Kierkegaard 19. yüzyılda ‘kaygı nedir?’ sorusuna, “gelecek gündür” cevabını verir. 21 yüzyılda yaşasaydı, cevabı herhalde ‘bugündür’ olurdu. 🙂
Pozisyon kazanmaya değil, yetenek kazanmaya çalışın
Genç adaylara hep şunu söylerim; pozisyon kazanmaya değil, yetenek kazanmaya çalışın, bir gün pozisyonu elinizden alırlar ama yeteneği almaları mümkün değil…
Caddebostan Sour and Sweet’te keyifli bir kahvaltı
Ekşi mayalı ekmekler, gurme sandviçler, doğal ve katkısız kurabiyeler için sevgili dostum Ali İhsan Pirgan’ın Caddebostan’daki yeri Sour and Sweet’i tavsiye ederim. Kendi deyimiyle aşkın en fermante hali için 😊 sournsweet.com.tr

3 yıl önce bugün Hürriyet IK ekinde yayınlanan röportajım



Klasik okul-eğitim sisteminde daha ne kadar ısrar edeceğiz?
Okul, gençlerin hayatında tamamen bir istisna, zamanın dışında bir ölü nokta haline geldi. Okul, bugün gençlerin internete bağlı olmadıkları (on-line olmadıkları); cep telefonlarının, müziğin sustuğu; ekranı bırakıp babalarının defterine kalemine döndükleri; aynı anda (müzik dinlemek, DVD seyretmek, çetleşmek ve ödev yapmak gibi mesela) bir çok şeyi bir arada yapmaları yasak olan tek ortam. Gençleri, kendi gerçeklerinden ve alışkanlıklarından zorla koparıp onlara tamamen aykırı bir ortam yaratan klasik okul-eğitim sisteminde ısrar edecek miyiz, yoksa ‘bugünün gençleri bizden farklı’ diyerek eğitimi yeniden düşünecek ve gençlere uygun hale getirecek miyiz?
Hemingway’in sadece üç cümle ve altı kelimeden oluşan öyküsü
Hemingway bir seferinde 6 kelime 3 cumle ile duygulu bir hikaye yazabilecegini iddia etmis ve yazmis.

Fevzi Akkaya’nın İTÜ’ye girişi; İTÜMD Dergisi, Yaz 1992 Sayı 1 Sayfa 15

İki yıl önce bugün Mimarlar Odası Çanakkale Şubesinde verdiğim seminer sonrası
Keyifli seminer sonrası şu notu düşmüşüm 😊
Çanakkale Mimarlar Odası’nın insanın motivasyonunu arttıran güzel salonunda, harika bir katılımla 2 saati aşan keyifli bir seminer oldu. Bu güzel etkinlik için beni davet eden Çanakkale Mimarlar Odası’na, İnşaat Mühendisleri Odası’na ve sevgili Filiz Bahar a çok teşekkür ederim.

Toplum sürekli kendini tekrarlayan dogmaların esiri…
Türk eğitim sistemi, merak eden, sorgulayan, aldığı yanıtların doğru olup olmadığı ya da kesin olup olmadığı üzerinde duran, aldığı yanıtla tatmin olmayınca araştıran insanlar yetiştirmeye yönelik olarak kurgulanmış bir eğitim sistemi değil. En baştan sorgulanması doğru olmayan alanlar belirleniyor ve daha küçücük yaştayken bunlar çocuğun beynine işleniyor ve o zaman da merak etme, araştırma, aldığı yanıtla tatmin olmayıp derinleşme gibi yetenekler kısıtlanmış oluyor. Kısıtladıklarımız analitik düşünmenin başlangıç noktaları. Nedenler, niçinler, nasıllar, neden – sonuç ilişkileri kurulamayınca kabuller, ön yargılar, büyüklerin dedikleri doğrudur yaklaşımları, söz uçar yazı kalır deyişleri ön plana çıkıyor. Öyle olunca da toplum sürekli kendini tekrarlayan dogmaların esiri oluyor.
Mahfi Eğilmez – Kendime Yazılar
“Yalan söyleyen çocuk cezalandırılmalı mı”? Kant’ın konu ile ilgili düşüncesi…
“Yalan söyleyen çocuk cezalandırılmalı mı”? Kant’ın konu ile ilgili düşüncesi…
