1 ayda sizi PMI sınavına hazırlayacak hızlandırılmış Online PMP Hazırlık eğitimi (27 Ocak -29 Şubat)

Videolar seyrederek, online toplantılar yaparak, sorular çözerek, bilgisayarınızın başından hiç kalkmadan, dünyanın neresinde olursanız olun bir ay gibi hızlı bir sürede PMP Sınavına hazırlanmak istiyorsanız sizleri 27 Ocak’ta açılacak olan “Google Classroom PMP” sınıfımıza davet ediyoruz…

Eğitim içeriği detayı ve ders programı için aşağıdaki linkten bilgi alabilirsiniz.

https://drive.google.com/open?id=1sUaKVJThETkXc34raBdCrN7lPnVsoWos

Bu eğitimi kimlere öneriyoruz?

* Proje Yöneticileri

* Proje Uzmanları

* Proje Sponsorları

* Şirketlerin Üst Düzey Yöneticileri

* Gelecekte Proje Yöneticisi olmayı hedefleyenlere

PMP® Sınavı hakkında detay bilgi için lütfen linke tıklayınız. – https://goo.gl/YiNp1L

Online Sınıfta Sunulan Tüm Hizmetlerimiz:

* 116 adet Videolu anlatım,

* Videolara istediğiniz kadar erişebilme imkanı,

* 140 adet konu pekiştirme soru setleri,

* 4 adet 200 soruluk sınav simülasyonu,

* 608 sayfalık Türkçe sunum dosyası (PDF),

* 220 sayfalık İngilizce sunum dosyası (PDF)

* Akşam 19:00’da (GMT+1) Online Toplantılar ile karşılıklı bilgi alışverişi – 7 planlı toplantı,

* Eğitim Katılım Sertifikası (Soft Copy),

* Whatsapp üzerinden tartışma grubu,

* Talebiniz doğrultusunda kurumunuza özel online sınıf açılmaktadır. Detay bilgi için lütfen linke tıklayınız. – https://goo.gl/429XV6

27 Ocak’ta açılacak olan sınıfımıza kayıt yaptırmak ve detaylı bilgi almak için cem@cemkafadar.com adresinden bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Not: Eğitimin daha etkin ve kaliteli olması için sınıfımıza sınırlı sayıda öğrenci alınmaktadır. Bu nedenle ilk başvurulara öncelik verilecektir.

Samimiyetin göstergesi sözler ve gözler…

İş hayatında samimiyetin göstergesinin gözler, dürüstlüğün göstergesinin de tutulan ve tutulmayan sözler olduğunu düşünmüşümdür hep. Gözler ile sözler örtüştü mü mesele yok 😀 İnsanı insan yapan en önemli olgulardan biridir samimiyet. Küçücük bir çoçuk da, okuma yazması olmayan bir insan da sizin gözlerinizden ve söylediklerinizi anlamasa bile vucut dilinizden samimi olup olmadığınızı rahatlıkla anlayabilir. Tabii ki duymak istediği o yalana inanmaya kendisini baştan hazırlamadı ise 😀

Bir yazar kitabı çıkacağı zaman ne hisseder?

“Bir kitabınız çıkacağı zaman ne hissediyorsunuz?” sorusuna Marguerite Duras’ın verdiği cevap, çoğu yazarın ortak duygusunu yansıtıyor sanırım.

Bir kitap gün yüzüne çıkmadığı sürece, doğmaktan, dışarı çıkmaktan korkan biçimsiz bir şeydir. İnsanın içinde taşıdığı, yorgunluktan, sessizlikten, yalnızlıktan, yavşaklıktan şikayet eden bir varlık gibi. Fakat bir kez dışarı çıktı mı, bir şimşek çakması gibi diğer her şey ortadan yok olur. Herkese ait hale gelir, onu eline alıp kendine uyarlamak isteyen herkese. Kitabı, yazının kafesinden kurtarmak, canlı, ortalıkta dolaşabilir, insanlara hayaller kurdurabilir hale gelir.

Ne ben okula göreydim ne de okul bana göre…

“Ne ben okula göreydim ne de okul bana göre. Sıkıyordu beni. Öğretmenler komutan gibi davranıyorlardı. Ben öğrenmek istediğimi öğrenmek istiyordum, onlarsa öğrenmemi istedikleri şeyleri öğretiyorlardı. En nefret ettiğim şeyler rekabetçi ortam ve özellikle spordu. Onlara göre, işe yaramazın tekiydim ve birçok kez okulu bırakmamı söylediler. Münih’te bir Katolik Okulu’ydu. Bilgiye olan açlığımın öğretmenler tarafından baltalandığını hissettim. Onların tek ölçütü sınav notlarıydı. Bir öğretmen, böyle bir sistemde öğrencilerini nasıl anlayabilir ki?”

Albert Einstein

Bizi biz yapan ne?

“Hayat başlar ve biter.

Nasıl başlayıp nerede sona erdiği değil ,

İkisi arasına neler sığdırabildiğin önemlidir aslında” der Amin Maalouf. Ben Maalouf’a tam olarak katılmıyorum, insanı oluşturan yapı taşları bu süreye sığdırdıklarından çok sığdıramadıklarıdır. Biz hep o araya sığdıramadıklarımızın peşinden koşup, onların hayalleri ile yaşamımızı kurarız. Bizi biz yapan içeri alabildiklerimizden çok dışarıda kalanlar ve onların özlemidir.

Düşünmeyi bırakın. Hissetmeye başlayın…

John Hegarty, çok fazla düşünmenin ve rasyonel olmaya çalışmanın yaratıcılığı olumsuz etkilediğini söylüyor. O yüzden mantıklı olmaktan çok, duygulara hitap etmemiz gerektiğini vurguluyor. Kendisini yapılan bilimsel araştırmalar da doğruluyor. Beynimizin bir bilgiyi kaydetmesi için o bilginin mantıklı olması gerekmiyor. Beynimizin kayıt merkezi, duygularımızdır. Duygusal bir bağ kuramadığımız hiçbir bilgiyi kaydetmiyoruz.

Bu durum satın alma davranışlarında da görülür. O yüzden çokça söylenir” İnsanlar, duyguları ile satın alırlar. Mantıkları ile gerekçe üretirler.” İnsanları etkilemenin yolu, duygularını harekete geçirmekten geçiyor. Bunun yolu da mantığın ötesine geçebilmekle mümkündür. Hissettirebilmek için önce hissedebilmeniz gerekir.

Kaynak: Markafikirleri.com

2 Mühendis bugün Bursa’daydı

2 Mühendis bugün Bursa’daydı. 😊

Tüm katlımcı dostlarımız ile 3 saate yakın keyifli bir sohbet yaptık. İnanıyorum, her arkadaş, bütün bu anlatılanlardan farklı farklı sentezler yaparak ayrıldı salondan. Klişelerin, dogmaların tuzağına düşmeden, daha iyi bir birey, daha iyi bir toplum, daha iyi bir dünya için neler yapabilirizin beyin fırtınasını yaptık, bu fırtınalı günde 👍. İMO Bursa Şubesine, Genç İMO’ya böyle ufuk açıcı bir etkinlik organize edip, bizleri de konuşmacı olarak davet ettikleri, katılımcı arkadaşlara, katılımlarını esirgememekle beraber, sürekli bizi derinlere çeken güzel soruları için çok çok teşekkür ederim ☺️

2 Mühendis YouTube kanalımızın takipçi sayısı bugün itibari ile 4900’ü aştı. 🙏 Bir yıl gibi kısa sürede YouTube ortamındaki bir sürü tuhaf kanalın arasından sıyrılmamızı sağlayan takipçilerimize de ayrıca teşekkür ederiz. Sırada Diyarbakır ve İskenderun var 😊 Bir de yeni videolarımız 👍

https://www.youtube.com/channel/UCGYz5OOz7e5X8ds0DNvTc8g

Mühendisler nasıl insanlar?

Dag Solstad’ın, Mahcubiyet ve Haysiyet kitabında mühendisler için yaptığı tespit çok ilginç.

“… Elias biraz daha düşündüğünde, mühendis olan arkadaşlarından istisnasız hepsinin, hayata karşı büyük iştah beslemeyen, yalnızca derslerde başarı gösteren, ayrıca hayal gücünden yoksun, konformist tipler olduklarını hatırladı.”