Aşk üzerine kısa bir not…

Aşırı ilgi duymadığımız kişileri baştan çıkarırken daha çok özgüven duymamız ve daha kolay başarmamız aşkın ironilerinden biridir; arzu yoğunlaştıkça kayıtsız görünmek gibi oyunları oynayamaz oluruz, ne kadar çok ilgi duyuyorsak, karşımızdaki kişide bulduğumuz mükemmeliyet o denli aşağılık duygusuna neden olur.

Alain De Botton – Aşk Üzerine

İnsanların kötü olduğunu söylememeliyiz asla?

“İnsanların kötü olduğunu söylememeliyiz asla” diyordu Fransız filozof Alain “yeter ki neden öyle davrandıklarını görebilelim” Anladığım, bir tartışmanın ya da saldırganlığın temeline inmeliyiz diye düşünüyordu Alain. Bense derine indikçe daha fazla kötülükle karşılaşabileceğimizden endişe ediyorum. :))

Bir insanı nasıl tanıyacağınızı biliyor musunuz?

Ramtha, bir insanı nasıl tanıyacağınızı biliyor musunuz? sorusuna aşağıdaki yanıtı vermiş.

Ne okuduğuna bakın,

Ne seyrettiğine bakın,

Duvarlarına ne astığına,

Raflarına ne koyduğuna,

Nasıl konuştuğuna,

Nasıl dinlediğine bakın.

Yapmanız gereken tek şey bakmaktır.

Bunlar size onun ruhunun nerede olduğunu gösterir.

İş görüşmelerine gelen adayların kütüphanelerini hep merak ederim. Okuduğu kitaplar, seyrettiği filmler, dinlediği müzikler özgeçmişinden çok daha fazlasını anlatır aday hakkında. CV eklerinde adayın okuduğu kitapların görülebileceği şekilde kütüphanesinin fotoğrafı da yer almalı belki de…

Masumiyetin yitirilişi

Albert Camus, ne güzel anlatır Düşüş Romanında masumiyetin yitirilişini.

“Bunaltmayın beni. Ben, bir gün bir kahvenin terasında elimi bırakmak isteyen o ihtiyar dilenci gibiyim “ah, bayım” diyordu adam , “mesele kötü insan olmak değil, ama ışığı yitiriyor insan.” Evet, ışığı, sabahları, kendini bağışlayan kişinin o kutsal masumluğunu yitirdik biz.”

Bodrum’un adı nereden geliyor, böylesi güzel bir yere neden yerin altındaki karanlığı çağrıştıran bir isim verilmiş?

Bodrum’a en son 1984 yazında stajda aldığım asgari ücrete yakın bir aylığı biriktirerek gelmiştim. Bordrolu olarak kazandığım ilk para idi, arkadaşlarımla küçük bir pansiyonda kalmış, dönüşte de Kapalıçarşı’dan kaçak getirilen kırmızı beyaz bantlı Adidas Ayakkabılardan bir çift almıştım. Bodrum’un böyle bir anısı var bende. İlk kazandığım parayı ilk harcadığım yer. 😊 İlginçtir, bugünün emekli maaşı ile o günün stajyer maaşı ile yapılan bir tatili yapabilmek zor. Neyse konum bu değil, birden yıllar öncesine gidince yazıverdim. 😊

Bodrum’u gördüğüm günden bu yana aklıma takılmıştır, buraya neden Bodrum demişler? Acaba toprağın altında başka bir şehir daha mı varmış, düşman saldırılarında insanlar bu bodrumdaki şehire mi inip yaşıyorlarmış diye düşünürdüm. Ya da dayanılmaz sıcaklarda bu yaptıkları bodruma mı sığınıyorlarmış? Tüm bunları düşünüyordum ama araştırmak için de bir türlü zaman yaratamıyordum. Bu gelişimden önce bu sorunun cevabını bulup geleceğim Bodrum’a diyordum ki, birden sevgili dostum Suat Şimşek’in sayfasında bu sorumun yanıtını detaylı bir biçimde görmeyeyim mi? Keşke başka bir şey isteseymişim dedim 😊😊😊

İşte Suat Şimşek’in satırları ile Bodrum’un ya da Kafir Kalesinin hikayesi

“Bodrum” sözü, ansiklopedilere göre 1400’lü senelerin başında Şövalyeler’in yaptırdıkları kaleden gelmektedir. Şövalyeler kaleye mensup oldukları dinin büyüklerinden Aziz Petrus’un isminin Latincesi olan “Sanctum Petrum” adını vermişler ve “Petrum” sözü zamanla“Bodrum” olmuştur…

Ama, Evliya Çelebi’de bambaşka bir izah vardır: Çelebi, Seyahatname’sinin dokuzuncu cildinde “Bodrum”un “kâfir kalesi”olduğunu söyler!

Evliya’nın yazdıklarına göre, Bodrum’daki büyük kale daha önce Malta Şövalyeleri’ne aittir ve Kanuni Sultan Süleyman tarafından fethedilmiştir. Kâfirler, sonraları Türk kumandandan kalenin kuzeye bakan kapısının sol tarafındaki sahilde ufak bir bodrum inşa edebilmek için müsaade istemişler, çalılıkların çevirdiği yerde gizlice ufak bir kale yapmışlar, inşaat bitince çalıları ateşe vermişler ve yeni kale ortaya çıkmıştır. “Bodrum” adı, küçük bir bodrum inşa etme bahanesi ile ama sahtekârca yapılan işte bu “kâfir kalesi”nden gelmektedir!

Ben Evliya Çelebi’nin yalancısıyım…