Özgürlüğü gerçekten istiyor muyuz?

Ne kadar özgürleştiğimizi söylesek de önyargılarımızdan, paradigmalarımızdan kolay kolay kurtulamayız. Kurtulmayı da çok fazla istemeyiz belki de, inandığımız değerleri kabul etmenin rahatlığını onları yerlerinden kıpırdattığımızda ortaya çıkacak belirsizliklere yeğleriz. Kendi kabullerimiz çercevesinde bir özgürlük bizi rahatlatır, onu sorgulamaktan çok onu daha güçlendirecek tezler üretmeye çalışırız. Ürettiğimiz her tez de bizim zincirlerimizi daha da güçlendirmeye yarayacaktır. Özgür olduğumuzu sanmak özgürlükten daha çok rahatlatır bizi. Özgürlük herkesin taşıyamayacağı kadar ağır bir yüktür. Sorumluluk gerektirir, disiplin gerektirir, kendine saygı gerektirir, ilkeler gerektirir, kendine sadık olmayı gerektirir ama sanıldığı gibi başıboşluk gerektirmez.

Kimdir Plaza Çalışanı?

Süheyl Aygül’ün “Plaza Çalışanı Olmak” yazısında yaptığı tespiti sizlerle paylaşmak istedim.

Plaza Çalışanı: Yaka kartı takan, döner kapılardan geçen, pencereleri açılmayan kulelerde soluksuz yaşayan, klimalarla nefes alan, aynı öğle yemeklerini yiyen, aynı marka mağazalardan giyinen, aynı kurallarla oynayan, excel satırları arasında kaybolan, bilgisayar ve akıllı telefonları et kemik haline gelen, insanlardan beş gün alıp, iki gün veren sistemin birer dişlisi 😀

“Hoca öğretir, öğrenci ezberler” kalıbı unutulmalı

Hocalık, öğretmenlik, bu böyle olacaktır diye bir fikri öğretmekten çok öğrenciye kendi gerçeğini keşfedebilme fırsatı sağlamalıdır. “Hoca öğretir, öğrenci ezberler” kalıbını hocalar da, öğrenciler de unutmalı. Anlatılanlar kafamızda canlanıp, sorgulanarak irdelendiğinde ancak bir şeyleri öğrenmiş oluyoruz…

İnsan 40’lı yaşlarını neden önceki yaşlarından daha çok sever?

20’li yaşlarımızda her şeyi bildiğimizi sanıyoruz, bu bize o yıllar için çok iyi geliyor, hayat hep 20’li yaşlarda devam etseydi, bu duygu ile yaşamak mükemmel olurdu. 30’lu yaşlarda bir bakıyoruz ki hayat hiç de 20’li yaşlarda gördüğümüz gibi değil, bildiğini zannettiğimiz çok şeyi aslında bilmiyormuşuz. Ve 40’lar geldiğinde bu bilgisizliğimizi kabullenmeye başlıyoruz, hayat ile daha rahat yüzleşiyoruz, hafiflemeye başlıyoruz ve tüm bu sakinleşme bize çok iyi geliyor.

“Yapı İşlerinde İSG Yönetmeliği – Yeni Uygulamalar” konulu ders seminer 26 Aralık 2017 Salı

İnşaat projelerinde kazalar neden oluyor, hangi önlemler alınabilir, ISG Uzmanlık Sertikası almak için ne gerekiyor, İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili bu ve benzeri birçok sorunun yanıtını öğrenmek istiyorsanız sizi bu haftaki Yapım Yönetim dersime bekliyorum.

Konu:  Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği

Konuşmacı: İnşaat Yüksek Mühendisi Fırat Şükrü Eker – A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı

Tarih: 26 Aralık Salı Saat: 19.00

Yer: Beykent Üniversitesi Taksim Yerleşkesi

Her zamanki gibi 203 nolu Amfi, katılım ücretsiz.

Hayatımın en kısa ve en uzun anı

Hayatımın en kısa ve en uzun anıydı mide kanaması geçirdiğim o süre. Bir taraftan her şeyin bitmek üzere olduğunu, tansiyonumun sıfıra doğru hızla düştüğünü (3-5’e kadar inmiş) hissediyordum, bir taraftan da o yaşadığım an hiç geçmiyordu bir türlü. Bayılıp, bu acıyı hiç duymamak istiyordum ama bayılamıyordum da.

Yaklaşık 1 aylık tedavim, bu haftabaşı itibari ile tamamlandı. Ciğerlerimdeki enfeksiyon kurudu, midem yoluna girdi ancak kan değerlerim, kan kaybımın yüksek olması nedeni ile henüz istenen aralıklara ulaşmadı, tahmin ediyorum bir kaç ay içinde onlar da toparlanacak.

Bu beklenmedik rahatsızlığım süresince güzel dileklerini, bana, eşime, çalışma arkadaşlarıma ileten tüm dostlarıma çok teşekkür ederim. Sizlerin ilettiği güzel enerjileri üzerimde toplamasaydım, bu zor süreci böylesine kolay atlatamayacaktım. Sevgili Nietzshe’nin o güzel sözünde söylediği gibi beni öldürmeyen şey, beni güçlendirir diyerek haftabaşı itibarı ile dönüyorum normal hayatıma. 😊