İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1- Bakış açısını değiştirmek.
2- Empati. Karşındakinin yerine kendini koyabilmek.
İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1- Bakış açısını değiştirmek.
2- Empati. Karşındakinin yerine kendini koyabilmek.
İş hayatında başarıyı etkileyen 10 önemli unsur:
1) Doğru insanlar
2) İşi severek yapmak
3) Yaratıcılık
4) İnsiyatif almak
5) Bağlılık, aidiyet
6) Koordinasyon Yeteneği
7) Öncelikleri doğru belirlemek
8) İşi iyi takip etmek
9) İletişim Yeteneği
10) Çok çok çok çalışmak
Goethe’nin çok sevdiğim bir sözü vardır; “İnsanlara oldukları gibi davranırsanız, aynen öyle kalırlar. Fakat onlara olmaları gerektiği gibi davranırsanız, daha büyük ve daha iyi insan oluverirler”.
Bir yöneticinin en önemli görevinin takım arkadaşlarına potansiyellerinin ne denli geniş olduğunu hissettirmesidir diye düşünürüm. Biz çalışanlara, çalışmayı sevmedikleri, sürekli işten kaytarmayı planladıkları, verdiğimiz görevin altından kalkamayacakları düşüncesi ile baktıkça doğal olarak onlar da bizim kabulümüze uygun davranacaklardır. Hiç bir zaman neleri başarabilecek güce sahip olduklarını düşünmeyeceklerdir. Oysa sonuçta hepimizin istediği kendimizi gerçekleştirebilmek ve potansiyelimizi en üst seviyede kullanabilmek değil midir? Evrenin sınırları olmadığı gibi insan kapasitesinin de sınırlarının olmadığını düşünüyorum. Eğer bir sınır varsa o da beynimizin içinde önyargılarımızla kendi kendimize çizdiğimiz sınırlardır ki, bu da ne yazık ki aşılması en güç olanlardır.
Çalışanın kendini şirketine bağlı hissetmesi için bugün bir numaralı kural, saygı gördüğüne inanması” geri kalan herşey saygının sonrasında geliyor…
Sinema ‘türünden’ söz edildiğinde, genelde ticari yapımlar, durum komedileri, kovboy filmleri, psikolojik dramlar, polisiyeler, müzikaller, korku ve felaket filmleri, melodramlar, vs. kastedilmektedir. Ama bütün bunların sanatla yakından uzaktan bir ilgisi var mıdır? Bunlar ‘kitlesel iletişim’dir, tüketim malları demek belki de daha doğrudur. Artık ne yazık ki her yerde rastlanan bu biçimler sinemaya dışarıdan, ticari çıkarlar tarafından zorla dayatılmaya çalışılmaktadır. Ancak esas anlamıyla sinema, düşünmenin ancak biçimini tanır: Birleştirilemezi ve çelişkiyi birleştiren, sinema sanatını yazarın düşünce ve duygularıyla özdeşleştiren şiirsel düşünce tarzı.
Andrey Tarkovski
Mühürlenmiş Zaman
Şirketler için 3 tehlike:
1) Her işe karışan işverenler
2) Bilmediği halde biliyormuş gibi yapan yöneticiler
3) Değişime direnen calışanlar

Kendi kendime çok düşünmüşümdür, planlarım mı, niyetlerim mi üzerimde daha etkili oluyor diye.
Daha teknik ve somut olan planlarım çoğu zaman beni yarı yolda bıraktırırken, iç sesimin yönlendirdiği niyetlerim ise beni hep yolda tutmuşlardır. En güzeli ne derseniz, bu ikiliyi birlikte doğru kullanarak yola devam etmek derim. 🙂
Filmler, yıl içinde seyrettiğim tarih sırasına göre sıralanmıştır.
Satıcı (Ashgar Farhadi’nin bu yıl Oscarlarda en iyi yabancı film ödülünü alan filmi)
Manchester By The Sea Yaşamın Kıyısında
La La Land – Aşıklar Şehri
Window Horses
Owe Adında Bir Adam – Hayata Rövaşata Çeken Adam
The Art Of Life David Lynch
Alt Tarafı Dünyanın Sonu
Neruda
Ruh ve Beden – Body and Soul
Fences
Manifesto
Last Men in Alleppo
Malala
Ismail’in Hayaletleri
Tutku Oyunu
Beguiled
Sevgisiz
Tehran Taboo
Kare
Good Time – Soygun
Hakaret (Bu hafta Başka Sinema’da vizyona girdi)
Yalnız Kalpler
Soygun
Thelma
Kutsal Geyiğin Ölümü
İşe Yarar Bir Şey
Umudun Öteki Yüzü
Human
Theory Of Everything – Sonsuzluk Teorisi
Dönme Dolap
Loving Vincent

Tavsiye Edebileceğim 21 Netflix Belgeseli
Saving Capitalism
Modern Çağın Dahileri Freud, Nietzche, Marks
Minimalism
Requiem for the American Dream
Zeitgeist The Movie
Dishonesty Truth About Lie
Peru Tesoro Escondido
Colombia Wild Magic
Churchill and The Cabinet War Rooms
Chasing Coral
Terra
Afghanistan Great Game
The Propaganda Game
Chasing Ice
Allende
Winter on Fire
Salam Neighbor
The Mask You Live In
Spock
The White Helmets
Ellis