Bir dönem bizim ofiste Türkçesi çok iyi olmayan Cezayir’li bir arkadaş çalışıyordu. Arkadaş, bir gün ofisteki arkadaşlara sormuş, harika ne demek, ne anlama geliyor? Bizimkiler de anlamını anlatıp, sormuşlar neden bu kelimenin anlamını merak ettin diye, Cezayir’li arkadaş da Cem Bey konuşurken en çok bu kelimeyi kullanıyor demiş. :)) Bana anlattıklarında çok güldüm, bir yabancının dikkatini çekecek kadar harika dediğimin o güne kadar farkında değildim. Ayrıca o günler hayatımın öyle pek de harika olmadığı zamanlardı. 🙂 Sonra ben arkadaşa sordum, ben en çok harika diyorum, bunu anladım, pekiyi Türkler sohbetlerinde en fazla hangi kelimeyi kullanıyorlar? Bana hafif bir şaşkınlıkla bir söz var, anlamını bana kimse tam olarak anlatamadı ama kötü bir şey değil diye tahmin ediyorum dedi. Neymiş o söz dedim, “var ya” dedi 🙂 Ben de anlatamadım “var ya”nın anlamını Mina’ya:))
Hepimiz birer girişimciyiz
Bir kurumda da çalışsak, kendi işimizi de yapsak sürekli kendimize yatırım yapan bir girişimciyiz. Sadece aldığımız eğitimler değil, geliştirdiğimiz her ilişki, iş networkümüz de farkında olmadan kendimiz için yaptığımız yatırımlar. Bu açıdan baktığımda her çalışanın bir girişimci olduğunu düşünüyorum.
Hayat herkese aynı dersi vermez
Yaşlılık da, tıpkı güzellik ya da yakışıklılık gibi zor taşınan bir şey aslında. Deneyimlerle övünmenin yaşlarında, aslında sanıldığı kadar çok deneyim sahibi olmadığınızın anlaşılması, dahası bu deneyimlerin size beklenildiği ölçüde bir bakış derinliği, ufuk genişliği kazandırmamış olduğu kuşkusuyla birlikte gelir. Hayattan herkesin aynı dersleri almadığını biliriz elbet. Hayat herkese aynı dersi vermez. Hayat karşısında ne kadar iyi bir öğrenci olduğunuz da önemlidir. Hatta daha önemlidir. Zaman herkesin üstünden aynı hız ve derinlikle geçmez, bu yüzden bıraktığı izler de farklıdır. Zaman yalnızca sizi değil, çevrenizdeki hemen her şeyi az çok değiştirmiştir. Her dönemeçte yaşamla kurulan ilişkinin formüllerini yeniden çatarken, değişkenleri doğru hesaplamak gerekir. Zamanın bizden aldıklarının yerine neleri koyduğumuza bakarız. Yaşama yapılan yatırımın tazelenmesi temelde budur.
Murathan Mungan
En çok nelerden korkuyoruz?

En çok nelerden korkuyoruz?
Korku romanlarının ustası Stephen King’e Paris Review muhabiri 2006 yılında bu soruyu sorduğunda King şöyle cevaplamış: Kaos. Yabancılar. Sonra değişiklikten korkuyoruz. Beklenmedik aksaklıklardan korkuyoruz.
Ne zamandan beri yazıyorum?
Bir odada yalnız başıma hayaller kurmanın, kendimle sohbet etmenin keyfini almaya başladığımdan beri sürekli yazıyorum.
Anlaşılamamak itici bir güçtür
Anlaşılamamak, her zaman itici bir güç oldu benim için. Bir gün anlaşılırsam ki buna pek ihtimal vermiyorum, tüm hayal gücümü kaybedecekmişim gibi hissediyorum.
Proje Yönetimi ile İlgili Okullarda Öğretilmeyen 50 Ders
02 Şubat Cuma günü Antalya’lı dostlarımla Proje Yönetimi ile ilgili okullarda öğretilmeyenleri konuşacağız. Programı uygun olan meslektaşlarımı IMO Antalya Şubesinde saat 17:00’de başlayacak seminerime beklerim.

Hayatın anlamı mesajını kaybetmemekte

Bana hayatın bir tanımını yap deselerdi, o tanımı şöyle yapabilirdim. Hayat, çocukluk mesajınızı hiç düşürmeden yolun sonuna kadar götürebilmektir. Düşürdüğünüzde ya da kaybettiğinizde geriye dönüp almak kolay olmuyor çünkü. Şimdi haklı olarak merak ettiniz, çocukken kendine yazdığın mesaj neydi ve şimdi nerede o mesaj diye. “Dünyanın daha güzel bir yer haline gelmesine bir şekilde katkı sağlamak” idi benim mesajım. Hatta 21 yaşında ilk iş görüşmemde gelecekteki hedeflerin ne diye soran proje koordinatörüne de böyle cevap vermiştim. Dünyanın daha güzel bir yer olmasına katkıda bulunmak istiyorum, aklıma gelen ilk hedefim bu demiştim. Bu tuhaf cevap onun da hoşuna gitmiş olmalı ya da bu idealist genci ben istediğim gibi çalıştırabilirim diye de düşünmüş olabilir, çok fazla soru sormadan işe almıştı beni. 🙂
1970’lerin başında, 10’lu yaşlarım başlamadan okuduğum gazete haberlerinden, büyüklerin kendi aralarında yaptıkları sohbetlerden dünyanın fazlası ile sıkıntılı bir yer olduğunu çok erken fark etmiştim. Kendi kendime, bu insanlar gibi olmayacağım ben, onlar gibi devamlı söylenip durmayacağım hayatımdan, farklı bir şeyler yapacağım, farklı bir insan olacağım derdim. Belki de çocukluğumdan gelen bu öfkem iyimserliğimi sürekli canlı ve ayakta tutuyor. Onun için hep sevmişimdir içimdeki öfkeyi…
Nedir bu aşk aşk dedikleri?
Freud : Libidodur
Camus : Bulaşıcı hastalıktır.
Sartre : İki insanın bilinçlerini birleştirme çabasıdır.
Pavese : Geride tiksinti bırakan geçici bir bunalımdır.
Platon : Şuur bozukluğudur.
Buddha: Yanlış yönlendiren bir acıdır.
Beauvoir: Kendimizin ötesine geçmemizi sağlar.
Schopenhauer: Bizi bebek yapmak için oyuna getirir.
Russell: Yalnızlığımızdan bir kaçıştır.
Pavese: Bizi tüm çıplaklığımız, düşkünlüğümüz ve hiçliğimizle açığa vurduğu için öldürür.
Ben : Zamanı unutarak yaptığın her şey içinde bir aşk barındırır.
Bu Sabah Rumelihisarüstü

