Yeditepe’de güzel bir gün…

Yeditepe Üniversitesi öğrencileri ile iş dünyasına yönelik okullarda öğretilmeyenleri, muhtemelen bundan sonra da öğretilmeyecekleri;

Bugünden iş dünyasına nasıl hazırlanabileceklerini,

Doğru bir kariyer yönetimi için neler yapabileceklerini,

İnsanın ne için çalışması gerektiğini,

Başarı, mutluluk ve para üçgeninin iç ve dış açılarını,

Networklerini nasıl genişletebileceklerini

Nitelikli bir iş bulmak için neler yapmaları gerektiğini

İşe alımlarda nelere dikkat edildiğini,

İşe girdikten sonra onları bekleyen bilinmezlikleri,

Proje yönetimini,

Şantiye yönetimini,

Belki de en önemlisi, geleceğin nasıl geleceğini konuştuk… 😊

Eğitimde fırsat eşitliği bir rüyadan ibaret kalmasın diyen dostlarıma

10 arkadaşım eğitimde fırsat eşitliği için, bu yıl İstanbul Maratonu’nda 10 km koşmaya karar verdiler.

Bizi desteklerseniz; küçük yavrularımızın kocaman ve sıcak bir yuvada, iyi eğitim almalarını sağlamış oluruz.
Bazı şeyler olmasa da olur ama eğitim olmazsa olmaz…” diyorlar. Şimdiden 2 öğrenci için bu düşüncelerini gerçekleştirdiler bile. Hedef 3.öğrenci. Bu güzel çalışmalarını inceler ve olabildiğince geniş bir çevreye duyulabilirsek daha fazla öğrencinin hayatını aydınlatabiliriz diye düşünüyorum…

https://ipk.adimadim.org/kampanya/CC31100

Yalanlar değildir aslında bizim canımızı sıkan…

İnsanın canını sıkan ne biliyor musun diye sorar Dostoyevski ve hemen cevabını da verir. Herhalde onların yalan söylemesi değil. Yalan, her zaman affedilebilir… Yalan sevimli bir şeydir, çünkü insanı gerçeğe ulaştırır. Hayır, burada insanın canını sıkan şey, yalnız yalan söylemeleri değil, kendi yalanlarına kendilerinin de inanmalarıdır.

Orta yaş ile başlayan süreç

Ömrün dönemeçlerinde orta yaş ile başlayan süreci biraz balkona çıkmaya benzetiyorum ben. Hayata biraz daha yukarıdan, biraz uzaktan bakmaya; kişileri, şeyleri, olayları daha genel olarak, topluca görmeye… Bir bakış derinliği ve serinliği olarak algılıyorum. Bir duruluk. Bu, asla yaşamdan çekilme, vazgeçme, ya da yerini gençlere bırakma gibi bir önermeyi açık ya da gizli olarak içeren bir anlayış değil. Bir olgunluk, bir duruş belirtisi. Aynı zamanda bir doygunluk. Alınan dönemeçleri, geçilen yollan insanın kendi hayatında bir yerlere yerleştirme hali; en önemlisi insanın “kendine” yerleşmesi. Yaptıklarınıza inanıyorsanız, geçtiğiniz yollara, bıraktığınız izlere, deneyimlerinizin başka insanların yaşamlarındaki yankısına sahiden inanıyorsanız, zaten bir ölçüde kendiliğinden gelip içinize yerleşecek bir duygudan söz ediyorum. Ama öyle olmuyor. İnsanın kendini sevmemesi, yaptıklarına tam olarak inanmaması, kendine ve yapıtlarına yeterince güvenmemesi, kendinden sonra gelen dalgaların gücü karşısında kendini zayıf hissetmesi, yavaş yavaş suyunun çekildiğini, beslenme kaynaklarının kuruduğunu fark etmesi, bütün bunlar karşısında duyduğu huzursuzluğun başkalarınca da görüldüğü kuşkusuna kapılması gibi birçok unsur devreye girerek, içlerinden birçoğuna huysuz, hırçın, habis ihtiyar görüntüsü veriyor. Gençken çok sevdiklerimizi, şimdi sevmiyor oluşumuzun kabahati niye yalnızca bizim olsun?

Murathan Mungan

İş hayatını tanımanıza ve anlamanıza yardımcı olacak kitaplar

İş hayatını tanımanıza ve anlamanıza yardımcı olacak kitaplar “İş Yönetim” ya da “Kişisel Gelişim” kitapları değil, felsefe kitaplarıdır. Basitleştirilmiş bilgiler içeren “İş Yönetim Kitapları” sistemin içine sizi daha iyi entegre etmek için düzenlenmiş, olayların özünü anlamanıza izin vermeyecek tuzaklarla dolu kitaplardır. Onları okuduğunuzda iş hayatı ile ilgili birçok şey öğrendiğinizi düşünüp kendinizi bir anlığına rahatlatırsınız ancak öğrendikleriniz genelde fazla düşünme, sana söyleneni yap, herkes böyle yaparak bir yerlere geliyor tarzında bilgilerdir. İş hayatını ve insanları daha iyi anlamak istiyorsanız size yardımcı olacak olan edebiyat ve felsefe kitaplarıdır.

Yalnızlığa dair kısa bir not

Jung’ın yalnızlık üzerine yaptığı tespite katılmamak mümkün mü? Bu tanıma göre hangimiz kendimizi yalnız hissetmemiştir bu toplumda?

Jung der ki “Yalnızlık insanın çevresinde insan olmaması demek değildir. İnsan, önemsediği şeyleri başkalarına aktaramadığı zaman veya başkalarının imkansız olduğunu düşündüğü fikirlere sahip olduğu zaman kendini yalnız hisseder”