IK seminerlerine takip etmeye çalışırım, IK yazılarını da okurum ama pek haz etmem bu seminerlerden, yazılardan, açıkcası çok fazla bir şey de alamam bu çalışmalardan. Neden derseniz, genellikle sistemin içinde kalan çözümler ve öneriler getirirler. Oysa sıkıntının aslı sistemin kendisindedir. Soruna hastalıklı sistemin içinden baktığınız sürece bulacağınız çözümler de doğal olarak sağlıksız olacaktır. Bu konuşmalara, yayınlara dikkat edin, hep sorunun insanda, iş arayanda olduğunu vurgularlar, firmaların arayışlarında yaptıkları yanlışları hiç dile getirmezler, şirketlerin hatalı tutumlarından dolayı insanların oralarda yaşadıkları sıkıntıları anlatmazlar. Yani insanı firmaların aradığı formata dönüştürmeye çalışırlar. Fakat unuttukları bir nokta vardır; Firmaların sadece kârlılık üzerine kurdukları yanlış politikaları insanların performansını düşürüp, potansiyellerinin ortaya çıkmamasına neden olmaktadır ve asıl sorun da buradadır.
Category Archives: Genel
Sizi borçlandırarak ele geçirirler
Sizi borçlandırarak bir kere ele geçirdiler mi artık onlardan kurtulmanız öyle kolay değildir. Sistem kementini atmıştır boğazınıza bir kere, özgürlüğünüzü teslim almıştır sizden. “Bugün borç alan yarın emir alır” diye boşuna dememiş atalarımız, bir kere emir almaya başlayınca sistem her istediğini yaptırmaya başlar size. Borcunuz vardır, sevmediğiniz işi bırakamazsınız, borcunuz vardır istediğiniz hayatı yaşayamazsınız, borcunuz vardır hayal ettiklerinizi gerçekleştiremezsiniz, kısır bir döngünün içinde dönmeye başlamışsınızdır. Boğazınızdaki kement sizi sıkıyordur ama çıkartamazsınız onu oradan. Sonra düşünürsünüz, ben bu borcu niye almıştım, neden nakit akışı mı bozmuştum diye, bakarsınız ki hiç de gereği yokmuş aslında bu sıkıntıya. Faizi ile ödediğiniz borç sadece para değil bu paraya sahip olmak için harcadığınız zamandır yani hayatınızdır aynı zamanda. 😊
Düşman kimdir?
Henry Miller (1946) düşman üzerine şunları yazmıştı: “Evet, kimdir düşman? Korkunç bir canavardır mutlaka, yoksa onun yüzünden savaş alanlarına çıkmazdık.” Düşmanlara, kendilik nefretimizin hedef taşı olarak ihtiyaç duyarız. Anne babalarımızın bizde aşağıladıkları veya reddettikleri şeyler için cezalandırmak üzere düşmanlar ararız.
Düşmanlar bizi kendi yaralanmışlığımızı görmekten uzak tutarlar. İnsan başkalarını cezalandırabildiği, aşağılayabildiği, hatta yok edebildiği sürece kendi kendisiyle yüzleşmek zorunda kalmaz. Zaten yüzleştiği an kendi kurban durumunda oluşuyla göz göze gelecektir. İnsan kendi çaresizliğini algılamak istemiyorsa veya buna izin verilmiyorsa, bu yüzden çaresiz durumda olan bir başkasını cezalandırıyor. Düşmanlar bizim çaresizliğimizin yerini alırlar. Kendimizi güçlü, katı, hatta şiddet eğilimli göstererek kendi yüzümüzü, kendi zayıflığımızı ve çaresizliğimizi diğerlerinden olduğu gibi kendimizden de saklarız.
Mona Lisa’nın tebessümü
“Mona Lisa’nın tebessümü” der Sigmund Freud, “uzun zamandır uyur durumda bulunan bir şeyleri uyandırdı Leonardo’nun zihninde- muhtemelen eski bir anıyı. Bu anı onun için o kadar önemliydi ki, bir kez uyandıktan sonra bir daha asla kurtulamadı pençesinden.”
Kaynak: Celine Symbiosis

İnsan neden yıkmayı, her şeyi darmadağın etmeyi seviyor?
İnsanın yaratmayı, yol açmayı sevdiği su götürmez bir gerçektir. ama sorarım size,neden bir yandan da yıkmaya, her şeyi darmadağın etmeye bayılır? yanıtlar mısınız bu sorumu? bu konuda birkaç sözüm daha var. sakın insanoğlu hedefe ulaşmaktan, kurmakta olduğu yapıyı bitirmekten içgüdüsel bir ürküntü duyduğu için yıkmayı, bozup dağıtmayı seviyor olmasın?
Dostoyevski
Filmekimi 2019’da kaçırılmamasını düşündüğüm 15 film

MARIANNE & LEONARD: WORDS OF LOVE
DIEGO MARADONA
ROGER WATERS: US + THEM
PARASITE
SORRY WE MISSED YOU
A HIDDEN LIFE
LA BELLE EPOQUE
LE JEUNE AHMED
AND THEN WE DANCED
MARRIAGE STORY
PORTRAIT DE LA JEUNE FILLE EN FEU
IT MUST BE HEAVEN
THE FAREWELL
MATTHIAS ET MAXIME
BACURAU
Toplum devlet ilişkisine dair…
“Toplum, kendisi daha iyi yaşamak amacıyla bir araç olarak devleti yaratıyor. Ardından devlet onun üzerine abanıyor ve topluma artık devlet için yaşamak düşüyor.”
Kitlelerin Ayaklanması, José Ortega y Gasset
Bilim, insanın mı, sermayenin mi yanında?
İnsan reklamların ve pazarlamanın yalanlarından nasıl korunmalıdır diye bir bilim dalı ya da ilkokuldan itibaren okutulması gereken bir ders olması gerektiğini düşünüyorum. Bilim, eğitim, insanın yanında olsa idi seçmeli de olsa böyle bir ders olurdu okullarda ama bilimin de, eğitimin de, paranın, serbest piyasanın emrinde olduğunu düşünüyorum, o açıdan günümüzün bilimine de eğitimine de tam olarak güvenemiyorum. Management Derslerine bir bakın hiçbiri insanın yanında değildir hepsi bireyin değil sistemin ihtiyaçlarına göre kurgulanmışlardır.
Deprem ve deprem korkumuz…
İmar barışı yerine, doğayla, mühendislikle, kendimizle barış yapabilseydik bugün bu depremden, depremin sonrasından bu kadar korkmayacaktık…