İnşaat Projelerinde Doğru Bir Planlama ile Verimlilik Nasıl Artar?

14 Kasım Salı akşamı Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesi’ndeki “Yapım Yönetim” dersimin konusu “İnşaat Projelerinde Doğru Bir Planlama ile Verimlilik Nasıl Artar?”

Siz de benim gibi yönetemediğiniz her şey sizi yönetir, işi ya doğru planlar ya da işin peşinden sürüklenip gidersiniz diye düşünüyorsanız;

Bir şantiyede doğru planlama yapılmasının önündeki engeller ve çözümleri nelerdir?
Planlama bir yönetim aracı olarak nasıl kullanılır?
İş Programının doğru uygulanması için saha teknik ofis koordinasyonu nasıl sağlanır?
İş programında; aktivite – iş analizi seçimi, aktivitelerin süre tespiti ve ilişkileri
Üst düzey yöneticeleri planlama raporlarını doğru okuyup değerlendiremiyorlarsa ne yapılabilinir?
İş programı güncellemeleri ve revizyonlarında yaşanan sıkıntılar nasıl giderilir?
ve benzeri birçok konuyu hep birlikte konuşup, tecrübelerimizi paylaşacağımız bu haftaki

“Yapım Yönetim” dersime sizleri de beklerim.
Tarih: 14 Kasım 2017 Salı Saat: 19:00
Yer: Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesi – 203 Nolu Amfi

Bu ve diğer tüm Proje Yönetimi seminerlerim her ders yılı sadece bir kez Beykent Üniversitesinde verilmekte olup farklı dernek, üniversite vb. kurumlarda verilmemektedir.
Katılım ücretsizdir

Murathan Mungan’dan orta yaş dönemine yönelik güzel bir değerlendirme

Ömrün dönemeçlerinde orta yaş ile başlayan süreci biraz balkona çıkmaya benzetiyorum ben. Hayata biraz daha yukarıdan, biraz uzaktan bakmaya; kişileri, şeyleri, olayları daha genel olarak, topluca görmeye… Bir bakış derinliği ve serinliği olarak algılıyorum. Bir duruluk. Bu, asla yaşamdan çekilme, vazgeçme, ya da yerini gençlere bırakma gibi bir önermeyi açık ya da gizli olarak içeren bir anlayış değil. Bir olgunluk, bir duruş belirtisi. Aynı zamanda bir doygunluk. Alınan dönemeçleri, geçilen yollan insanın kendi hayatında bir yerlere yerleştirme hali; en önemlisi insanın “kendine” yerleşmesi. Yaptıklarınıza inanıyorsanız, geçtiğiniz yollara, bıraktığınız izlere, deneyimlerinizin başka insanların yaşamlarındaki yankısına sahiden inanıyorsanız, zaten bir ölçüde kendiliğinden gelip içinize yerleşecek bir duygudan söz ediyorum. Ama öyle olmuyor. İnsanın kendini sevmemesi, yaptıklarına tam olarak inanmaması, kendine ve yapıtlarına yeterince güvenmemesi, kendinden sonra gelen dalgaların gücü karşısında kendini zayıf hissetmesi, yavaş yavaş suyunun çekildiğini, beslenme kaynaklarının kuruduğunu fark etmesi, bütün bunlar karşısında duyduğu huzursuzluğun başkalarınca da görüldüğü kuşkusuna kapılması gibi birçok unsur devreye girerek, içlerinden birçoğuna huysuz, hırçın, habis ihtiyar görüntüsü veriyor. Gençken çok sevdiklerimizi, şimdi sevmiyor oluşumuzun kabahati niye yalnızca bizim olsun?

Murathan Mungan

İş hayatını tanımanıza ve anlamanıza yardımcı olacak kitaplar

İş hayatını tanımanıza ve anlamanıza yardımcı olacak kitaplar “İş Yönetim” ya da “Kişisel Gelişim” kitapları değil, felsefe kitaplarıdır. Basitleştirilmiş bilgiler içeren “İş Yönetim Kitapları” sistemin içine sizi daha iyi entegre etmek için düzenlenmiş, olayların özünü anlamanıza izin vermeyecek tuzaklarla dolu kitaplardır. Onları okuduğunuzda iş hayatı ile ilgili birçok şey öğrendiğinizi düşünüp kendinizi bir anlığına rahatlatırsınız ancak öğrendikleriniz genelde fazla düşünme, sana söyleneni yap, herkes böyle yaparak bir yerlere geliyor tarzında bilgilerdir. İş hayatını ve insanları daha iyi anlamak istiyorsanız size yardımcı olacak olan edebiyat ve felsefe kitaplarıdır.

İşyerleri, korkularımızın küçük bir sığınağı değil midir?

Kalan hayatımızı garantiye alma düşüncesini bastırmak için verdiğimiz tavizler çaldırdığımız hayata değer mi? İşverenler zamanımızı alıyor, hayatımızı alıyor, karşılığında bir süreliğine korkularımızı bastırıyor o kadar. Her işyeri, bir şekilde korkularımızın küçük bir sığınağı değil midir?