bu. Yatırım felsefesini en iyi bu cümle özetler. Çünkü Warren Buffett borsa yükselirken hisse senedi almaz, düşerken alır. Ya da ekonomik kriz olduğunda şirket satın alır.

7. Ne alırsan al ucuza al.

“Çorap da olsa, hisse senedi de olsa fiyatı düşerken satın alırım.”
Warren Buffett’ın en önemli silahının bir şeyi satın alırken uygun fiyata aldığını kendisi hep belirtir. Bazı zamanlar der ki “Belki de bildiğim tek şey bu”

8. Anlamadığın hiç bir işe girme

Warren Buffett hep bildiği konulara yatırım yapmıştır. Bir işi öğrenmenin çok zor olduğunu söyler her daim. Çoğu zaman yatırım dünyası tarafından teknoloji şirketlerine yatırım yapmadığı için geri kafalı olarak eleştirir. Eleştirilere tebessüm ederek mütevazi bir cevap verir: “Anlamıyorum teknolojiden, anlasam niye yatırım yapmayayım?” Bu arada 2000’li yıllardaki dot com balonunu önceden tahmin eden kişidir.

9. Ne yaparsan yap ama itibarını kaybetme

“İtibar kazanmak 20 yıl sürer, kaybetmek 5 dakika!”
Warren Buffett’ın sürekli ağzından düşürmediği bir sözü daha.

10. Kendinden daha iyi konumda olanlarla arkadaşlık et.

Çok sevdiğim bir söz var. “En yakın 5 arkadaşının ortalaması sensindir” diye. Warren Buffett da bu konuda şu sözü söylemiş:
“Daima kendinden daha iyi konumdaki insanlarla birlikte olmak iyidir, senden daha iyi tavırlara sahip olan insanlarla vakit geçir. Zamanla onlara benzediğini göreceksin.”

11. İyi çalışanlara sahip olan bir şirket ol.

“Bana iki şirket getirseler, birinde kötü bir iş ancak iyi çalışanlara sahip bir şirket, diğerinde ise süper bir iş ama vasat çalışanların olduğu bir şirket ben 1.’sini seçerim.”
Warren Buffett, burada iş modeli kötü bile olsa iyi insanlar o iş modelini ne yapıp ne edip doğru bir hale getirerek, işi başarıya sürükleyeceğine inanıyor.

12. Basit ol basit

Warren Buffet’ın bir şirkete yatırım yaparken 3 kriteri var; 1. Kriter: İyi çalışanlar, 2.Kriter: Değerinin altında bir paraya alım yapılması, 3. Kriter: İşin basitliği. Buradaki taktiği de şudur. İşi anlattığın zaman 7 yaşındaki bir kişinin de 77 yaşındaki kişinin de anlaması.

13. İşe dans ederek gitmiyorsanız o işi bırakın, yüksek ihtimal para kazanamayacak ve servet yaratamayacaksınız.

Peki Warren Buffet’ın bu önerilerine katılıyor musunuz derseniz, ben öylesine bir zengin olmadığım ve hayatta hiç böylesine bir hedefim de olmadığı için bu konuda bir şey diyemem. Ancak sadece para kazanmak üzerine odaklanmış bir hayatın çok da mutlu bir yaşam olmadığını söyleyebilirim. Benim merakım, Warren Buffet tüm bu servete sahip olurken ya da olduğunda yeterince mutlu olabildi mi bu konuda neler öğütleyebilir acaba insanlara. İnsanın hayattaki asıl amacının mutluluk, paranın ise bir çıktı olduğunu düşünürsek bu amaca ulaşabildi mi Warren Buffet ya da böyle bir amacı var mıydı? Öğütlerinden çok, bu sorular takılıyor kafama…

Fitzgerald’dan, kafaya takılacaklar ve takılmayacaklar listesi

F. Scott Fitzgerald 11 yaşındaki kızına bir liste verir, işte o liste:

Kafana takman gereken şeyler:

Cesarete kafanı tak
Temizliğe kafanı tak
Verimliliğe kafanı tak
Biniciliğe kafanı tak

Kafana takmaman gereken şeyler:

Çoğunluğun ne düşündüğünü kafana takma
Oyuncak bebekleri kafana takma
Geçmişi kafana takma
Geleceği kafana takma
Büyümeyi kafana takma
Başkalarının senin önüne geçmesini kafana takma

Zaferi kafana takma
Senin suçun olmadığı sürece başarısızlığı kafana takma
Sivrisinekleri kafana takma
Karasinekleri kafana takma
Genel olarak böcekleri kafana takma
Anne babanı kafana takma
Oğlanları kafana takma
Hayal kırıklıklarını kafana takma
Zevki kafana takma
Tatmini kafana takma

Üzerine kafa yorulacak şeyler:

Gerçekte neyi amaçlıyorum?
Aşağıdaki konularda yaşdaşlarıma kıyasla ne kadar başarılıyım:

(a) Öğrenim
(b) İnsanları gerçekten anlayabiliyor muyum ve onlarla anlaşabiliyor muyum?
(c) Bedenimi işe yarar bir araca dönüştürmeye çalışıyor muyum yoksa onu ihmal mi ediyorum?

Candan sevgilerle,

Babacık

Çeviri: koltukname.com 

Bugün inşaat işlerinin ihalelerinde yapılan en önemli yanlışlardan biri

Bugün inşaat kesiminde iş vermede tutarsızlık var. Eskiden proje işi önce mimara verilir, bütün projelerin hazırlanmasından sonra müteahhit görevlendirilirdi. Şimdi süreç tersine döndü. İş önce bir müteahhide veriliyor; o da kendi istek ve talimatlarına uyacak bir mimar seçiyor.

Bilinçli işveren önce mimarını seçer. İyi mimarlık için iyi işveren, iyi mimar gerekir. Şöyle bir deyiş doğrudur: ” Bana mimarını söyle senin kim olduğunu söyleyeyim”.

Doğan Hasol (Twitter paylaşımı)

Günümüz insanı neden mutsuz?

William Morris, sanayileşmenin yeni yeni başladığı 19. yüzyılın sonlarında, insanın eli ile yaptığı üretimin insanı mutlu edeceğini araya makinanın girmesi ile ortaya çıkacak eserlerin eskisi gibi olmayacağını ve insanı da mutlu etmeyeceğini, mutluluğun sadece el emeği ile elde edileceğini savunur. İnsan ile maddenin arasına giren makinanın, endüstriyel girişimin yakın gelecekte güzelliği yok edeceği görüşündedir. Yalnız ve yalnız insan elinin maddeye can verebileceği ortaçağ sanatçılarının eserlerinden aldığı zevkle mutlu ve özgür olduğunu söylüyordu. Belki de Morris’in dediği gibi makinayı bulması ile başladı insanın mutsuzluğu…