Film Ekiminin Ardından

7 günde 20 filme gittiğim Filmekimi dün bitti.

20 filmden 13’ü beni ciddi biçimde etkiledi, 2’sini sevmedim, 5’i ise ortalama, beklediğim kadar iyi değildi. İnsanın filmi seyrettiği andaki ruh halinin filmi beğenmesini ya da beğenmemesini çok etkilediğini düşünüyorum. Sabah ilk matinelerde seyrettiğim tüm fimleri beğenirken en az beğendiklerim 21.30 seanslarında seyrettiklerim. O filmleri sabah daha açık bir algı ile seyretse idim daha mı çok beğenecektim acaba.

Her festival sonrası küçük bir dünya turundan dönmüş gibi hissediyorum kendimi. İsveç, Mali, Fransa, ABD, Rusya, Bosna, Norveç, İngiltere, Çin, İskoçya, İzlanda, İtalya, Almanya’da küçük bir tur yaptıktan sonra evime geri döndüm.
En beğendiklerim;
İnsanları Seyreden Güvercin,
Mommy,
Saraybosna’nın Köprüleri,
Timbuktu,
Özgürlük Dansı,
İki Gün Bir Gece,
Dile Veda,
Whiplash,
Yuvaya Dönüş,
Aşkın Halleri
Beklediğimi Bulamadıklarım
Levithan,
Mucizeler,
Mr Turner,
Turist,
Çocukluk,
Buz, Kar ve İntikam

Sinemayı seviyorum çünkü…

Sinemayı seviyorum çünkü dünyanın uçsuz bucaksız bir yer olduğu hatırlatıyor bana, her ne kadar Shakespeare dünya büyük bir hapishaneden başka nedir ki demiş olsa da 🙂

Sinemayı seviyorum çünkü kısa bir süreliğine de olsa dünyanın ne kadar boktan bir yer olduğunu unutturuyor insana…

Sinemayı seviyorum çünkü gördüklerimizin, yaşadıklarımızın, mevcutun içinde ne kadar küçük bir parça olduğunu gösteriyor ve bu kadar az veri ile nasıl böylesine keskin ve kararlı olabildiğimizin çelişkisini hissettiriyor insana…

Sinemayı seviyorum çünkü karanlık bir salonda bilmediğim dünyaların içinde kaybolmanın korkunç bir tadı var…

Sinemayı seviyorum çünkü bazı filmler bittikten sonra hafif bir yağmurun altında o filmi farklı boyutları ile yaşamak ruhuma çok iyi geliyor.

Belki de insanlığın geleceğine ilişkin kaybettiğim umudumu toparlamama yardımcı olduğu için bu kadar çok seviyorum sinemayı…