Hep düşünmüşümdür, bu kadar insan öleceklerini bildikleri halde neden hala birbirlerini sevmeyi beceremiyorlar? İçinde mutsuz cambazların ve palyaçoların olduğu bir sirke benzemiyor mu bu haliyle dünya?
Category Archives: Kısa Düşünceler
Neden yeryüzünde nefret diye bir şey var?
Neden yeryüzünde nefret diye bir şey var?
Kierkegaard, bu sorunun cevabını kısa ve net veriyor. “Nefret, başarısızlığa uğramış sevgidir.”
Demokrasi dünya üzerinde neden işlemiyor?
Demokrasi dünya üzerinde neden işlemiyor? Bu sorunun cevabını Saramago çok güzel vermiş.
Demokrasi bu dünyada işlemiyor. Sözü geçen tek şey, uluslararası finansın gücü. Finans sektörüne katılan insanlar dünyayı yönetmekte. Politikacılar sadece birer vekil – gerçek demokrasinin reddi olan siyasal iktidar ve finansal güç arasında bir tür metreslik ilişkisi var. İnsanlar bana, “bunun yerine ne önerirsiniz” diye sorabilir. Hiçbir şey önermem. Ben sadece bir romancıyım, gördüğüm pencereden dünyayı yazıyorum.
Söylenmeyenler söylenenlerden daha çok şey anlatır
Bir insanı anlamak istiyorsan söylediklerine değil söylemediklerine kulak vermeye çalış. İnsanın gizi konuşmadıklarındadır.
21 Nisan 2018 Kars
Arkadaş kimdir?
Arkadaş, sohbeti ile benim içimde daha önce fark edemediğim bir şeylerin açığa çıkmasına yardımcı olan biridir. İçinde kaybolduğum bir kitap, sonunu tahmin edemediğim bir film gibi. Oysa ki bugünün sohbetleri her iki tarafın da dinlemediği monologlardan oluşmuyor mu?
Yaşamı şiirsel kılabilmek
Sadece yazı dilimi, yazdıklarımı değil yaşamımı da şiirsel kılmak istiyor, zihnimi ve ruhumu kirletecek hiçbir şeyi içime sokmamaya çalışıyorum.
Sözcükler yeterli olmuyor mu gerçekten?
Duygularımızı tam olarak anlatamadığımızda sözcükler yeterli olmuyor, bu durumu tam olarak anlatabilecek bir kelime yok deriz. Oysa ki dil, kelimeler sınırsızdır. İyi kullanabilirsek hissettiklerimizin karşılığını dilde bulabiliriz. Bize yetersiz olduğumuzu düşündürten günlük dilde kullandığımız klişelerdir. Klişeler sınırlı, dil sınırsızdır.
Otoyollar şehri çalar sizden
Otoyollar şehri çalar sizden. Yapısı gereği yüksek kodlardan geçer. Aracınızın penceresinden şehre, çevredeki binalara gerçekdışı bir yükseklikten bakarsınız. Kentin kokusunu da, sesini de duyamaz, insanlarını da göremezsiniz. Şehrin içinde değil tuhaf bir kibirle üstünde hissedersiniz kendinizi. İçindeki hayatlardan haberdar olamadığınız o şehri de sevemezsiniz bir türlü.
Geçmişte de bugün de hep manipüle edildik
Geçmişte de birileri bizi manipüle ediyordu bugün de. Tek fark geçmişte bu denli farkında değil iken bugün her şeyin daha bir farkındayız. Bizi mutsuz eden ve zaman zaman çaresiz hissettiren de bu farkındalığımız. Ancak ne gariptir ki geleceği ilişkin iyimserliğimiz de bu farkındalığın içinde saklı.
Dostluk üzerine
Dostluk, ihtiyacı karşılamak olarak görüldüğü için eskisi gibi kendiliğinden saf bir şekilde kurulamıyor…