Şantiye yönetimi ile ilgili her şey + 1000′in üzerinde inşaat malzemesinin 2017 – 2018 fiyatları

Şantiye yönetimi ile ilgili merak ettiğiniz her şeye 200’ün üzerinde dosyadan oluşan “Şantiye Yönetimi 1″ ve “Şantiya Yönetimi 2″ CD’lerimizden ulaşabilirsiniz.

Şantiye Yönetimi 1 CD’si: 36 farklı konuda detaylı olarak hazırlanmış saha ve teknik ofis uygulamalarının kontrolünde kullanabileceğiniz kapsamlı bilgilere ulaşabilir, bu konuda hazırlanan kontrol listeleri ile tüm şantiye ve ofis çalışmalarınızı rahatlıkla en ufak bir detayı atlamadan kontrol edebileceksiniz.

Şantiye Yönetimi 2 CD’si: Şantiye Uygulamaları, Faydalı Tablo ve Dosyalar, Şantiyede Verimlilik, Form ve Rapor Örnekleri, Beton ve Betonarme, İş Sağlığı ve Güvenliği, Sözleşme Dökümanları, Şantiye Uygulamalarında En Çok İhtiyaç Duyulan Teknik Şartnameler, Şantiye Uygulamalarında Kullanabileceğiniz Sunumlar başlıkları altında 180 dosyaya ulaşabileceksiniz.

CD’leri temin etmek için cem@cemkafadar.com adresinden iletişime geçebilirsiniz.

Not: 10 CD’lik “Yapı Sektörü Dev Bilgi Arşivi” setine 1000′in üzerinde inşaat malzemesinin güncellenmiş 2017 – 2018 fiyatları eklenmiştir.

Şantiye Yönetimi Eğitimime %60 indirim ile sahip olabilme imkanı

İnşaat Mühendisi Cem Kafadar’ın Udemy üzerinde yayınlanan yaklaşık 7 saatlik “Şantiye Yönetimi” eğitimine İMO İzmir üyeleri “IMOIZMIR” kupon kodunu kullanarak %60’ın üzerinde bir indirimle katılabilirler.

Ayrıca tüm derslerin kapsamlı olarak hazırlanmış içeriklerini de PDF dosya olarak bilgisayarınıza yükleyebilirsiniz. Eğitim ile ilgili detaylı bilgiye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz

https://www.udemy.com/santiye-yonetimi-egitimi/?couponCode=IMOIZMIR

Şantiye Yönetimi eğitiminde yer alan dersler

• Maliyet Yönetimi

• Alt Yüklenici Yönetimi

• Şantiye Organizasyonu

• Planlama Yönetimi

• Satın Alma Yönetimi

• Dizayn Yönetimi

• Hakediş Yönetimi

• Sözleşme Yönetimi

Bir okulda insan ne öğrenir?

Hababam Sınıfı filmlerinin unutulmaz sahnelerinin birinde saklı bu sorunun cevabı…

Tulum Hayri: Allah aşkına hocam, bu okulda insan ne öğrenir?

Mahmut Hoca: Yaşamayı, mücadele etmeyi, doğa ile savaşmayı öğrenirsiniz. Bilgili olmayı, en önemlisi kendinize karşı saygıyı öğrenirsiniz. Bu saydıklarım eğer bir okulda yoksa, orada sadece bir taş yığını vardır.

Sinemayı seviyorum çünkü…

2 yıl önce Film Ekimi biletlerimi aldıktan sonra, istediğim tüm biletleri bulmuş olmamın keyfi ile Kadıköy Kozyatağı metrosunda IPad’ime hızlı hızlı yazmıştım 😊

Sinemayı seviyorum çünkü dünyanın uçsuz bucaksız bir yer olduğu hatırlatıyor bana, her ne kadar Shakespeare dünya büyük bir hapishaneden başka nedir ki demiş olsa da 🙂

Sinemayı seviyorum çünkü kısa bir süreliğine de olsa dünyanın ne kadar boktan bir yer olduğunu unutturuyor insana…

Sinemayı seviyorum çünkü gördüklerimizin, yaşadıklarımızın, mevcutun içinde ne kadar küçük bir parça olduğunu gösteriyor ve bu kadar az veri ile nasıl böylesine keskin ve kararlı olabildiğimizin çelişkisini hissettiriyor insana…

Sinemayı seviyorum çünkü karanlık bir salonda bilmediğim dünyaların içinde kaybolmanın korkunç bir tadı var…

Sinemayı seviyorum çünkü bazı filmler bittikten sonra hafif bir yağmurun altında o filmi farklı boyutları ile yaşamak ruhuma çok iyi geliyor.

Belki de insanlığın geleceğine ilişkin kaybettiğim umudumu toparlamama yardımcı olduğu için bu kadar çok seviyorum sinemayı…

Her insanın bir ağacı olmalı bir yerlerde…

İnsanların çocukluklarının geçtiği ev, sokak, mahalle olur da, hiç ağaç da olur mu demeyin. Benim ve arkadaşlarımın böyle bir ağacı vardı. Yaz akşamları, okul sonraları birbirimize hiç sormadan bu ağacın çevresinde toplanırdık. Hepimizin arka pencereleri ağacın olduğu bahçeye baktığı için bir arkadaşımızı gördük mü orada, atardık kendimizi ağacın altına. Ben sevmediğim Biyoloji, Tarih gibi dersleri üst dallarına çıkıp çalışırdım. Hiç bir zaman kafamın almayacağını düşündüğüm (herhalde soyadım kafa-dar diye bu dersler girmiyor içeri derdim 😀) bu dersleri bu ağacın dalları arasında nasıl olduğunu anlamadan anlardım. Okul bittiğinde de o tiksindiğimiz bütün derslerin defterlerini bu ağacın altında yaktığımız ateşin içine atar, alevlerin etrafında hoplaya zıplaya okulun bitişini kutlardık 😀 Bugün dünyanın neresinde bir ağacın kesildiğini duysam, Ataköy’deki bu çocukluğumun geçtiği ağaç geliyor aklıma ve kendi kendime diyorum ki demek ki bunların hayatlarında hiç ağaçları olmamış, onun için bu doymamışlıkları, açlıkları, gözlerindeki mutsuzlukları…

Hoca söyler, öğrenci dinler anlayışı ile nereye kadar gidebiliriz?

Bugünün dünyasında bilgiyi işleyip yorumlayarak öğrencilerine iletebilmek hocanın ilk işi olmalı. Derslerde bilginin sadece kitaplarda olduğu gibi anlatıldığı günler artık geride kaldı. Geçmiş eğitim sisteminde geçmişin dünyasına uygun monolog bir yapı vardı, hoca söyler, öğrenci dinlerdi. Bugün ise çok farklı, çok sesli bir dünyanın içindeyiz. Bu doğrultuda öğretmen kavramının ve tanımının yeniden yapılması gerekiyor. Aksi durumda bilgiyi nasıl kullanacağını bilmeyen, onu işleyemeyen, kafasının içi hiç bir zaman işine yaramayacak bir sürü bilgi ile doldurulmuş olan yeni bir kuşak ile karşı karşıya kalacağız.

Ne zaman başladı insanın mutsuzluğu?

William Morris, sanayileşmenin yeni yeni başladığı 19. yüzyılın sonlarında, insanın eli ile yaptığı üretimin insanı mutlu edeceğini araya makinanın girmesi ile ortaya çıkacak eserlerin eskisi gibi olmayacağını ve insanı da mutlu etmeyeceğini, mutluluğun sadece el emeği ile elde edileceğini savunur. İnsan ile maddenin arasına giren makinanın, endüstriyel girişimin yakın gelecekte güzelliği yok edeceği görüşündedir. Yalnız ve yalnız insan elinin maddeye can verebileceği ortaçağ sanatçılarının eserlerinden aldığı zevkle mutlu ve özgür olduğunu söylüyordu. Belki de Morris’in dediği gibi makinayı bulması ile başladı insanın mutsuzluğu…