İşe alım mülakatlarında bir adayın kişiliğini nasıl çözümleyebilirsiniz?

Bana çok sorulan sorudur; “Siz tek bir mülakat ile bir adayı nasıl bu kadar derinliğine analiz edip, raporlayabiliyorsunuz? Yeri geliyor, biz beş yıl beraber çalıştığımız arkadaşı bu kadar iyi tanımıyoruz.” Bu analizi yaparken o adayın iş verimliliğine etki edecek on kilit noktanın üzerine yoğunlaşıyoruz. 15 yıl içinde 500’ün üzerinde arkadaşı işe yerleştirdiğimizi düşünürsek bu kilit noktaların büyük ölçüde çalıştığını söyleyebilirim.

İşte o on kilit nokta…

Okumaya devam et

Yeni nesil lider adayına mektup

Yeni nesil lider adayına mektup

Hızla değişen, üç sene sonrasını dahi öngöremediğimiz bir dünyada gelecek algımız da değişti, gelecek aslında bugün yaklaşımı öne çıktı. Bugünü ve yarını şekillendirecek iki büyük eğilim, dijitalleşme ve sürdürebilirlik hızla iş dünyasının, hatta yaşamın devamlılığının merkezine oturan iki güçlü kavram oldu. Sadece iş dünyasında değil, hayatın her alanında içinde bulunduğumuz dönüşüm sürecine önderlik edecek liderlere ihtiyacımız var. Bilgi ve iletişim teknolojisi mevcut ezberlerimizi bozarken kurumlardaki hiyerarşiden bağımsız değişime yön verebilen liderlere gereksinimimiz arttı. Peki bu liderleri nasıl, nereden bulacağız, daha da önemlisi yeni dünyanın kaotik düzeninde onlardan ne şekilde hareket etmelerini beklemeliyiz? Gelin yeni nesil lider adayına uzun zamandır unuttuğumuz, en eski iletişim araçlarından biriyle seslenelim. Mektupla. Ama bu mektubu sadece liderimiz okumayacağı, dergimizin okurları da okuyacağı için çok fazla detaylara girmeden post-it notları tadında, kısa konu başlıkları üzerinden bir kontrol listesi gibi yazalım. Lider dostumuz dilediği zaman tekrar okusun, yaptığını düşündüklerinin yanına kırmızı kalemle tik atsın, kafasının takıldıklarının köşesine küçük bir soru işareti koysun, inanmadıklarının üzerini çizsin. Ama üstünü çizdiklerini altta yine okuyabilsin.

Okumaya devam et

İş görüşmelerinde hangi doğru sorular sizi bir adım öne çıkarır?

İş görüşmelerinde hangi doğru sorular sizi bir adım öne çıkarır?

Yanıtları aramadan önce ilk görüşmede sorulmaması gereken zehirli sorulara bakmakta fayda var.

  • Araç veriyor musunuz?
  • İlk yılım tamamlanmadan yıllık izin kullanabilir miyim?
  • Ücret dışı sosyal haklarım neler?
  • Sağlık sigortası yapıyor musunuz?
  • Servis güzergahınız nasıl?

Soruların ortak paydasını fark ettiniz mi? Hiçbiri yapacağınız işe yönelik, firmaya sağlayacağınız katkıya dair bir şey içermiyor. Hepsi sizin kişisel kazanımlarınızla ilgili. Oysa mülakat yapan kişinin öğrenmek istediği değerlerinizle, firmanın değerlerinin ne kadar buluştuğu? Doğru insan siz misiniz, yoksa kapının dışındaki öteki adaylar mı? İlk görüşmelerin amacı bu iş için uygun olup olmadığınızın anlaşılması, yaratacağınız katma değerlerin keşfedilmesidir. Yani biraz klişeleşmiş bir söylemle, “neden sizi işe alalım?” sorusunun tatmin edici yanıtlarını öğrenmektir. Yukarıdaki soruların mülakat yapan kişide önceliklerinize dair yaratacağı ilk algı, size sunulan pozisyonda hangi farklılıkları hayata geçirebileceğinizden çok kişisel kaygılarınızın her şeyin önüne geçtiği.

Okumaya devam et

Proje finansmanında çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişimin önemi

Bu yazıda ESG (Enviromental, Social, Governance) kriterleri çerçevesinde inşaat projelerinin finansmanını konunun uzmanı, değerli dostum inşaat mühendisi Cihan Değer bizlere anlatacak. 

1) Cem Kafadar: Yurtdışı finansmanlı projelerde ESG ya da Türkçe çevirisiyle ÇSY (Çevre, Sosyal ve Yönetişim) kriterlerinin rolü nedir?

Okumaya devam et

Mühendis – Mimar işe alım mülakatlarında sorulması gereken sorular

Süremiz sınırlı, yarım saat, en iyimseri 45 dakika. Bir kısmı adayın kendisini anlatmasıyla geçiyor. Bir kısmı adayı ısıtacak ön sohbetle. Arada gelen mesaj ve telefonlar da ayrı. Eski televizyon programlarında sunucuların klişeleştirerek söylediği gibi bizim için ayrılan sürenin sonuna geldiğimizde en doğru soruları sorarak adayı tanımamız gerekiyor. Amacımız kişiliğinin özünü ve teknik becerilerini nokta atışı yaklaşımlarla öğrenebilmek. İnsanlar birbirlerini bir ömür boyu tanıyamıyor ama insan kaynakları çalışanlarının böyle bir lüksü yok. Bu şekilde, görüşülen arkadaşın yetkinliklerini iyi ifade etmesini sağlayabileceğimiz gibi, kendini saklamasının da büyük ölçüde önüne geçebiliriz. O zaman gelsin sorular. Ama küçük bir hatırlatma. Ne sorarsak soralım, klişe soruların, klişe yanıtları getireceğini unutmadan.

Okumaya devam et

Kriz Dönemlerinde İnşaat Firmaları İçin Ayakta Kalma Stratejileri

Kriz dönemleri, hele ki bizim gibi bu süreçleri biraz daha uzun ve daha sancılı yaşayan ülkelerde inşaat firmaları için büyük zorluklar yaratır. Kırk yıla yaklaşan meslek hayatımın büyük bir kısmı ne zaman bitecek diye beklediğim farklı durgunluklarla geçti. Ekonomik belirsizliklerin, doğal afetlerin, tedarik zinciri sorunlarının, pandeminin projelerin duraksamasına, maliyetlerin artmasına ve iş gücünde aksamalara neden olduğuna fazlasıyla tanık oldum. Ancak bu zorlu dönemlerde ayakta kalan, hatta büyüyen, bu süreci fırsata çeviren çok firma da gördüm. Böyle zamanlarda küçük olmak, hareket serbesitesi sağlaması açısından avantaj sağlasa da büyük olup doğru stratejilerle krizleri aşanlar da var. Peki nedir bu doğru stratejiler? 

Okumaya devam et

İnşaat Firmaları İçin Yeteneği Çekmenin ve Elde Tutmanın 12 Yolu

İnşaat projeleri süreli olduğundan proje sonlandığında firmanın elinde çalışan için uygun bir iş yoksa çoğunlukla el sıkışarak yollar ayrılır. Bazen de çalışan firmada istediğini bulamadığı için farklı arayışlara geçebilir. Hele ki kritik bir pozisyonda işi ortada bırakarak gidiyorsa vereceği zararı ölçümlemek mümkün değildir. Doğru kurgulanmış bir insan kaynakları yönetimi yetenekli çalışanları bulup, çektiği gibi ve uzun vadede bağlılıklarını artırma noktasında da önemli bir rol oynar. Peki, inşaat firmaları nitelikli personelini elde tutmak için neler yapmalı? İşte inşaat sektöründe doğru bir yetenek yönetimi konusunda izlenmesi gereken yollar:

Okumaya devam et

Projeler neden başarısızlıkla sonuçlanır?

Projeler neden başarısızlıkla sonuçlanır?

İnsanlar gibi zaman zaman projeler de bizi hayal kırıklığına uğratabiliyor. Aslında hiçbir projeye başarısızlık öngörüsüyle başlamayız. İşin başında fayda maliyet analizi yaparız, burada fayda, maliyetten büyükse o projeye soyunuruz. Ancak tüm bu fizibilite çalışmalarımıza rağmen birçok projede istediğimiz sonuçları alamayız. Bazen daha başında hissederiz işin sonunda başımıza gelecekleri. Bazen de iş bittiğinde, tüm verilere sahip olduğumuzda yüzleşiriz bu hiç de istemediğimiz gerçekle. Projelerin neden başarısızlıkla sonuçlandığına dair “Association of Project Managers” bir araştırma yapmış ve bu araştırma sonucunda buldukları on nedeni şu şekilde sıralamışlar.

  1. Paydaşlar arasındaki iletişim kopuklukları (%55)
  2. Planlama eksikliği (%37)
  3. Yanlış kilometre taşları (milestonlar), ara teslim tarihlerinin belirlenmesi (%36)
  4. Kalite kontrol eksiklikleri (%31)
  5. Kontrolden çıkan maliyetler (%27)
  6. Kaynak koordinasyonundaki yetersizlikler (%24)
  7. Yönetimden kaynaklanan zafiyet (%23)
  8. İlerlemenin yönetilememesi, işin iyi takip edilmemesi (%17)
  9. Tedarikçilerin beceri yetersizliği (%16)
  10. Tedarikçilerin kaynak yetersizliği (%10)
Okumaya devam et

İnşaat sektöründeki oyuncuların ezber bozan 2025 dilekleri

Gezegende en çok kararların alındığı, dileklerin havada uçuştuğu günlerdir yılbaşları. Ocak’ın üçüncü haftasına gelmeden de bu başlangıçların çoğunu unutur ve yine önceki yılın aralık ayındaki normalimize geri döneriz. 2024 kararlarım, daha çok spor, daha çok müze gezisi ve sohbet robotlarıyla daha fazla zaman geçirmekti. Maalesef müze gezisinde bu yıl da sınıfta kaldım, sporda da kanaat notuyla geçebildim diyebilirim. Ama sohbet robotları, yıl boyunca düşünce ortağım oldular. Yeni bir projeye başlarken mutlaka onlara danıştım. Bu seneki hedeflerim de üç aşağı beş yukarı geçen yılki gibi. İş yoğunluğum izin verirse, üç yıldır üzerinde çalıştığım hikâye dosyamı 2025’te sonlandırmak istiyorum. Biraz daha asılmak için buraya da not düşüyorum. Bakalım bu yılki performansım nasıl olacak?

Kararlar ve hedefler çöplüğüne dönen yılbaşlarında bir de biraz daha irrasyonel olan dileklerimiz var. Zaman içinde çoğu klişeleşse de her zaman bana daha içten görünürler. En azından ezbere söylenmeyenler. “Tüm hayallerinizin gerçekleştiği bir yıl olsun” gibi olmayanlar. Ne tuhaf bir dilek? Hepsi bu yıl gerçekleşirse gelecek yıllara ne kalacak? 

İnşaat sektörünün daha çok iş yapmak, daha büyük karlılıklara ulaşmak beklentisini bir kenara koyduğumuzda, yeni yıl hedefi ne olabilir? İlk aklıma gelen cevap: “Her şeyin dönüştüğü yeni dönemde taşları yerine oturtmak.” Peki, bu dev sektörü oluşturan insanlar ve organizasyonlar, bunun için ne yapmalı? Hedefleri ve dilekleri ne olmalı? 2025 ajandalarının ilk sayfalarına yıl içinde dönüp dönüp bakabilecekleri hangi notları almalı?

Okumaya devam et

Neden çok sayıda yüksek öğrenim diplomalı mesleksiz işsizle karşı karşıyayız?

İş hayatımdaki kırk yıl içinde gördüğüm en büyük sıkıntı, bunu belki ikiz sıkıntılar diye de tanımlamak daha doğru olacak. İlki, firmaların istenen özellikte çalışanlara ulaşmakta yaşadığı zorluk. İş dünyasının en değerli kaynağı olan nitelikli insana erişim güçleştikçe buna paralel olarak gelişmenin de, başarılı girişimlerin de, ilerlemenin de hızı düşüyor. Diğeri ise bunun bir ölçüde ters simetrisi gibi düşünebileceğimiz, insanların hayalleri ve kariyer hedefleriyle örtüşen firmalarda iş bulamaması. Aldıkları eğitimin, sahip oldukları donanımın boşa gittiği duygusunu yaşayan genç insanlar, topluma, kendilerine, geleceklerine küsüyorlar. Çözümü ya yurtdışında ya da kapasitelerinin daha altında bir işte çalışmakta arıyorlar. Peki suçlu kim? Sistem. Sistem kim? Biz. 1980’lerde de mekanizmanın iyi işlemeyen noktaları vardı. Bugün de var. Yarın da olacak. Değişen, sadece dertlerimiz. Buna belki de fazla şaşırmamak gerekiyor. Çünkü bir modelin doğru işlememesi, hatalar vermesi onun doğasında olan bir özelliği. Bütün modeller, biz insanlar gibi sürekli iyileştirmeye ihtiyaç duyuyor. O zaman ne yapmalıyız? Sorunumuzun kök nedenlerini bulmalıyız. Biraz herkesin kapısının önünü temizlemesi gerektiği yaklaşımıyla bakmalıyız. Bana bu yazıyı yazdıran da kafamın içinde dolaşan bu düşünceler. Belki bunları bir yerlere dökersem, birileri bir kenarından yakalayıp konuyu bir adım ileriye taşır umuduyla fikirlerimi kaleme aldım. Buradaki nedenlerin her biri detaylı bir makale, hatta kitap olabilecek potansiyeller barındırıyor. İnanıyorum ki, konunun üzerinde ne kadar çok tartışırsak, o kadar farklı yol keşfedeceğiz.

Okumaya devam et