2012’ye girerken yazdığım bir blog yazısı 

Dunyanin gunesin etrafinda yeni turuna basladigini kabul ettigimiz bir “1 OCAK” daha geldi. Dunya milyonlarca yildir gunesi turlayip duruyor, uzerinde yasayan tum canlilara verdigi mesaj cok acik; var oldugunuz surece durmanizi istemiyorum. Ben de, sizler de surekli hareket halinde olmaliyiz, bir bisikletli gibi dusunun kendinizi, dusmek istemiyorsaniz hizli ya da yavas pedallari cevirmeye devam etmelisiniz.
Bu mesaji dogru alanlar basari olarak adlandirilan bir ic huzuru ile odullendiriliyorlar, anlamayanlar da hayatin sirrini cozmeye calisarak tuketiyorlar hayatlarini…
Icinde bircok güzel an barindiran bir yil olsun 2012, cunku zaman gectiginde hatirlanan yillar degil sadece o kucuk anlar oluyor…

Doğru, tek bir yolu takip etmez

Doğru, gerçek ve tek yol hangisi mi, bu yol hiç var olmadı der Nietszche Yaşanmışlıklardan çıkardığımız dersleri, gözlemlerimizi, aldığımız eğitime bağlı tespitlerimizi bir sentez yaparak oluştururuz yol haritamızı. Çoğumuzun yaptığı hata da bu yolun tek bir yol olduğu ve değişmeyeceği yanılgısıdır. Oysa yaşadığımız her olay ve gözlemlerimiz ile yolumuza ufak rötüşler yapabilir, beraberinde yan yollar da açabiliriz. Tek yol diye inat ettikçe ya yolda kalırız, ya da yol kazalarına neden oluruz çoğunlukla…

Başarının bir sırrı var mıdır?

Başarının bir sırrı varsa, bunun birbirini takip eden üç adımdan geçtiğini düşünürüm.
İlk adım; “Kim olduğunu keşfetmektir”. En önemli adımdır, bu adımı doğru atamazsanız sonraki adımlar da sizi yanlış noktalara götürecektir.
İkinci adım; “Kendini kabul etmektir” ki bu en zor ve en sancılı olan adımdır.
Üçüncü adım “Kendini geliştirmek” ise en keyifli olan adımdır.

Yaşamak için çalışın, çalışmak için yaşamayın

Çalışmak en etkili varoluş biçimidir. kendinizi gerçekleşrmek, potansiyelinizi ortaya çıkarmak için çalışın.
Başarı, itibar, para güzeldir ama oyunun asıl amacı anlamdır. Hayatta kalmaktan daha önemli değil midir, hayatın sizde kalması?

Vizyon sahibi çalışanlarınızın olmasını istiyorsanız

İK Yönecisi dostlarıma hep şunu söylerim; “Dünya ne yöne gidiyor, ben bu değişimin neresindeyim ve gelecekte de neresinde olacağım?” Bu soruyu soramayan ve kendine göre bir yanıtı olmayan hiçbir kimseyi işe almayın.

Depolanan bilgi işlenemiyorsa bir anlamı yoktur

Bugünün dünyasında bilgiyi işleyip yorumlayarak öğrencilerine iletebilmek hocanın ilk işi olmalı. Derslerde bilginin sadece kitaplarda olduğu gibi anlatıldığı günler artık geride kaldı. Geçmiş eğitim sisteminde geçmişin dünyasına uygun monolog bir yapı vardı, hoca söyler, öğrenci dinlerdi. Bugün ise çok farklı, çok sesli bir dünyanın içindeyiz. Bu doğrultuda öğretmen kavramının ve tanımının yeniden yapılması gerekiyor. Aksi durumda bilgiyi nasıl kullanacağını bilmeyen, onu işleyemeyen, kafasının içi hiç bir zaman işine yaramayacak bir sürü bilgi ile doldurulmuş olan yeni bir kuşak ile karşı karşıya kalacağız.